(743 S. K. m. 581) (8 HD. 28.03.2002 T. 2002/2212 E. 2002/2575 K.)
Dava: Ömer Çalağan ve Ahmet Çalağan ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Viranşehir Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 03.04.2001 gün ve 68-52 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, uyuşmazlık konusu parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parselin davacıların miras bırakanı Halit Çağlayan'dan kaldığı ileri sürülmüş olduğuna ve taksim hakkında bir açıklama yapılmamış bulunduğuna, 01.01.1984 ölüm tarihine göre terekesi iştirak mülkiyet hükümlerine tabi olup davacılardan başka mirasçıların bulunduğu anlaşıldığına göre, diğer mirasçıların açılmış bulunan davaya katılmalarının sağlanması veya yöntemine uygun bir biçimde muvafakatlarının alınması ya da MK.nun 581. maddesi hükmü uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle taraf teşkili ve davanın yürütülmesi gerekmektedir.
İşin esasına gelince: Uyuşmazlık konusu parsele ait kadastro tutanağında; Hazineye ait 24.07.1972 gün ve 17 numaralı tapu kaydına dayanılarak 13.09.1974 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş ve tespit 28.12.1992 tarihinde hükmen kesinleşmiştir. Dayanak tapu kaydına ait belirtmelikte taşınmazın 1952 yılından sonra hali araziden açılmak suretiyle tarla haline getirildiği açıklanmıştır. Dayanılan sebep bakımından belirtme tarihinden geriye doğru kazanmayı sağlayan 20 yıllık bağımsız zilyetliğin kanıtlanması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları yeterli değildir. Bir kısım tanıklar kendilerini bildikleri tarihten bu yana davacılar ve murisleri tarafından tasarruf edildiğini bildirdiklerine göre, yeniden keşif yapılmak suretiyle zilyetliğin başlangıcı ve sürecinin belirtme tarihine kadar 20 yıla ulaşıp ulaşmadığının kendilerinden sorulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Tapu kaydına göre; dava konusu parselin yüzölçümü 145.500 m2'dir. Taşınmazın davacılara 1984 yılında ölen babaları Halit'den kaldığı ileri sürüldüğüne, ölüm tarihine göre terekesi iştirak mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğuna göre dava başarıya ulaştığı takdirde davacıların kazanabileceği miktar 100 dönümü geçemez. Mahkemece bu husus nazara alınmadan tapu kaydının tümünün iptali ve tesciline karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi taşınmazın 3083 sayılı Kanuna göre; niteliği belirlenmeden davanın kabulüne karar verilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy