(2004 S. K. m. 67) (11. HD. 07.03.2002 T. 2001/9578 E. 2002/2009 K.)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya 2. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.8.2001 gün ve 2001/1586 -2001/1044 sayılı kararın incelenmesi davacı, vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.03.2002 gün ve 2001/9578 esas, 2002/2009 karar sayılı ilamı ile,
(...Davacı vekili, müvekkili kooperatif üyesi olan davalının, tahsis edilen konutunda oturduğunu ve henüz kendisine konut teslim edilemeyen üyelerle eşitlik sağlanması için yönetim kurulunca belirlenen kira bedelini ödemediği gibi açılan takibe de haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurul kararı uyarınca bilirkişi tarafından kira bedeli tespiti yapılmadan istemde bulunulmayacağını savunarak, davanın reddini ve karşı yandan kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, genel kurulu tarafından yönetim kuruluna yetki verilmediği ve kira bedeli isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve asıl alacağına %40'ı oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kooperatif genel kurulunun, konutları teslim edilen üyeleri, henüz konutları teslim edilmeyen üyelerle eşitlemek amaçlı olarak, konutları diğerlerinden daha önce verilenlerden bu nedenle ve kira bedeli adı altında para alınmasına dair kararı sonrasında yönetim kurulunca alınan karar doğrultusunda başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yönetim kurulunun bu konuda yetkisiz olduğu gerekçesine dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Davacı kooperatifin 11.7.1999 tarihli genel kurulunda, kura çekip oturanlardan alınacak kiranın bilirkişi aracılığıyla tespitine ve 4-5 taksitte alınmasına karar verildiği açıktır. Burada sözü edilen kira ifadesi, kooperatifin üyesine konut kiralaması anlamında değil, konutlarında oturan ve bu suretle onun getirişinden yararlanan üyelerle, henüz konut alamayan üyeler arasında eşitliği sağlamaya yönelik bedel olarak kullanılmaktadır. Genel kurulun bu kararıyla, konutları teslim edilenlerden aidattan ayrı bir miktar para alınması, bu paranın belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılması ve tespit edilen paranın taksitlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu işlemlerin, genel Kurulda alınan kararların yerine getirilmesinde görevli kooperatif yetkili organı olan yönetim kurulunca yapılması gerekmektedir. Bu nedenle, yönetim kurulunun 5.8.1999 tarihli, kira bedelinin 15.000.000. TL olarak tespiti kararı dayanaksız değildir. Genel kurulca verilen kira tespiti kararının uygulanması sonucu alınmıştır. Bu nedenle mahkemenin davacı isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi isabetli değildir. Mahkemece sözü edilen yönetim kurulu kararının niteliği de göz önünde tutulmak suretiyle değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden' kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre de, icra takibi genel kurul kararına istinaden yönetim kurulu kararına dayandığından, kooperatifin alacaklı olmadığını bilerek takibe geçtiği yani kötü niyetli olduğu söylenemeyeceğinden, borçlu yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamış ve kararın bu nedenle dahi davacı yararına bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar. okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, 11.07.1999 tarihli Genel Kurul kararında, kira bedeli adı altında alınması kararlaştırılan ve gerçekte kira bedeli olmayıp, kendilerine konut tahsis edilen üyelerle henüz bu tahsisin yapılamadığı üyeler arasındaki eşitsizliği giderme amacına yönelik olduğu açıkça anlaşılan bedel miktarının bilirkişi vasıtasıyla tespit edileceğinin belirtilmesiyle yetinilmiş ve bunun mutlak surette yönetim kurulunca özel olarak bu konuda yaptırılacak bir bilirkişi incelemesiyle saptanacağının hüküm altına alınmamış olmasına; Yönetim Kurulu kararında göz önüne alınan, başka bir dava dosyasına sunulmuş bilirkişi raporunun dönem,içerik ve hesaplanan miktar itibariyle somut duruma uygun nitelik taşımasına ve nihayet, Yönetim Kurulunun bu yolla belirlediği bedel tutarının yeniden Genel Kurul onayına sunulacağı yönünde alınmış bir kararın da mevcut bulunmamasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 16.10.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy