(506 S. K. m. 85)
Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6.İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.4.2003 gün ve 2002/1810 E. 2003/227 K. sayılı kararın incelenmesi taraflar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.9.2003 gün ve 5350-6387 sayılı ilamı ile; (...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurumun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- İsteğe bağlı Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı iken 18.04.2000-01.05.2000 tarihleri arasında zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı olarak çalışan davacının zorunlu sigortalılığının sona ermesinden sonra isteğe bağlı sigortalı olmak için yeniden Kuruma başvurmadığı hususu tartışmasızdır. Ne var ki davacı 2000 yılı Nisan ayında zorunlu sigortalı olup bu aya ilişkin primi işveren tarafından ödenmiştir. Davacı tarafından 29.05.2000 tarihinde yatırılan prim isteğe bağlı sigorta primi olup, isteğe bağlı sigortalılık başvurusu yerine geçecek irade beyanı niteliğindedir. Davacının zorunlu sigortalılığının sona ermesinden sonra 506 sayılı Kanun 85. madde kapsamında yeniden isteğe bağlı sigortalılık iradesini ortaya koyacak biçimde 29.05.2000 tarihinde prim ödemesinde bulunmasına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...)gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1- Davalı S.S.K. vekilinin ilk hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece reddedilip hüküm bu davalı yönünden kesinleşmekle direnme kararını temyizde hukuki yarar yoktur.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme karan bozulmalıdır.
Sonuç: 1- Davalı S.S.K. vekilinin yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz isteminin REDDİNE,
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 2.6.2004 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davada çözümlenmesi gereken husus, sigortalı tarafından 29.05.2000 tarihinde yatırılan Nisan 2000 ayına ait isteğe bağlı SSK sigorta priminin bu dönemde gerçekleşen zorunlu SSK sigortalılığı sebebiyle iptal edilmesi üzerine zorunlu sigortalılığın sona erdiği 01.05.2000'den sonrası için isteğe bağlı sigortalılık kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı sigortalının 02.06.1998'de isteğe bağlı sigortalı olduğu ve bu tarihle Mart 2000 ayı arasında kalan süredeki sigortalılık yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, en son Nisan-2000 ayı primini 29.05.2000'de Kuruma yatırdığı, ancak Nisan ayı içinde gerçekleşen 18.04.2000/01.05.2000 arası 14 günlük zorunlu sigortalılığın Kurumca tespit edilmesi üzerine 506 sayılı Kanunun 85. madde hükmü uyarınca zorunlu sigortalılıkla çatışan 14 günlük isteğe bağlı sigortalılığın iptal edildiği, bu dönemden sonra da sigortalının yazılı başvurusu olmadığı ve Mayıs 2000 ayına ait isteğe bağlı sigorta primini 2 yıl sonra 15.07.2002 tarihinde ödemiş olduğu dikkate alınarak Kurumca bu ödemeye sigortalılık verilmemiş ve zorunlu sigortalılıktan sonra, davacının geçerli bir sigortalılığının bulunmadığı ifade edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu emsal niteliğindeki 25.12.2002 tarih ve 2002/211062-1098 sayılı Kararında "zorunlu sigortalı çalışması sona erince isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı başvuruda bulunmayan ve düzenli olarak prim ödemek suretiyle isteğe bağlı sigortalılığa devam etmek iradesini ortaya koymayan davacıya Kurumun hatalı işlem sonucu geriye yönelik olarak prim tahsil etmesinin sigortalı olmadığı süreler yönünden sigortalılık hakkı bahşetmeyeceği ve bu dönem için 4247 sayılı Yasadan yararlanmasının da mümkün bulunmadığı "belirtilerek isteğe bağlı sigortalılığın geçerliliği için yazılı başvuru veya düzenli prim ödeme şartlarından birinin varlığı zorunlu görülmüş, geçmişe yönelik toptan ödemelerin sigortalılık hakkı bahşetmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Davacının 01.05.2000'den 15.07.2002 tarihine kadar prim ödemesi yoktur. Bu nedenle 15.07.2002 yılında yapılan toptan ödemeye geçerlilik tanınamayacağı gibi, Nisan-2000 ayı için ödenen ancak zorunlu sigortalılıkla çatıştığı için iptal edilen primin Mayıs-2000 ayı için ödenmiş gibi kabul edilmesi de mümkün değildir. Böyle bir kabul yukarıda açıklanan Hukuk Genel Kurulu Kararı ve 10. ve 21. Hukuk Dairelerinin benzer kararları ile açıkça çelişir. Geçmişte yersiz olarak alınmış bir primin, daha sonraki bir dönemde yatırılmış gibi değerlendirilmesi ve buna sigortalının amaçlamadığı şekilde irade yüklenmesi isteğe bağlı sigortalılık kavram ve düzenlemesine aykırıdır.
Bu sebeple mahkemenin verdiği kararın yasa ve yerleşmiş içtihatlara uygun olduğu düşüncesiyle çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy