(4721 S. K. m. 713)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şanlıurfa Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 09.07.2002 gün ve 2001/89 E. 2002/707 K. sayılı kararın incelenmesi katılan davacı M. D. ve arkadaşları vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 31.10.2002 gün ve 2002/7361-7797 sayılı ilamiyle; (...Davacılar, uyuşmazlık konusu 1423 parsele ait Hazine tapusunun iptal edilerek kendi adlarına tapuya tescil edilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma noksandır. Davacılar uyuşmazlık konusu 1423 parselin 1968 yılında idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edildiğini, oysa bu yerin muris babaları E. oğlu İ. adına kayıtlı olan Aralık 1929 tarih 155 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek Hazineye ait tapu kaydının iptali ile kendi adlarına tapuya tescil edilmesini istemişlerdir. Mahkemece, nizalı taşınmazın 1968 yılında Hazine adına idari yoldan tapuya tescil edildiği, kadastro öncesi tapu kayıtlarının kadastro işleminden sonra hukuki değerlerini yitirecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin red gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz idari yoldan Hazine adına tapulanmıştır. Davacılar ise, murislerine ait Aralık 1929 tarih 155 numaralı tapu kaydına dayanmışlardır. Nizalı yer sonradan idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilmiş olsa bile davacıların murislerine ait daha önceki tarihli tapu kaydı delil olma niteliğini kaybetmez. Yerel mahkemece davacıların dayanağı tapu kaydının nizalı taşınmazı kapsadığı kabul edilmiş ise de, yapılan uygulama yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece yapılacak iş: davacıların dayandığı tapu kaydının yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla usulüne uygun şekilde yerine uygulanıp kapsamının belirlenmesine çalışılması, tapu kaydının taşınmazın tamamını kapsayıp kapsamadığının, kapsıyor ise ne kadar miktarı kapsadığının usulüne uygun şekilde araştırılması, bu konuda gerekirse tanık anlatımlarından da yararlanılması, nizalı taşınmazın davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, tapu kaydının eldeki dava bakımından delil olma keyfiyetinin mahkemece tartışılıp değerlendirilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek uyuşmazlığın çözümüne kavuşturulması gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Katılan M. D. ve arkadaşları vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı M. S., imar ihya ve satın alma yoluyla eklemeli zilyedlik nedenlerine dayanarak dava konusu Hazine adına kayıtlı 1423 parsel numarası taşınmaz tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini; birinci grup katılanlar V. T. ve arkadaşları, taşınmazın babalarından kaldığını, imar ihya ettiklerini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini; ikinci grup katılanlar M. D. ve arkadaşları ise dava konusu taşınmazın bir kısmının murisleri olan E. oğlu İ. adına kayıtlı Aralık 1929 tarih ve 155 sayılı tapunun kapsamında olduğunu, mirasçıların eylemli olarak zilyet ve tasarruflarında bulunduğunu ileri sürerek belirtilen kısmının mirasçıların hisseleri oranında adlarına tesciline, tapunun iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemenin davacı ve yukarıda isimleri yazılı birinci grup katılanların iddiasını ispatlayamadığı, dava konusu taşınmazın tespit harici bırakıldığı 1961 yılı ile ihdas tapusunun oluştuğu 1968 tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi dolmadığı gerekçesiyle, 2.grup M. D. ve arkadaşları için verdiği red kararı Yüksek Özel Daire tarafından davacı ve birinci grup müdahiller yönünden onanmış, ikinci grup katılanlar yönünden ise eksik araştırma nedeniyle bozulmuş, bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucu, yerel mahkemenin kadastro öncesi tapu kayıtlarının kadastro işleminden sonra hukuki değerini yitirdiği, tescil harici bırakılma tarihi olan 1961 yılından tapunun oluştuğu 1968 yılına kadar kazandırıcı zamanaşımı süresinin geçmediği, taşınmazın imar ihya da edilmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar, katılan davacılar M. D. ve arkadaşlarının temyizi üzerine Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Katılan davacılar M. D. ve arkadaşları 1929 tarih 155 numaralı tapu kaydına dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlar ise de 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/4. maddesi hükmüne göre kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler ancak bu tapu kayıtlarının delil olma niteliği ortadan kalkmaz.
Davaya katılanların dayandıkları tapu kaydı daha önce Hazine aleyhine açtıkları tapu iptal, tescil ve elatmanın önlenmesi davasında uygulanmış, bu tapunun sabit olmayan sınırı bulunduğundan miktarına itibar edildiği, nizalı olmayan 699 parsele uyduğu ve kadastro tespitinin buna göre yapıldığı, nizalı olan parseli ise miktar itibariyle kapsamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş hüküm Yargıtay'dan geçmek suretiyle kesinleşmiştir.
Yine aynı parsel hakkında M. S.'nun zilyetliğe dayanarak açtığı davanın da, bu yerin taşlık ve kayalık olduğu, zilyetlikle kazanılmaya uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda dava nedeniyle toplanan delillere, özellikle uzman bilirkişi raporlarına ve kadastro çalışmaları sırasında tespit edilen duruma göre dava konusu yerin taşlık ve kayalık olduğu bu haliyle zilyetlikle kazanılmaya elverişli yerlerden bulunmadığı tespit edilmiştir.
O halde dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı kesinleşen hükümle belirlenmiş olmasına göre, yerel mahkemenin bu hususları içeren red kararının onanması gerekir.
Sonuç: Katılan M. D. ve arkadaşları vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.12.2003 gününde oybirliği karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy