(1086 S. K. m. 275) (4. HD. 02.04.2002 T. 2002/3434 E. 2002/4017 K.)
Dava: Davacı R.K. vekili Avukat B.K. tarafından, davalı M.P. aleyhine 15/7/1997 gününde verilen dilekçe ile davalının dağıttığı broşürde davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla 10 milyar lira manevi tazminat ve yayın istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile 1 milyar lira manevi tazminatın tahsiline dair verilen 21/12/2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı M.P. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakim tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı (hukuksal konudaki bilirkişi düşüncesi dışında kalan) kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, belirtilen kanıtların yerel mahkemece varılan sonucu doğrulamaya elverişli bulunmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- HUMK.'nun 275. maddesi uyarınca "mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez".
Somut olay, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir. O nedenle, bilirkişi düşüncesine başvurulması maddeye açık aykırılık oluşturur. Ne var ki, ilk bentteki nedenlerle sonuca ulaşılması olanaklı bulunduğundan, bu biçimdeki usul hatası sonucu etkiler düzeyde değildir. Bu bakımdan, düşülen yanılgı, HUMK.nun 428/son maddesi uyarınca bozma nedeni sayılmamıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, gösterilen nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27.12.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, davalının bastırdığı broşürde belediye başkanı olarak Ulusal Bayram törenlerine katılmadığım ve yeşil alanları yağma ettiğim gibi, açıklamalarda bulunmuştur. Bu iddialar gerçek dışıdır ve kişilik değerlerine saldırı oluşturduğunu ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, istem kısmen kabul edilmiş ve karar dairece onanmıştır. Yerel mahkemenin kararına ve bu kararı onayan gerekçeye katılamıyorum. Şöyle ki;
Davacı, o ilçenin belediye, davalı da bir siyasi partinin ilçe başkanıdır. Bu sıfatları itibarıyla iki ayrı partiden olan ve aktif politikanın içinde bulunan kişilerdir.
Davalı, mensubu bulunduğu parti adına bir broşür yayınlamıştır. Bu broşür, "Refah Partili Belediyelerde neler oluyor" başlığını taşımakta ve Refah Partili belediye başkanlarının çalışmaları eleştirilirken, "...Gaziosmanpaşa belediye binamızın kapısında TC. levhası kaldırıldı. Bunu, resmi törenlere boykot uygulamaları izledi". "Refah Partili Belediye Başkanlığı ve ilçe teşkilatı ulusal bayram törenlerinde çelenk koyma törenine katılmayı ( davacı bunu katılmama olarak algılamıştır. ) adet edindiler. Sonrada yeşil alan ve okul alanlarının yağmalanmasına geçildi, biçiminde belirleme yaptırdıktan sonra, devamında bunların açıklamaları verilmektedir. Ne var ki, bu broşürde, törenlere katılma veya katılmama konusunda, bankaca bir açıklama yer almamaktadır. Davalı cevabında da, bu konuya açıklık getirmemiştir. Salt arsaların çeşitli kurumlara tahsisini belirtmiş ve örnekler vermiştir. Gerçekten yeşil alanların imara açıldığını ve özellikle camii ve imam hatip okullarının yapımında kullanıldığı basında da geniş şekilde yer almıştır. Yine, il idare kurulunda da bu konu gündeme getirilmiş ve belediyenin bazı kararları iptal edilmiştir.
Davacının törenlere katılıp katılmadığı ( dava konusu yayında ( katıldı ) deniyor ) konusunda dinlenen tanıklar, davacının 28/2/1997 tarihinden önce katılmadığını, ondan sonra katıldığını ifade etmişlerdir.
Yukarıda da açıklandığı üzere yanlar, farklı partinin yönetici konumunda bulunan ve aktif politik kimliğe sahip kişilerdir. Birbirinin çalışma ve davranışlarını denetlemek, eleştirmek, toplumu aydınlatmakla yükümlü kimselerdir. Bulundukları konum itibarıyla bu eleştiri zaman zaman sertte olabilir. Ne var ki somut olayda, eleştiri sert olmadığı gibi, tamamen görünürdeki gerçeğe dayanmaktadır. Davalı, mensubu bulunduğu siyasi parti adına, gördüğü aksaklıkları kamuya açıklamakla yükümlü bir kimsedir. Somut olayda bu görev ve yetki alanı içinde kalmak suretiyle açıklamada bulunmuştur. Bu açıklamada davacının kişilik değerlerine saldırı bulunmamaktadır. Bu nedenle de yerel mahkemenin ve dairemizin verdiği sonuca katılamıyorum. Davanın reddi gerektiği düşüncesindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy