(1086 S. K. m. 265)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Emirdağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 17.7.2003 gün ve 2002/216 E. 2003/651 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 26.12.2003 gün ve 2003/6818 E, 8934 K. sayılı ilamı ile;
(...Davacı vekili, dava konusu parselleri 15.7.1989 günlü senetle A.Ü. ve Ü.Ü.'dan vekil edeninin satın ve devraldığını, yurt dışında bulunmasından yararlanan davalıların satış ve devre ilişkin senetleri yok etmek suretiyle kendileri satın almış gibi senet düzenlediklerini ve bunlara dayanarak kadastro çalışmaları sırasında adlarına tespit ve tescil ettirdiklerini açıklayarak tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava konusu tüm parsellerin vekil edenleri tarafından satın ve devralındığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kanıtlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 281 ada 12, 192 ada 14, 199 ada 11, 299 ada 74, 300 ada 1 ve 296 ada 15 parsellere ait kadastro tutanakları ve komisyon kararına göre senetsizden davalılar adına tespit ve tescil edildiği açıklanmıştır. Yerel bilirkişi dava konusu taşınmazların Ö. Ü. mirasçıları tarafından davacı A.'e satılıp devredildiğini yurt dışında olması nedeniyle eşinin birkaç kez ekip biçtiğini, çocuklarının da tasarruf etmiş olabileceklerini, davacı tanıkları tüm parselleri davacının satın ve devir aldığını, buna karşı davalı tanıkları da davalıların satın ve devraldığını bildirmişlerdir. Mahkemece, davalı tanıklarının sözlerine ve ileri sürdükleri satış ve devre ilişkin belgelere değer verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosyadaki bilgilere göre davacı A. S., davalı C. S.'nın babası, F. S.'nın da kayınpederidir. Kadastro tutanaklarında yazılı olduğu üzere dava konusu taşınmazlar öncesi itibariyle tapusuz olan yerlerdir. Tapusuz bir yerin satış ve devri ile mülkiyeti alıcısına geçer. Somut olayda; davacı ve davalılar bu yerleri Ö.Ü. mirasçılarından satın ve devraldıklarını iddia ve savunmuşlardır. Dinlenen davacı tanıkları iddiayı doğrular, davalıların gösterdikleri tanıklar da savunmayı doğrular mahiyette anlatımda bulunmuşlardır. Mahkemece iki grup tanık beyanları arasındaki aykırılık giderilmeden davalıların ileri sürdükleri belgelere ve tanıkların sözlerine itibar edilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu husus göz önünde tutularak yeniden keşif yapılarak taraf tanıklarının çağrılıp dinlenilmesi, beyanları arasındaki aykırılığın ortaya konulup bunun yüzleştirilmek suretiyle giderilmesi, davacı bu yerleri satın aldığına ilişkin belgelerin davalılar tarafından yok edildiğini ileri sürdüğüne göre bu husustaki; bilgilerinin sorulması, davalıların dayandıkları senetlerin ayrı ayrı dava konusu taşınmaza uygulanması, satış ve devrin hangi tarafa yapıldığının belirlenmesinden sonra taşınmaz hakkında hüküm kurulması gerekmektedir...") gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle HUMK'nun 265 maddesinde davacı ve davalı tanıklarının beyanları arasındaki açık aykırılıkların yüzleştirilmek suretiyle giderilmesi (telif edilmesi)öngörülmüş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 29.09.2004 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy