(2942 S. K. m. 11/3-f) (221 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki "kamulaştırmasız elkoyma nedeniyle tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Alacakaya Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 5.2.2003 gün ve 2002/100 E.2003/4 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 12.6.2003 gün ve 5669 - 8118 sayılı ilamı;
( ... Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor yasa hükümlerine uygundur. Kapama bağ niteliğindeki taşınmaza net üzüm gelirine göre, üzerinde bulunan yapılara da resmi fiyat artışları esas alınarak, yıpranma payı da düşülerek değer biçilmesinde ve yapılar yönünden bedellerinin tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Dava konusu taşınmaz, kapama bağ vasfında kabul edilerek üzüm gelirine göre değerlendirme yapılmıştır.
Bilirkişi kurulu raporunda 1. sınıf kapama bağın dekara verim miktarı 1500 kg. olarak alınmıştır. Aynı bölgeden Dairemize intikal eden dava dosyalarında 1. sınıf niteliğindeki taşınmazlarda bir dekar için yıllık ortalama kabul edilen üzüm verim miktarı 1100 kg'dır. Bu durum karşısında, bir dekar bağdan 1100 kg. üzüm alınabileceği gözönünde bulundurulmak suretiyle diğer biçilmesi için bilirkişi kurulundan ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile fazla bedele hükmedilmesi, doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; Kapama bağ niteliğindeki, Alacakaya ilçesi Çataklı köyü 132 Ada 47 parsel sayılı taşınmaz ve muhtesatının, Kralkızı Barajı göl alanı içerisinde olmasına rağmen davalı idarece kamulaştırılmadığını, baraj sularının kontrolsüz yükselmesi sonucu taşınmazın tamamının sular altında kaldığını ve bu suretle davalı idarenin taşınmaza kamulaştırmasız el koyduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 3.000.000.000 TL. tazminatın fiili el koyma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı idare vekili, İlçe Tarım Müdürlüğü verileri esas alınarak taşınmaza değer biçtirilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin; "taşınmaza kapama bağ geliri esas alınarak değer biçen bilirkişi raporlarında İlçe Tarım Müdürlüğü verilerine göre üzümün dekara verim miktarının 1500 kg. kabul edilmesinin doğru olduğu, "gerekçesiyle, davanın kabulüne, dair verdiği karar; Özel Dairece yukarıda yazılı nedenle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Dava konusu kapama bağ vasfındaki taşınmaz ve muhtesatını baraj suları kaplamakla, davalı idarece taşınmaza kamulaştırmasız el konulduğu sabittir. Mahkemece muhtesat yönünden hükmedilen bedel de, uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık; Birinci sınıf susuz kapama bağ niteliğindeki taşınmaza bilirkişi kurulunca değer biçilirken, üzüm bağının dekara verim miktarının, İlçe Tarım Müdürlüğü verilerinde üst sınır olan 1500 kilogram mı yoksa aynı bölgeden Özel Daire'ye intikal eden dava dosyaları ve bağın yaşı dikkate alınarak 1100 kilogram olarak mı kabul edilmesi gerektiği noktasındadır.
2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesinin üçüncü fıkrasının ( f ) bendi uyarınca, tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde ekilecek ürünler ve münavebeye alınan bu ürünlerin elde edilmesi için yapılacak harcamalar göz önünde tutularak, net gelirin hesaplanması ve bilimsel yolla değerinin bulunması, bedel tespitinde etkisi olan tüm unsurlarda dikkate alınarak maddenin dördüncü fıkrası uyarınca her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirtilip gösterilmek suretiyle kamulaştırma karşılığının tespit edilmesi gerektiği gibi; Bu unsurların dayanağı olan belgelerinde getirtilmesi zorunludur.
Uygulamada; Kamulaştırma Kanunu'nun 11/3-f bendi uyarınca arazi değerlendirmesinde net gelir, İlçe Tarım müdürlüklerinin çevrede ekilmesi mutad olan ürünlerle ilgili dekar başına verim ve toptan alım fiyatları uygulanmak sureti ile bulunmaktadır.
Her taşınmazda ürünlerin verim ve satış fiyatları, yılına ve kullanılan giderlere göre değişik olabilirse de, aslolan, taşınmazın ortalama değerler göre bedelini bulmaktır.
Bu durumda amaç; Taşınmazın ortalama değerini tespit etmek olduğuna göre, benzer toprak yapısında normal tarımsal faaliyet içerisinde elde edilen ortalama verim miktarları esas alınmalıdır.
Ana ilke bu olmakla birlikte, taşınmazın değerinden ayırıcı özelliği var ise, değer biçmede bu özelliklerinde gözönünde bulundurulması, resmi verilerin, taşınmazın somut özellikleri çerçevesinde uygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Bu noktada, özellikle kapama ürün gelirine göre değerin tespit edildiği durumda, değerlendirmeye esas alınan ürünün verim miktarının yaş ve cinsine göre tespit edilmesi gerektiği açıktır.
İnceleme konusu dosyada; İlçe Tarım Müdürlüğü'nden getirilen veri listesinde, 0-4 yaş arası 1. sınıf susuz bağın verim çağında olmadığı belirtildikten sonra; 5-10 yaş arasız susuz bağdan 600 kg. 11-50 yaş arası susuz bağdan 1500 kg. verim alınabileceği bildirilmiştir.
Böylece, İlçe Tarım Müdürlüğü veri listesinde 11-50 yaş arası üzüm bağının dekara verim miktarının asgari 601 kg, azami 1500 kg. olduğu, diğer bir anlatımla bağın dekara verim miktarının yaşı ile doğru orantılı olarak arttığı anlaşılmaktadır.
Bu değerler esas alındığında, 11-12 yaşında olan dava konusu üzüm bağından, 50 yaş için öngörülen ve azami sınır olan 1500 kg. verim alınması olanaksızdır.
Hal böyle olunca; Mahkemece Özel Daire bozma kararına uyularak, 11-12 yaşında olan dava konusu kapama bağın dekara verim miktarı 1100 kg alınmak suretiyle değer biçilmesi için bilirkişi kurulundan ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 31.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy