(506 S. K. m. 3, 108)
Taraflar arasındaki tesbit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 2. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.11.2002 gün ve 2001/503 E. 2002/614 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 20.01.2003 gün ve 2002/10905-2003/63 sayılı ilamı ile; (...Davacının 1.2.1976 tarihli sigortalılık başlangıcının tespitine karar verilmiş ise de; bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 3/II (B) bendine göre özel kanunda nitelikleri belirtilen çırakların, çıraklık devresi sayılan süre içerisinde malullük yaşlılık, ölüm sigortaları hükümlerine tabi olamayacakları ve bu hükmün sonucu belirtilen sürelerin sözü edilen Yasanın 108. maddesinde de gösterilen sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu olayda, davacının sözü edilen tarihte çırak olarak çalıştığı 29.12.1978 tarihli müfettiş raporu ve eki olan 25.12.1978 tarihli tutanak ile diğer belgelerden anlaşılmakta olduğu gibi buna ilişkin primlerin de kısa vadeli primler olduğu ve ücret ödenmediği anlaşılmaktadır. Dinlenen tanıklarda davacının o dönemde çırak olmadığı yönünde beyanda bulunmamışlardır. Öte yandan uygulamada da kabul edildiği üzere; yazılı çıraklık sözleşmesinin bulunmaması çıraklık ilişkisinin oluşumu bakımından geçerlilik koşulu sayılmamaktadır. Yazılı sözleşme bulunmadığı durumlarda da işyeri çalışma düzeni çalıştırılan kişinin yaşı, aldığı ücret, mesleği öğrenme gibi unsurlar dikkate alınarak sonuca gidilmelidir.
Somut olayda davacının tesbitini istediği tarihte 14 yaşında oluşu ücret almaması işverenin sadece kısa vadeli primleri ödemiş olması gibi olgular gözönünde bulundurmalıdır. Belirtilen maddi ve hukuksal olguları dikkate almaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.06.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy