(506 S. K. m. 140) (Sosyal Sigortalar Kurumu Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 32)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 4. İş Mahkemesince davanın görevsizlik nedeniyle reddine dair verilen 18.6.2003 gün ve 2002/158 E. 2003/352 K. sayılı kararın incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.2.2004 gün ve 2004/589-908 sayılı ilamı ile;
...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, Sosyal Sigortalar Kurumunun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava dilekçesinde davacı idari para cezasına ilişkin işlemin iptali gerektiğini ve buna ilişkin olarak ihtirazi kayıtla ödenen meblağın istirdadını talep etmiştir. Bu nedenle dava sonucu itibariyle istirdada ilişkindir. Mahkemenin yazılı gerekçe ile davayı reddetmiş olması isabetsizdir. Kaldı ki, dosya içindeki ceza dosyasında sonuç itibariyle idari para cezasının Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 29.05.2003 tarihli kararı ile ortadan kaldırıldığı, aksine verilen yerel ceza mahkemesi kararının bozulduğu ve idari para cezasının tahsil edilmemesine karar verildiğine göre, bu davada uyuşmazlığın Sulh Ceza Mahkemesinde görülmesinden bahisle red kararı verilemeyeceği tartışmasızdır. Kesinleşen ceza yargılaması ile Kurumca tahsil edilen idari para cezasının yersiz alındığının tespit edilmiş olması karşısında, Mahkemece yapılacak iş; işin esasına girilerek 11. Ceza Dairesi kararı doğrultusunda istirdada karar vermekten ibarettir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan gerekçelere göre davanın kabulüne karar vermesi gerekirken reddi yönünde karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı Şirketin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: 1- Yerel Mahkemece verilen, davanın görevsizlik nedeniyle reddine ilişkin hüküm taraf vekili tarafından temyiz edilmiş, ancak davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının Yüksek Özel Dairece reddedilmiş olması nedeniyle, davalının direnme kararını temyize hakkı bulunmamaktadır. Bu durumda temyiz istemi reddedilmelidir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince:
Dava; kayıt ve belge ibraz edilmediği nedenle hakkında verilen idari para cezasının kaldırılması ve çekince ile ödenen tutarın istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili yargılama sırasında idari para cezası olarak yatırılan paranın iadesini talep ettiklerini belirtmektedir.
Mahkemenin; istemin görevsizlik nedeniyle reddine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenlerle bozulmuş, yerel mahkeme; dava tarihindeki duruma göre, davacının idari para cezasının kaldırılarak, iadesine dair istemini değerlendirmenin görevi dışında olduğunu, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 32. maddesi ile yersiz alındığı saptanan idari para cezası için davalı Kurum'a başvurmaksızın dava açılamayacağı yönündeki gerekçelerle önceki kararında direnmiştir.
Davaya konu somut olayda; davacı şirket hakkında, kayıt ve belge ibraz etmediği nedenle 506 sayılı Yasa'nın 140. maddesi uyarınca idari para cezası verildiği, davacının itirazının Kurum tarafından reddedilmesi üzerine, idari para cezasını Kuruma yatırıp, sulh ceza mahkemesine Kurum işleminin iptali için başvurduğu, sulh ceza mahkemesinin; istemin reddine ilişkin kesin kararının, yazılı emir sonucunda Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 29.5.2003 tarihli; Tayin edilen idari para cezasının kaldırılarak tahsil edilmemesine dair kararı ile bozulduğu görülmektedir.
Bakılmakta olan davada, iş mahkemesi kendisini görevli saymamaktadır.
Kuşkusuz, işlem tarihinde yürürlükte bulunan 3910 sayılı Yasayla değişik 506 sayılı Yasanın 140. maddesi hükmü uyarınca idari para cezasına itiraz mercii açıkça gösterilmiştir. Buna göre, Kuruma yapılan itirazın reddi karşısında Sulh Ceza Mahkemesi görevli olup, idari para cezası kararının yerinde olup olmadığı iş mahkemesince incelenemez. Ne var ki, yargılama sırasında davacı istemini, ödenen idari para cezasının iadesi ile sınırlamıştır. Bu ifade talep sonucunun daraltılması kapsamında ele alındığında, davanın, sonucu itibariyle istirdat istemine ilişkin olduğunun kabulü gerekmektedir.
Uyuşmazlık; yargılama sırasında, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nce idari para cezasının kaldırılmasına karar verilmesi karşısında, ödenen idari para cezasının istirdadına iş mahkemesince karar verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
İlke olarak dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır. Ne var ki, idari para cezasının kaldırılmasına ilişkin süreç istirdat isteminden çok önceye ait olup, bu sürecin yargılama sırasında sonuçlanmasının, dava açılmasından sonra doğan olay olarak nitelenmesi, davacıyı ikinci bir dava açmaya zorlamak olur ki, bu da yargılamada amaçlanan usul ekonomisine uygun düşmez.
Kaynağını idari para cezasından alan istirdat davası için birtakım koşulların oluşması gerekir. Bu koşullar gerçekleşmişse mahkemece istirdada karar verilecektir. Hemen belirtmek gerekirse buradaki öncelikli koşul, idari para cezasının kaldırılmasıdır. İşveren idari para cezasının geçersizliğine ilişkin bir karar getirmedikçe iş mahkemesinde istirdat ve menfi tespit davası mesmu kabul edilemez.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin idari para cezasını kaldıran kararı karşısında, geçersizliği saptanan ve kuruma ödenen idari para cezasının iadesi için gerekli hukuksal koşullar gerçekleşmiştir.
İdari para cezasının iadesi için davalı Kuruma başvurulmaksızın açılmış olan istirdat davasının görülmesinde ise yasal bir engel bulunmamaktadır.
Belirtilen bu maddi ve hukuksal olgular karşısında, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde usul ve yasaya aykırı bulunan direnme kararı bozulmalıdır.
1- Davalının temyiz isteminin yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE,
Sonuç: 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy