(506 S. K. Geç. m. 80, Ek. m. 10) (HGK. 30.09.1998 T. 1998/21-644 E. 1998/633 K.) (21. HD. 04.02.2002 T. 2001/8569 E. 2002/629 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 4.İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 10.10.2001 gün ve 19 E. 1777 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 4.2.2002 gün ve 2001/8569 E. 2002/629 K. sayılı ilamiyle; (...Davada 4056 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 80. maddeye dayanılarak yapılan sanatçı borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti istenmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç dosya içeriğine usul ve yasaya uygun değildir.
506 sayılı Kanun'un ek 10. maddesinde, sanatçıların bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılması öngörülmüştür. Burada hizmet akti ilişkisi değil mesleki ilişki söz konusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve dairemizin uygulamaları da bu doğrultudadır.
Dinlenen tanıklar 1971 yılından beri 8-10 yıl davacının gösterilerde festivallerde halk dansları sanatçısı olarak çalıştığını ve geçimini bu faaliyetlerden elde ettiği gelirlerle devam ettirdiğini ifade etmiş iseler de tanık anlatımları inandırıcı bulunmamıştır.
Kanun bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan sanatçılardan söz etmiştir. Tanıklar davacının hangi işveren tarafından hizmet akti aranmaksızın hangi tarihlerde hangi festivallerde hangi dernek toplantılarında ne kadar ücretle çalıştırıldığı, ücretlerin nasıl ödendiği ve tüm hayatını sanatsal faaliyetlerden elde ettiği gelirlerle devam ettirdiği yolunda hayatın olağan akışına ve gerçeklerine uygun ifade de bulunmamışlardır. Tanık anlatımları somut olmayıp soyut düzeyde kalmaktadır. Böylece kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 4056 sayılı yasayla 506 sayılı Yasaya eklenen geçici 80.maddeye dayanılarak yapılan sanatçı borçlanması talebinin geçerli olduğunun tespitinden ibarettir.
Davacı, 1971 ila 1978 yıllarında Divriği Kültür Derneğine üye olup, dernekçe yapılan görevlendirme ile çeşitli festival ve etkinliklerde folklor çalışmasında bulunduğunu, sigortasız geçen bu sürelerini borçlanmak için Kuruma yaptığı başvurunun reddedildiğini belirterek, borçlanma isteminin geçerli olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemenin, davacının otantik halk oyunları sanatçısı olduğu ve bir işverene bağlı hizmet akti ile çalışarak değil de, sanatçı olarak katıldığı etkinliklerde bu etkinliği düzenleyenlerce verilen ücretlerle geçimini temin ettiği anlaşılarak, davanın kabulüne ilişkin olarak verildiği karar, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Hemen belirtelim ki, güzel sanat kollarında uğraşanların çalışmaları, genelde doğuştan yetenek ve beceriye bağlıdır. Çalışma alanı ve konuları ile koşulları çok farklılık ve özellik gösterir. Bu nedenle bu çalışmaların bir hizmet aktinde olduğu gibi bir sınırlamaya veya çerçeve içerisine alınması düşünülemez. Bu çalışmalarda çoğu kez zaman unsuru söz konusu olmadığından, bir veya birden fazla kişi emrinde çalışma unsuru her zaman gerçekleşmeyebilir. Öyle ki, kimi durumlarda yıllarca bir sanatçının üzerinde çalıştığı bir eserinin değerlendirilmesi, kimi durumlarda ise, bir sanatçının bir günde değişik mekan ve zamanlarda çalışmasının gözönüne alınması zorunlu hale gelir. Demek ki, bu tür çalışmalar kendine özgü bir biçimde ortaya çıktığından, hizmet akti çerçevesinde değerlendirmeye tabi olmayacaklarında kuşku ve duraksamaya yer olmadığı açıktır. Bu durumda, sanatçı ile sanatından yararlanan kimse arasındaki akit türü ne olursa olsun, sanatçının sanat yaratırken gösterildiği mesleki çalışması yasa kapsamındadır. Aksine daraltıcı yorum yasanın getiriliş amacına terstir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.9.1998 tarih ve 1998/21-644 E. ve 1998/633 K.sayılı ilamı)
Nitekim 4056 sayılı yasa ile kendilerine borçlanma hakkı tanınan kişiler belirlenirken, 2167 sayılı yasada gösterilen biçimde tüm güzel sanat kollarında uğraşı verenler olarak tanımlanmış ve gösterilmiştir. 2167 sayılı Yasa ile 506 sayılı yasaya eklenen Ek 10.maddeye göre; Sosyal Güvenlik, Kültür ve Turizm Bakanlıkları bir araya gelerek kimlerin bu yasadan yararlanacağını saptayacakları öngörülmüştür. Buna göre; İlgili bakanlıkların bir araya gelerek yaptıkları protokolde her bir sanat dalında ve hangi uğraşı alanlarında etkinlik gösterenlerin bu yasadan yararlanacağı belirlenmiş olup, bu protokolün VI nolu bendinde Folklor ve Halk Sanatçıları başlıklı bölümde Otantik Halk Oyunları Sanatçıları da gösterilmiştir.
Somut olayda; davacının 1.7.1971 ila 11.5.1978 yılları arasında Divriği Kültür derneğine üye olup gerek bu dernek tarafından gerekse bunun dışında çeşitli festivaller, toplantılar, düğün ve etkinliklere katılarak yasada "Otantik Halk Oyunu" olarak adlandırılan folklor gösterilerinde bulunduğu, ücretinin bu etkinlikleri düzenleyenlerce ödendiği, davacının bu biçimde kazandığı ücretlerle geçimini temin ettiği, daha sonraki sigortalı çalışmasında da Ankara'da çeşitli Halk Eğitim merkezlerinde ayrı çalışmasını sürdürdüğü, dernek yazısı, sigorta kayıtları ve tanık anlatımlarından anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca davacının yasa kapsamında olan bir uğraşı alanında çalıştığı ve borçlanma isteminin yerinde olduğu anlaşıldığından, direnme kararı yerindedir. Bu nedenle karar onanmalıdır.
Sonuç: Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının mahkeme kararında ve yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA 10.07.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy