(818 S. K. m. 414, 415) (4721 S. K. m. 995)
Dava: Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Siirt Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 13.10.2005 gün ve 2002/445 E, 2005/400 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 28.2.2006 gün ve 2005/14931 E. 2006/1537 K. sayılı ilamı ile,
(... A) Maddi Olay: Davacılar adına kayıtlı bulunan 48 parsel sayılı taşınmazın askeri alan olarak tel örgü ile çevrilmek suretiyle işgal edildiği ileri sürülerek toplam 15.000 YTL. ecrimisilin davalı taraftan tahsili istenilmiştir.
Mahkemece; davalının haksız işgali nedeniyle davacıların uğradığı zararın tespit imkanı bulunmadığı, davacı tarafın bu araziden gelir elde etmediği gibi ekonomik bir yarar da sağlamadığı davacıların haksız fiil nedeniyle uğradığı müspet zararlarının olmadığı, oluşmayan bir zarar için karşı taraftan tazminat talebinin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Hükmü davacı taraf temyiz etmektedir.
B) Mahkeme, kötü niyetli zilyedi hesap vermeğe zorlayan bir yöntem izlemelidir. O halde haksız karışma kazancının geri verilmesine karar vermelidir.
Bir nesneye (taşınmaza) haksız olarak kötü niyetle, kendi çıkarına zilyet olan kimse, onu hak sahibine geri vermekle yükümlüdür.
Bundan ayrı olarak, kendi çıkarına haksız olarak başkasının hukuk alanına girip, işine karışıp kazanç elde eden kimse (davalı), hak sahibinin (davacının) tazminat davasındaki gibi zararı ya da nedensiz zenginleşmedeki gibi yoksullaşması aranmaksızın bu haksız karışma kazancını geri vermesi gerekmektedir. (Tandoğan, Haluk; Mukayeseli Hukuk ve Hususiyle İsviçre-Türk Hukuku Bakımından Vekaletsiz İşgörme, İst.1957, sh.56 vd;60/61, 64/66 da anılan yazarlar: Zimmermann, Schulz, Reichel, E.Wolff, Friedrich Ayrıca bkz. Burak Özen: Haksız Zilyetlikte iade; Doktora Tezi, İst.2003, sh.249).
Bu haksız karışma kazancını geri alma isteminin, işine karışılan kimsenin zararın tazmini (tazminat) istemindeki gibi zararına ya da nedensiz zenginleşme istemindeki gibi yoksullaşmasına bağlı olmadığı için, bu istemleri aşan, bunları tamamlayan önemli bir görevi vardır (Sungurbey, İsmet: Medeni Kanun Ön tasarısının Nesneler Hukukunun Eleştirisi, İst.1972; sh.415).
Başkası hesabına vekaleti olmadan tasarruf hakkındaki kurallara (BK. m. 414) benzetme yoluyla başkasına ait bir taşınmazı yetkisi olmadan kullanmasından ve yararlanmasından kötü niyet sahibi zilyedin faydalanamaması gerekir (Homberger, A: Zilyetlik ve Tapu Sicili, çev. Suat Bertan, Ank.1950, sh.159). O halde, BK. m. 414'teki kendi çıkarına haksız olarak başkasının hukuk alanına girip, işine karışıp elde edilen kazancın geri verilmesi ilkesi, başkasının taşınmazını haksız olarak kendi çıkarına kullanan kötü niyetli kimseye, malikin (davacının) zararı aranmaksızın, o taşınmazını kullanmayacak ya da kullandırmayacak olsaydı bile, kullanma menfaatlerinin de ödetilmesini gerektirmektedir. Aksi takdirde, taşınmazını kullanacağını ya da kullandıracağını, böylece zararını ispatlayamayan hak sahibi (davacı) , kötü niyetli zilyet o taşınmazı başkasına kiralamışsa en aşağı o taşınmazın getirebileceği kira karşılığını hukuksal semere olarak isteyebilecek; kötü niyetli zilyet kendisi kullanırsa bir şey isteyemeyecek ki bu, mantıksız bir sonuç olurdu (Örnek için bkz. Sungurbey, sh. 419) .
C) Soruşturma - Araştırma
Somut olayda davacı, davalının (haksız zilyedin) malvarlığında oluşan somut artışı istememiştir. Araştırma ve soruşturmada bu husus dikkate alınacaktır.
Davalı, taşınmazı bizzat kullanmasının objektif değerini ödemeye mahkum edilmelidir. O kadar ki, haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir elde etmeye örgütlenmemiş olması dahi sonuca etkili görülmemelidir. Öyleyse, dava konusu taşınmaz kullandırma borcu yükleyen bir sözleşmeye konu olacak şekilde ekonomik özgülenme amacı değiştirilseydi ne ölçüde gelir getirebilirdi, ne kadar bir kullanma karşılığı sonucunda davalının kullanmasına terk edilirdi. Bu hususların araştırılması gerekir (Bkz. Özen, sh.272 ve orada dayanılan: Loeöenhem).
D) Sonuç: Yukarıdan beri yapılan açıklamaların ışığında mahkemece yapılacak iş; davalının elinde bulunan taşınmazın kiraya verilmesi halinde piyasa koşullarına göre ne kadar bedel getireceği bilirkişi eliyle belirlenmeli ve sonucuna göre bir hüküm kurmaktan ibarettir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temiyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın geri verilmesine, 20.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy