(818 S. K. m. 41) (4. HD. 09.04.2002 T. 2002/12089 E. 2002/4431 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyoğlu Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 7.6.2001 gün ve 1999/439-2001/288 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 9.4.2002 gün ve 2002/12089-2002-4431 sayılı ilamı ile,
(...1 - Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, yük boşaltılması sırasında balyaların davacı üzerine düşerek yaralanmasına neden olmasından kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece, olayda davacı kusursuz bulunarak dava aynen kabul edilmiştir.
Ne var ki dosyadaki delillere göre, zararlandırıcı eylemin meydana geldiği yükün indirilmesi esnasında yükün niteliği ve balyaların düşme olasılığı gözetilerek davacının da belirli bir güvenlik mesafesinde bulunması gerekirken bu koşula uymayıp balyaların zarar verebileceği alan içinde bulunması nedeniyle çok azda olsa bir kusuru vardır. Mahkemece bu yön gözetilip bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadan davacının bu özensizliği nedeniyle takdiren uygun bir miktar indirim yapılması gerekirken isteğin aynen hüküm altına alınmış olması bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının kendi kamyonuyla davalıya ait fabrikaya götürdüğü yün balyaların, davalının işçileri tarafından boşaltma sırasında üzerine düşürmeleri sonucu davacının bir bacağını kaybettiğini; istihdam ettiği kişilerin neden olduğu bu olayda davalının sorumlu bulunduğunu, oluşan uzuv kaybı nedeniyle davacının ömür boyu daha az kazanç elde edeceğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 250.000.000 TL. maddi, 250.000.000 TL. manevi tazminatın; birleştirilen davasında ise 12.850.000.000 TL. maddi tazminatın 21.12.1995 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, yük boşaltma işinin davalının adamlarınca değil davacı tarafından yapıldığını, esasen balyaların ağır olması nedeniyle insan gücüyle boşaltılmasının mümkün bulunmadığını, davacının kendi ihmal ve tedbirsizliğiyle kazaya neden olduğunu, davalının işçilerinin bağırarak uyarmaları sonucunda ölümden kurtulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemenin bozmaya uyarak verdiği, olayda davalının tam kusurlu bulunduğu gerekçesine dayalı, asıl ve birleştirilen davanın kabulüne dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy