(4692 S. K. Geç m. 1) (1479 S. K. m. 48, 49, 53, Ek m. 19)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.12.2002 gün ve 2002/123 E. 2002/834 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 27.2.2003 gün ve 906-1428 sayılı ilamı ile; (... Mahkemece,4692 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce ödeme yapılması nedeniyle davacı açısından kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesiyle davacı isteminin kabulüne karar verilmişse de bu sonuç usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Gerçekten 3.7.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4692 sayılı Yasanın geçici 1.maddesinin 3.fıkrası gereği; 4.10.2000 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil edilip 5 yılı ve daha fazla süre ile prim borçlarını ödemeyen sigortalıların borçlu bulundukları, prim tutarlarını bulundukları gelir basamağının 31.7.2001 tarihinde geçerli bulunan tutarları üzerinden ödeyecekleri hükme bağlanmıştır.
Mahkemenin belirtilen yasal kuralını yanlış değerlendirmesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyizi itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Türk Sosyal Güvenlik Sistemi primli sistem olarak düzenlenmiştir. Sigortalılar hizmet alabilmeleri için prim ödemek zorundadırlar. Ödenen primler karşılığında da kurumlarından hizmet ve yardım talep etmektedirler. Davacı Bağ-Kur zorunlu sigortalısıdır. 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunun 48 nci maddesinde primlerin alınacağı, 49. maddesinde ödenecek sigorta priminin sigortalının beyan ettiği 50.maddede belirtilen gelir basamağının % 20 si olduğu, 49.maddenin 2.fıkrasına göre, sigorta priminin sigortalılığın başladığı tarihi takip eden aybaşından sigortalılığın bittiği ayın sonuna kadar hesaplanmak suretiyle tam ay olarak ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 53.maddesinde, sigortalının, 49.maddede belirtilen aylık prim borcunu ilgili ayın sonuna kadar ödemek zorunda olduğu, süresinde ödenmeyen primlerinin tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı, prim alacaklarına gecikme zammı uygulanacağı ve borç ödeninceye kadar devam edeceği öngörülmüştür.
1479 sayılı Yasaya tabi sigortalıların primlerini düzenli bir şekilde ödememeleri veya uzun yıllar hiç ödememeleri ve diğer nedenlerle ülke nüfusunun yaklaşık 14 milyonluk kısmını kapsayan Bağ-Kur finansman açığı ile karşı karşıya kalmış ve kurumun aktüerya dengesi bozulmuş, kurum büyük meblağlara ulaşan açıklar vermiştir. Gerekli önlemlerin alınmaması halinde bu durumun devam edeceği ve Kurumun çökme noktasına geleceği kaçınılmaz olacaktır. İşte bu tehlikeli gidişi önlemek için primlerin tahsilinde yeni düzenlemelere gitmek zarureti ortaya çıkmıştır.
Uzun yıllar prim ödemeyen veya düzenli prim ödemeyenlerin, primlerinin ödenmesinde güncelleştirmeye gidilmiş bu nedenle 1479 sayılı yasaya 20.6.1987 gün ve 3396 sayılı yasanın 18.maddesi ile Ek.19.madde eklenmiş buna göre Kuruma kayıt ve tescil edildiği halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren 10 yıl içinde hiç prim ödememiş olan sigortalılar hakkında sigortalılık hakları saklı kalmak kaydı ile Kurumca sigortalılık işlemleri durdurulur. Ancak, kendileri veya hak sahiplerinin müracaatı halinde müracaat tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
İstenilen sonucun alınmaması üzerine, 1479 sayılı yasanın Ek 19.maddesi 4.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 34.maddesi ile değiştirilmiştir. Değiştirilen hükme göre, Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde kayıt ve tescil tarihinden itibaren üç yıl ve daha fazla süreyle hiç prim ödememiş olanların, sigortalılık işlemleri sigortalılık hakları saklı kalmak kaydı ile durdurulur ancak, sigortalıların bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının prim tutarı üzerinden hesaplanarak tahsil edilir ve haklarında ödeme tarihinde yürürlükte bulunan hükümler uygulanır denilmiştir.
Ne var ki; 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 günlü kararı ile iptal edilmiş ve iptal hükmü 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin iptalinden sonra meydana gelecek boşluğu göz önünde tutan Kanun koyucu boşluk meydana gelmesine fırsat vermeden 26.6.2001 tarihli 4692 sayılı Yasayı çıkarmış 3.7.2001 tarihinde yürürlüğe giren bu Kanunun Geçici Madde 1/3 fıkrasına göre; 2.9.1971 tarihli, 1479 sayılı Kanuna göre 4.10.2000 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil edildiği halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süreyle prim ödemeyenlerin bu sürelere ilişkin prim borçları sigortalının gelir basamağının 31.7.2001 tarihinde geçerli olan prim tutarları üzerinden hesap ve tescil edilir hükmü getirilmiştir.
Bu maddeler ışığı altında sigortalı primlerini 4692 sayılı yasadan önceki hükümlere göre mi yoksa 4692 sayılı Yasanın geçici madde 1/3. fıkrasına göre mi ödeyecektir. Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık bu noktada toplanmaktadır.
4692 sayılı yasa ile daha önce 3 yıllık prim borcu süresi 5 yıla çıkarılmış ve ödeme süresi 31.7.2001 tarihi ile sınırlandırılmıştır. Sigortalı veya hak sahiplerinin lehine düzenleme getirilmiştir.
Somut olayda, sigortalı 31.5.1983-5.3.1988 tarihleri arasında primlerini yatırmıştır. 5.3.1988-22.5.1995 tarihleri arasında prim ödemesi yoktur. 22.5.1995 tarihinde 70.600.-TL. prim ödemiş, 22.5.1995-12.10.2000 tarihleri arasında da prim ödemesi bulunmamaktadır. 12.10.2000 tarihinde 300.000.000.-TL., 7.10.2000 tarihinde 250.000.000.-TL., 30.11.2000 tarihinde 300.000.000.-TL. 15.12.2000 tarihinde 250.000.000.-TL. ve 18.1.2001 tarihinde de 600.000.000.-TL. ödemede bulunmuştur. 4692 sayılı Kanunun geçici 1.maddesi 3.fıkrasında 4.10.2000 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil edildiği halde kayıt ve tescil tarihinden itibaren beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlardan söz etmektedir. Davacının Kuruma kayıt ve tescil tarihi 20.4.1982 tarihidir. 5.3.1988 tarihinden itibaren 7 yıl, 22.5.1995 tarihinden itibaren de 5 yıl prim ödemesi yoktur. Geçici 1.madde 3.fıkrada sözü edilen 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu ve prim ödememe koşulları gerçekleşmiştir. Maddenin 4.10.2000 tarihini içermesinin ve bu tarihin konmasının nedeni, 4.10.2000 tarihi 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yürürlük tarihidir. 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ödenmeyen primler bakımından güncelleştirmeyi getirmiştir. 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ve iptal hükmü 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptal hükmü yürürlükte iken 26.6.2001 tarihinde 4692 sayılı Kanun çıkarılmıştır. 4692 sayılı Yasa da güncelleştirme yasasıdır. 4.10.2000 tarihini Kanun koyucu 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin iptalinden sonra primlerin ödenmesi bakımından bir çeşit başlangıç kabul etmiştir. Bir başka ifadeyle prim borçlarının bu tarihten önce ödenmesi gerektiğini, kararnamenin iptalini müteakip, güncelleştirme yapılarak primlerin ödenmesini ve kurumun aktüerya dengesini sağlamak düzenli prim ödeyen sigortalılarla, ödemeyen sigortalılar arasındaki dengeyi korumak ve adaletsizliği gidermek için 4.10.2000 tarihi Kanun koyucu tarafından bilerek konulmuştur. Aksi halde 4692 sayılı Yasanın çıkarılış nedeni gerçekleşmemiş olurdu.
Davacının en son prim borcu 18.1.2001 tarihinde ödenmiştir. Oysa prim borçlarının 4.10.2000 tarihinden önce ödenmiş olması gerekir. 4692 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 3.7.2001 tarihinden önce primlerin ödenmesi 4692 sayılı Yasaya tabi olmamayı göstermez. Kanun primlerin 4.10.2000 tarihinden önce ödenmesini öngörmüştür. 1479 sayılı Yasanın Ek 19.maddesinde, daha sonra 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen aynı maddeler de 4.10.2000 tarihi gibi herhangi bir tarih belirtilmemesi de bunu göstermektedir.
Sigortalı, 4692 sayılı Yasanın geçici 1.madde 3.fıkrasında sözü edilen sürelerden fazla sürede olayda 12 yıl gibi uzun bir süre prim borçlarını ödememiştir. Bu durumda 4692 sayılı güncelleştirme Yasasına göre prim borçlarının ödenmesi gerekir.
Yukarda açıklanan nedenlerle Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken yazılı gerekçelerle direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.11.2003 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, 31.05.1983 - 12.12.2000 tarihleri arasında Bağ-Kur zorunlu sigortalısı olduğunu, sigortalılık dönemine ilişkin tüm prim borçlarını 18.01.2001 tarihinde ödediğini Bağ-Kur'a prim borcu kalmadığını fakat davalı Bağ-Kur Genel Müdürlüğünün 09.07.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4692 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin 3.fıkrasına göre yaptığı hesaplamaya göre, yeniden prim borcu çıkardığını ve ödenmesi için yasal yollara başvurduğunu, bu işlemin yasalara aykırı olması sebebiyle iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin, 4692 Sayılı Yasanın 1.maddesinin 3.fıkrasının davacı hakkında uygulanmayacağına ilişkin direnme kararı Hukuk Genel Kurulu'na gelmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 05.11.2003 günlü ve 2003/906 Esas ve 2003/1428 sayılı Kararı ile 21.Hukuk Dairesinin Bozma kararında gösterdiği ilkeler doğrultusunda mahalli mahkeme Kararı; oy çokluğu ile bozulmuştur.
Hukuk Genel Kurulu'nun yukarıda adı geçen kararına aşağıda açıklayacağımız nedenlerle iştirak edemiyoruz.
1479 Sayılı Kanuna tabi olarak sigortalı olanlar, Kanunun değişik 50.maddesine göre, 24 basamaklı gelir tablosu üzerinden primlerini öderler. Aynı Kanunun 49. maddesine göre, ... sigorta primi, sigortalının beyan ettiği 50. maddede belirtilen gelir basamağının %20'si olarak tespit edilmiştir. Yine, Yasanın değişik 51.maddesine göre, sigortalı 1479 Sayılı Yasaya göre sigortalılığının başladığı tarihte 50. maddede belirtilen aylık gelir basamaklarının ilk 12 basamağından dilediğini seçmekte serbesttir. Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasına ait .... giriş bildirgesini Bağ-Kur'a verdiği tarihten itibaren basamak seçimini 3 ay içinde yapmazsa 1.basamağı seçmiş sayılır. Ancak, sigortalı başka Sosyal Güvenlik Kurumlarına bağlı olarak çalıştıktan sonra, Bağ-Kur'a girmişse, bu takdirde dilediği basamağı seçme hakkına sahip değildir. Bu durumda 4956 Sayılı Yasayla değişik 51.maddenin 3. fıkrasına göre, .... diğer sosyal güvenlik kurumları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak bulunacak basamağa intibak ettirileceği öngörülmüştür. Sigortalılar tarafından basamağın yanlış seçilmesi, aynı giriş bildirgesinde değişik basamak seçilmiş olması, yazılı bir bildirge verilmeden prim ve kesenek yatırılmış olması ve diğer hallerde hangi basamağın seçilmiş sayılacağı ve bu konu ile ilgili diğer işlemler 17.06.1979 tarihli Resmi Gazetenin 16669 sayısında yayımlanıp yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Bakanlığında Bağ-Kur sigortalılarının gelir basamaklarının seçilmesi hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre yürütülecektir.
Basamakları bu şekilde belirlenen sigortalıların; 4447 Sayılı Yasayla 1479 Sayılı Yasanın 52.maddesinde yapılan değişiklik sonucu ilk 12 basamakta bekleme süreleri 1 yıl, 13.basamaktan itibaren 2 yıl olarak öngörülmüştür. Ayrıca, ilk 11 basamaktan, basamak yükseltilmesi prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın Kurum tarafından yapılacaktır. Sigortalılar 12. basamaktan itibaren basamak yükseltmek için yazılı talepte bulunacaklar ve talep tarihinden önceki ayın sonu itibariyle prim ve diğer borçlarını ödemiş olmaları şartı bulunmaktadır. Her basamak yükselişinde bir defa basamak yükselme farkını da ödemeleri gerekmektedir.
Şöyle ki;
Bütün sigortalılar için sigorta primi, yukarıda söylendiği gibi bulundukları gelir basamağının % 20'sidir.Bu primi 49. maddenin 2.fıkrasına göre ... sigortalılığın başladığı tarihi takip eden aybaşından, sigortalılığın bittiği ayın sonuna kadar hesaplanmak suretiyle tam ay olarak öderler. Örneğin, 01.01.1990 tarihinde 1.ci basamaktan Bağ-Kur sigortalısı olan bir kimse Ocak ayı primini 28 Şubat 1990 tarihine kadar ödemek zorundadır. Kuruma, primler süresi içinde kısmen veya tamamen ödenmezse, 578 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3.cü maddesi ile değişik 53.cü maddesinin 2.ci fıkrasına göre, sürenin bittiği tarihten başlayarak gecikilen her ay için 21.07.1953 tarihli ve 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunla belirlenen gecikme zammı oranları (2423 Sayılı Yasayla ilk ay için %10, sonraki aylar için %3 gecikme zammı uygulanmakta iken, 3396 Sayılı Yasa ile; ilk ay için %10, sonra gelecek her ay için %5 gecikme zammına dönüştürülmüştür) uygulanarak sigortalılardan tahsil edileceği, ayrıca, gecikme zammının yalnız prim alacaklarına uygulanacağı ve yine davacı icra kovuşturması açılmış olsa bile primlerin ödenmemiş kısmı için gecikme zammı tahsil edileceği açıkça belirtilmiştir. Mutat düzenleme yukarıda anlatıldığı şekilde iken; 24.07.2003 tarihli 4956 Sayılı Yasanın 27.ci maddesiyle 1479 Sayılı Kanunun 53.ncü maddesinin 2.ci ve 3.cü fıkralarında değişiklik yapılarak, primlerin hesaplanması ve tahsilinde farklı bir düzenlemeye gidilmiştir. Buna göre: Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve prime ilişkin alacakları ile her ne nam altında olursa olsun diğer alacaklarının tahsilinde 09.06.1932 tarihli ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanır kuralı 53.cü maddenin 2.ci fıkrasına, Sigortalılar tarafından ödenmesi gereken primler süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, primlerin ödenmeyen kısmına sürenin bittiği tarihten başlamak üzere %10 oranında artırılır. Bu miktara borç ödeninceye kadar gecikilen her ay için ayrıca Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait TL. cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bonoda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır kuralı 3.cü fıkra hükmü olarak değiştirilmiştir.
Sigortalılardan primler yukarıdaki yöntemlere göre hesap ve tahsil edilmektedir. Yalnız 4956 Sayılı Yasa 24.07.2003 tarihinde yürürlüğe konmadan önce süresinde prim ödemeyen sigortalılar için bazı yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu yasal düzenlemelere siyasal iktidarların Kurum Genel Müdürlerine Bağ-Kur sigortalıları için icra takibi yapmayın, çoluğunu-çocuğunu mağdur etmeyin şeklindeki telkin ve tavsiyeleri yanında; sigortalı sayısının artması, personel yetersizliği gibi etkenler eklenince 10-15 yıl prim ödemeyen sigortalı sayısı çığ gibi büyümüş ve Yasanın yürürlük tarihinden itibaren 25 yıl geçtikten sonra yaşlılık aylığı bağlananların sayısı artınca Bağ-Kur'un gelir-gider dengesi bozulmaya yüz tutmuştur. Devlet bütçeden Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına pay ayırma gereğini duymuş ve bu miktarlar trilyonlara varınca; prim ödemeyen Bağ-Kur sigortalılarının prim ödeme rejimlerinde değişikliğe gitmek zorunda kalmıştır. Bu cümleden olarak, 20.06.1987 tarihli 3396 Sayılı Yasanın 18.ci maddesi ile 1479 Sayılı Yasanın Ek 19.ncu maddesini yürürlüğe koymuştur. Ek 19.ncu maddeye göre, Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren 10 yıl içinde hiç prim ödememiş olan sigortalılar hakkında sigortalılık hakları saklı kalmak kaydıyla, Kurumca sigortalılık işlemleri durdurulur. Ancak kendileri veya hak sahiplerinin müracaatı halinde müracaat tarihinde yürürlükte bulunan hükümler uygulanır. Şeklindeki düzenleme ile, ana hatlarını yukarıda açıkladığımız prim hesap ve ödemesinin dışına çıkılmıştır. Örneğin, 01.01.1977-01.01.1987 tarihleri arasında sigortalı olan bir kişinin 1.ci basamaktan Bağ-Kur'a kayıt ve tescil edildiğini kabul edersek ve her yıl basamak yükseltileceğini düşünerek 1977 yılında 1.nci basamaktan 1978 yılında 2 nci basamaktan ve nihayet 1987 yılında 10 ncu basamaktan primleri hesap edilecek ve bu primlere gecikme zammı uygulanacaktır. Eski uygulama bu şekildedir. Yasa Koyucu Ek 19 ncu madde ile bütün prim borçlarını müracaat tarihindeki basamak üzerinden hesap edilip, gecikme zammı ile tahsiline amaçlamaktadır. Ek 19. ncu madde de; 04.1.2000 tarihinde 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişikliğe uğramıştır.
Buna göre, Ek 19.ncu madde; Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren üç yıl ve daha fazla süreyle hiç prim ödememiş olanların, sigortalılık işlemleri, sigortalılık hakları saklı kalmak kaydıyla durdurulur. Ancak sigortalıların bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının prim tutarı üzerinden hesaplanarak tahsil edilir ve haklarında ödeme tarihinde yürürlükte bulunan hükümler uygulanır şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Fakat bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 26.10.2000 günlü karar ile, 08.08.2001 tarihi itibari ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu konudaki boşluğu doldurmak üzere, 26.06.2001 kabul tarihli ve 09.07.2001 günlü Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 4692 sayılı Kanunun geçici 1.nci maddesinin 3. ncü fıkrası yürürlüğe konmuştur.
Bu geçici 1.nci maddenin 3.ncü fıkrasına göre, 02.09.1971 tarihli, 1479 sayılı kanuna göre 04.10.2000 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil edildiği halde kayıt ve tescil tarihinden itibaren 5 yıl ve fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile 5 yıl ve daha fazla süreyle prim ödemeyenlerin bu sürelere ilişkin prim borçları sigortalının bulunduğu gelir basamağının 31.07.2001 tarihinde geçerli olan prim tutarları üzerinden hesap ve tahsil edilir kuralı ile sigortalılar aleyhine bir prim rejimi yürürlüğe konmuştur. Bu düzenlemeyi analiz edersek;
a) Bir sigortalı, 04.10.2000 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil edilmiş olacak,
b) Kayıt ve tescil tarihinden itibaren 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunacak,
c) 5 yıl daha fazla süreyle prim ödememiş olacak. Bu unsurları taşıyan bir sigortalıya 4692 sayılı yasanın geçici 1. nci maddesinin 3.ncü fıkrası uygulanacaktır. Şimdi somut olayın bu yasa hükmü karşısındaki durumuna bakalım: Davacı 31.05.1983 tarihinde Bağ-Kur'a kayıt ve tescil edilmiştir. Kayıt ve tescil tarihinden 05.03.1988 tarihine kadar sürekli prim borçlarını ödemiştir. 22.05.1995 tarihinde bir miktar prim ödedikten sonra, 22.05.1995 - 12.10.2000 tarihleri arasında hiçbir prim ödemesinde bulunmamıştır. Ancak, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlükte bulunduğu dönem içerisinde prim borçlarının tamamını - mahkemenin kabulüne göre 18.01.2001 tarihinde ödemiş ve Kuruma hiçbir prim borcu kalmamıştır. Kuruma borcu bulunmayan davacı hakkında; Kurum 09.07.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4692 Sayılı Kanunun geçici 1.nci maddesinin 3 fıkrasını uygulayamaz. Hangi hallerde uygular sorusuna ise şöyle cevap verebiliriz: Şayet sigortalının bir miktar prim borcu bulunursa, bu borcunu 5 yıl daha fazla süreyle Kuruma ödememiş olsa idi; bu takdirde, 4692 sayılı yasa böyle bir sigortalıya uygulanabilirdi. Bu davada 4692 sayılı yasanın uygulanmasının mümkün olmadığı açıkça görüldüğü halde Genel Kurulun uygulanabilirliğini öngören 21. Hukuk Dairesinin kararına uygun şekilde mahkeme kararını oy çokluğu ile bozmasını yasaya aykırı bulduğumuzdan karara iştirak edemiyoruz. Örnek nitelikteki mahkeme kararının onanması görüşündeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy