(11. HD. 25.01.2002 T. 2001/7365 E. 2002/477 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.06.2003 tarih ve 2003/126-2003/406 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan emeklilik geliri sözleşmesine göre ödenmekte olan aylık gelirin, 325.440.000 lira olarak tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizce, davalının sözleşmesi feshinin, uyarlama için, sözleşmenin hüküm tarihinde dahi ayakta kalmasının zorunlu olduğu da gözetilerek, değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılarak bozulmuştur.
Mahkemece verilen direnme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca, bozmadan sonra sunulan belgenin esas alınması suretiyle, önceki hüküm gerekçesinden farklı bir gerekçeye dayalı yeni bir hüküm kurulduğu gerekçeleriyle, dosya yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmiştir.
Direnme kararını, davalı vekili temyiz etmiştir.
Tasfiye halinde T. Emlak Bankası A.Ş. Tasfiye Kurulu, 28.12.2001 sayılı ve 85 nolu kararıyla, bankacılık işlemi olmadığı gerekçesiyle Ziraat Bankası'na iade ettiği hesapların kapatılmasına, bakiyelerin ödenmesine karar vermiş ve bu karara dayanılarak davanın reddi savunulmuştur.
Sonradan Emlak Bankası'na devredilen Anadolu Bankası ile davacı arasında yapılan sözleşmenin ilk sayfasında yer alan 3 ncü maddede, Anadolu emeklilik geliri ödemelerinin en az beş yıl devamlılığı hususuna yer verilmiştir. Keza arka sayfasında yer verilen 4 ncü madde de bu hesabın kapanması halinde tarafların edimlerinin ne olacağı kararlaştırılmış bulunmaktadır.
Anılan maddelerin birlikte yorumlanmasından bu sözleşmenin yatırılan bir miktar yabancı paraya karşılık, mevduat sahibine irat bağlanması olarak nitelenen ilişkinin Ömür Boyu Emeklilik Geliri, olarak nitelenmesi bu konudaki yasal mevzuata uygun olmayacağı gibi, bu sözleşmenin en az beş yıl devam edeceği yolundaki 1/3 madde hükmü karşısında süresiz olduğunun kabulü de mümkün değildir. 4 nolu madde de tarafların ilişkilerini sona erdirebilecekleri, bu halde edimlerine ne olacağını düzenlemekle, gerek davacıya gerekse davalıya sözleşmeyle oluşturdukları ilişkiyi sona erdirme olanağı tanınmış bulunmaktadır.
Dairemizin 25.10.2002 tarihli ve 2001/7365-2002/477 sayılı kararında da değinildiği gibi, taraflarca ülkenin uzun süreden beri içerisinde bulunduğu yüksek enflasyon karşısında, kendisinden beklenen yararı sağlamaktan çok uzak olduğu süresiz sözleşmenin tarafların başlangıçta birbirlerine taahhüt ettikleri menfaatler dengesinin aşırı bir biçimde bozulması nedeniyle işlem temelinin çöktüğü kuşkusuzdur. Olağanüstü ve elverişsiz ekonomik koşullar karşısında tasfiye aşamasına gelmiş davalı bankanın sözleşmede yer alan fesih yetkisini kullanmasında yasaya aykırı bir neden bulunmamaktadır.
Bu durumda, davalı tarafça feshedilen sözleşmenin uyarlama olanağının kalmaması nedeniyle, mahkemece, davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabul edilmesi yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy