(1086 S. K. m. 275, 284, 429) (506 S. K. m. 26, 78)
Dava: Taraflar arasındaki rücuan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.05.2002 gün ve 2001/81 E. 2002/337 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.09.2002 gün ve 2002/5949-6514 sayılı ilamı ile;
(...Dava; 25.05.1998 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı işçi Ertan Kula için Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca rücuan ödetilmesi istemine ilişkin olup, maddi zarar hesabının; sigortalının kaza tarihindeki ücreti esas alınarak hesaplanması gerekirken sürekli iş göremezlik tarihindeki ücret esas alınarak hesaplanması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Karar: Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, iş kazası sonucu oluşan maluliyet nedeniyle kurumca bağlanan gelir ve ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ile tedavi giderlerinin 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca rücuan ödetilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş mahkemece bilirkişi raporunun doğru olduğu gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 26. maddesi haleflik ilkesine dayalı olup, kurumun rücü alacağı, sigortalı veya hak sahiplerinin kusurlu iş verenden isteyebileceği miktarla sınırlıdır. Bu nedenle sigortalının maddi zararının belirlenmesi gerekmektedir.
Maddi zarar hesabında, hesaba esas alınacak ücret sigortalının kaza tarihindeki fiili ücretidir. Fiili ücret sigortalının gerçek ücreti olup, sigorta primine esas asgari kazançtan (S.P.E.K) farklıdır. Sigorta primine esas asgari kazanç 506 sayılı Kanuna göre sigorta primlerinin alınmasında ve ödeneklerin verilmesinde uygulanan günlük ve aylık kazançtır. 506 sayılı Kanunun 78. maddesine göre, sigortalının kazancı bu kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancının alt sınırının altında ise aradaki farka ait sigorta primlerinin tamamı işveren tarafından ödenmektedir.
Sigortalının fiili ücreti asgari ücret düzeyinde olabileceği gibi, asgari ücretin üzerinde bir ücrette olabilir. Gerçek belli iken varsayımlara gidilemeyeceğinden sigortalının iş yeri kayıtlarından saptanan gerçek kazancı üzerinden tavan hesabı yapılır. Ne var ki, olay tarihinden karar tarihine kadar asgari ücret miktarı artmış olabilir. Böyle bir durumda, olay tarihindeki gerçek kazancın asgari ücrete nazaran fazlalık oranı saptanır ve sonradan yürürlüğe giren asgari ücret aynı oranda arttırılarak tazminat hesabı yapılır.
Sürekli iş göremezlik durumunda tavan hesabı sürekli iş göremezlik derecesini saptayan rapor tarihinden itibaren yapılır ve kaza tarihindeki ücret esas alınarak asgari ücrete nazaran fazlalık oranı sürekli iş göremezlik tarihindeki asgari ücrete uygulanır. Sigortalı kaza tarihinden sürekli iş göremezliğin saptandığı tarihine kadar geçici iş göremezlik ödeneği aldığından bu süre tavan hesabında nazara alınmaz.
Somut olayda, sigortalı 25.05.1998 tarihinde iş kazası geçirmiş, çalışmadığı sürede geçici iş göremezlik ödeneği almış, 27.01.1999 tarihinde %11,3 oranında sürekli iş göremezlik saptandığından bu tarihten itibaren gelir bağlanmıştır.
Kurum müfettişi iş yeri kayıtları üzerinde yaptığı incelemede sigortalının 25.05.1998 kaza tarihindeki 26 günlük brüt kazancının 37.422.110 TL., sigorta primine esas asgari kazancın (S.P.E.K). 43.378.400 TL. olduğunu saptamıştır. Bu durumda sigortalının bir günlük fiili ücreti 37.422.110 TL. nin / 26 güne, bölümü sonucu elde edilen 1.439.311 TL. olup bu ücretin tavan hesabında esas alınması gerekmektedir.
Her ne kadar, bilirkişi raporunda kaza tarihindeki ücretin asgari ücrete nazaran fazlalığının sürekli iş göremezlik tarihindeki asgari ücrete taşınarak bu tarihten itibaren tavan hesabı yapılması yönündeki gerekçesi doğru ise de, bilirkişi kaza tarihindeki gerçek ücreti, asgari ücreti ve sürekli iş göremezlik tarihindeki asgari ücreti yanlış alarak tavan hesabı yaptığından bu raporun hükme esas alınması doğru değildir.
Şöyle ki, kaza tarihindeki gerçek ücret 1.439.311 TL. iken, bilirkişinin sigorta primine esas asgari kazancın bir günlük alt sınırı olan 1.688.400 TL.'yi esas alması ve kaza tarihinde 1.181.250 TL. asgari ücret yürürlükte olduğu halde 01.08.1998 tarihinde yürürlüğe giren 1.594.650 TL. asgari üret esas alınarak fazlalık oranının saptanması isabetsiz olduğu gibi, 27.01.1999 sürekli iş göremezlik tarihinde yürürlükte olan 2.602.500 TL. asgari ücrete saptanmış olan fazlalığın uygulanması ve bu şekilde hesaba devam edilmesi gerekirken, 01.07.1999 tarihinde yürürlüğe giren 3.120.000 TL. asgari ücret esas alınmak suretiyle fazla maddi zarar saptanmıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtildiği şekilde bilirkişiden rapor almak, usulü kazanılmış haklar da gözetilerek karar vermekten ibarettir.
Yukarıda belirtilen hususları göz önünde bulundurmayan bilirkişi raporuna göre verilmiş olan karar usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 17.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy