(2709 S. K. m. 35, 46) (2942 S. K. m. 38) (ANY. MAH. 10.04.2003 T. 2002/112 E. 2003/33 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Borçlu vekili şikayetinde; takibe dayanak Kulp Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/25 Esas, 2007/31 Karar sayılı ilamın karar başlığında, davacıların Nasrettin Çelik mirasçıları Bedriye Çelik, Mekkiye Çelik, Medine Çelik, Nezahat Çelik, Kudret Çelik, Hasibe Çelik. Besiye Çelik, Hamdiye Çelik olduğu belirtilmesine rağmen icra emrinde Nasrettin Çelik mirasçıları Kudret Çelik vs. şeklinde icra emri hazırlanmasının hukuka aykırı olduğunu, diğer alacaklıların açık bir şekilde bildirilmesinin zorunlu olduğunu, kararın hüküm bölümünde kamulaştırmasız elatma bedelinin yasal faiziyle ödenmesine karar verildiğini, karar doğrultusunda Diyarbakır 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/4903 Esas sayılı dosyasına anapara, işlemiş yasal faizi, yargılama giderleri, ilam vekalet ücreti olmak üzere yasal kesintiler yapıldıktan sonra ödeme yapıldığını, karşı tarafın hak ve alacağının kalmadığını, hukuka aykırı olan Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğü'nün 2012/1286 takip sayılı dosyasıyla başlatılan takibin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ilamın hüküm bölümünde açıkça yasal faizden bahsedildiğinden dolayı yasal faiz gereğince hesap yapmak gerektiği, yasal faize göre tahakkuk ettirilen miktarın da tüm ferileriyle beraber borçlu tarafından ödendiği ve davacı borçlunun, davalı alacaklıya takip tarihi itibariyle takibe dayanak ilamdan kaynaklanan bir borcunun bulunmadığı anlaşılmakla takibin iptaline karar verilmiştir.
Kamulaştırmasız elatma davaları uygulamada sıklıkla karşılaşılan davalardan olmakla birlikte, yasayla düzenlenmiş değildir. Bu konuya dair tek yasal düzenleme olan 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesi de 10.4.2003 tarih ve 2002/112 E. 2003/33 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir. Uygulamada kamulaştırmasız elatma davaları: İBK., HGK. ve Hukuk Dairelerinin içtihatlarıyla yön bulmaktadır. Bu nevi davalarda hükmedilen tazminatların zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak faizin ne tür ve oranda olması gerektiği noktasında da kanuni boşluk mevcuttur. Ancak İdarenin kendisine Anayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileri yasaya uygun bir biçimde kullanmaksızın taşınmaza el atarak kamulaştırma ilkelerine aykırı davranarak. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına müdahale etmesi halinde, kamulaştırmayla mülkiyet hakkına Anayasa'nın 46. maddesiyle getirilmiş anayasal sınırlandırma kıyasen uygulanarak, özü ve vardığı hukuki sonuçları itibariyle aynı nitelikler taşıyan kamulaştırmasız elatmaya dair ilamlarda da hüküm altına alınan tazminatlara Anayasa'nın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği sonucuna varılmalıdır Kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında uygulanan tc. Anayasası'nın 4709 Sayılı Kanunun 18. maddesiyle değişik 46/son maddesinde yer alan kamulaştırma bedelleriyle mahkemece kesin hükme bağlanan arttırma bedellerine, son fıkraya göre kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanacağı hükmü nazara alınmalıdır.
Somut olayda takip dayanağı ilamda hükmedilen kamulaştırmasız elkoyma bedellerinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verildiği, takip tarihi itibariyle ilamın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemenin alacağa dair ilamın kesinleşmiş olması sebebiyle Anayasa'nın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmasının mümkün olacağı kabul edilerek ve yargılama sırasında bilirkişinin anılan ilkelere göre verdiği ilk rapor denetlenerek gerektiğinde de yeniden inceleme yaptırılarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle Mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İ.İ.K.nun 366 ve 6100 Sayılı H.M.K.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca H.U.M.K.nun 388/4 (H.M.K. m. 297/ç) ve İ.İ.K.nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 10.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy