(765 S. K. m. 2, 31, 33, 40, 59, 65, 448, 450, 452) (2709 S. K. m. 38) (634 S. K. m. 25) (1. CD. 01.04.2002 T. 2002/447 E. 2002/1105 K.)
Dava: Tasarlayarak adam öldürmek ve bu suça fer'i iştirak suçlarından sanıklar Savaş ve Burak'ın TCY'nın 450/4 ve 59. maddeleri uyarınca müebbet ağır hapis, Celal ve Bülent'in ise TCY'nın 450/4, 65/3 ve 59. maddeleri uyarınca 16 yıl 8'er ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve tüm sanıklar hakkında TCY'nın 31, 33 ve 40. maddelerinin uygulanmasına ilişkin, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.6.2001 gün ve 58/236 sayılı hüküm, re'sen temyize tâbi olması yanında, sanıklar vekillerince de temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 01.04.2002 gün ve 447/1105 sayı ile;
1- Maktul Ahmet'in B. Sitesi Ankara adresinde ikâmet ettiği ve bu yerin alt katında 44 no'da kiracı olarak 6 aydan beri faaliyet gösteren XX Partisi'nin mevcudiyetinden rahatsız olup, Kat Mülkiyeti Yasası'nın 25. maddesi uyarınca tahliyesi cihetine giderek 7.5.1999 tarihinde açmış olduğu dava sonucunda Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 10.5.2000 tarih 358-507 sayılı ilamı ile eski hale getirilmesi kararı alarak bu yerden tahliyelerini sağladığı ve davanın açılması, karar ve Yargıtay aşamalarında bundan dolayı meçhul kişilerin telefonuna muhatap kaldığı, arabasının boyandığı, Yargıtay'ca 12.10.2000 tarihinde bu kararın onanmasını takiben icra marifetiyle boşaltıldığı, sanıkların kendi beyanlarıyla kabul edildiği veçhile XX Partili olduklarını, bu tahliyeden rahatsız olup zaman zaman aralarında bu konuyu konuştukları ve yaptıkları plan gereği maktulü darp etmeye karar verdikleri, olay günü bu kararlarını icraya geçirip sanık Bülent'in aracına binerek maktulü evinde aradıkları, bulamadıkları, evine birkaç kez aralıklarla telefon edip saat 20.00 civarında evine dönen maktulle telefonla irtibat kurup asıl öğretmenliği yanında gayri resmi olarak su tesisat tamirciliği yapan maktulü tesisat bağlatacakları bahanesi ile olay yerine randevu verip kendileri de olay yerine hareket ettikleri, yaptıkları plan gereği sanık Celal hariç diğerlerinin tanınmamak için araçtan sopaları alarak indikleri ve saklandıkları sanık Celal'in yolda maktulü beklediği, maktulün yönetimindeki araçla gelip kendisine telefon eden kişi olduğunu düşünerek bekleyen Celal'e selektör yapıp sanığı aracına alarak Celal'in gösterdiği yakındaki kiralık boş evin önüne giderek indikleri, birlikte eve doğru bahçede ilerledikleri sırada sanıklar Savaş ve Burak'ın arkalarından geldikleri, ayak sesi duyan maktulün geri dönüp içlerinden birine yönelik olarak seni tanıdım, annene söyleyeceğim demesini takiben her iki sanığın ellerindeki sopalarla maktule vurmaya başladıkları, sanık Celal'in bu aşamada darp fiiline katılmamakla beraber olayı orada baştan sona izlediği, Savaş ve Burak'ın maktulü iyice darp edip düşürdükten sonra komşu evlerin camlarından bakanları gördüklerinde olay yerinde maktulü terk edip, olay yerine gelmeyen ve araçta bekleyen Bülent'le beraber kaçtıkları, olayı camdan izleyen komşuların haber vermesiyle ve olay yerine gelen görevlilerin maktulü hastaneye götürüp maddi kanıtları topladıkları, olay yerinde kırık sopa parçalarından başka bir maddi kanıt bulunmadığı, maktulün kafasına almış olduğu muhtelif darpların oluşturduğu kırık ve komplikasyonlar sonucu öldüğü dosya içeriği, deliller ve oluştan anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan oluş çerçevesinde sanıkların maktule müessir fiilde bulunmaya karar verdikleri bunun planını yaptıkları ve soğukkanlılıkla icraya geçtikleri, ancak fiilin icra aşamasında sanık Savaş ve Burak'ın başlangıçta anlaşmış oldukları fiilin icrasından ileri boyuta geçerek ve yenilenen yeni bir kasıtla öldürme fiilini gerçekleştirdikleri, bu itibarla müessir fiilin tasarlanmasında iştirak iradeleri bulunmakla beraber, icra aşamasında değişen ve yenilenen kasıtla öldürme fiilini gerçekleştirdikleri ve bunda da tasarlamanın unsurunun oluşmadığı dikkate alınarak;
a) Sanık Savaş ve Burak'ın 448, 59. maddeleri ile ayrı ayrı,
b) Sanık Celal'in asli maddi failler Savaş ve Burak'ın öldürme fiiline manen müzaharet ve muaveneti ile katıldığı ve bu suretle TCK'nun 448, 65/3, 59. maddeleri ile,
c) Sanık Bülent'in sanıklar Savaş ve Burak'ın yenilenen kasıtla işledikleri öldürme fiilinin icra edildiği yerde bulunmaması ve başlangıçtaki iştirak iradesi ile sınırlı olarak eylemi değerlendirildiğinde 450/4 delaletiyle 452/1, 65/3, 59. maddeleri ile,
Tecziyeleri yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Sanıklar hakkında uygulamanın ölüm cezası ile başlatılması, 17 Ekim 2001 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TC Anayasası'nın 38. maddesine; savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışında ölüm cezası verilemez hükmünü ekleyen 4709 Sayılı Yasa ve TCY'nın 2/2. maddesi uyarınca TCK'nun 450. maddesince verilebilecek ölüm cezalarının hukuki dayanağının kalmaması, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce ceza yasalarında yapılacak uyarlama ve değişimler çerçevesinde sanıkların müsnet suçlarla ilgili olarak yerel mahkemece yeniden hüküm kurulmasının zorunlu bulunması gerekçesi ile, (1/a-b) bentlerinde belirtilen nedenlerde oyçokluğu ile diğer nedenlerde oybirliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay C. Başsavcılığınca 8.5.2002 gün ve 131040 sayı ile;
Dairece başlangıçtaki tasarlamanın etkili eylem amacına yönelik olduğu fakat olayın başlangıcı sırasında maktulün dövülürken, kendisini döven sanıklardan Burak ve Savaş'tan birini kastederek seni tanıdım, annene söyleyeceğim demesi üzerine kastın öldürmeye dönüştüğü, Celal'in de yeniden bu kasıtla devam eden diğer sanıkların eylemlerine sözlü veya eylemli engel olmamak şeklinde öldürme kastını benimsediğini kabul ederek, suçun vasıflandırmasını bu sanıklar yönünden TCK'nun 448. maddesi bağlamında, bu sanıkları olay yeri yakınına arabasıyla bırakan ve olayı görmeyen sanık Bülent'in suç vasfını TCK. 450/4. maddesi yollamasıyla 452/1. maddesi bağlamında kabul etmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, tüm sanıklar olay günü 17.00 sularında birlikte konuşarak maktule bir ders vermek fikrinde karar kılıp, bu amacı gerçekleştirmek için yaptıkları planı uygulamak suretiyle, maktulü tenha bir mahalde boş bir evin önüne getirmişlerdir.
Karar aşamasındaki ders verme fikrinin neyi kapsayıp neyi kapsamadığı konusunda açık bir tespit yapılmış değildir. Maktulün öldürüleceğinden söz edilmemiş ise de, dövüleceği konusunda da bir şey söylenmiş değildir, dolayısıyla ders vermeden amaçlanan eylemin ne olduğu belirli değildir. O halde, amacın meydana gelen sonuca göre saptanması ve sanıkların hukuki durumlarının da netice kastı belirler ilkesiyle belirlenmesi gerekir.
Olay yerine planla getirilen maktul, burada sanıklar Savaş ve Burak tarafından sopalarla ve yalnızca başına vurulmak suretiyle sopalardan biri kırılıncaya kadar dövülmüş, komşuların gördüğünün fark edilmesiyle eyleme son verilmiş, maktul de başındaki birden çok kırığa bağlı olarak ölmüştür.
Somut olayda maktulün sanıklardan birine söylediği kabul edilen seni tanıdım sözünden sonra sanığa sopalarla vuran ve olayı izleyen sanıkların kasıtlarının öldürmeye dönüştüğü kabul edilemez. Zira maktul sanıklardan birini tanıdığını olayın ta başında söylemiştir. Bu ana kadar kendisine karşı gerçekleştirilen suç teşkil eden çok önemli bir eylem bulunmamaktadır ki, maktul bu sözün devamında yasal mercilere dahi başvuracağını söylemeden, annesine söyleyeceği ikazında bulunmuştur. Bu şekilde söylenen sözün sanıklar üzerinde maktulün öldürülmesini gerektirecek şekilde ileriye yönelik korku, endişe, panik yarattığından söz edilemez. Aksine öldürme fikrinin sanıklarda baştan itibaren olduğu olaydan sonra maktulü bir sağlık kuruluşuna götürmemek, aralarında kasıtlarının aşıldığını gösteren veya pişmanlık belirten konuşmalar da geçmemesi gibi özelliklerden de anlaşılmaktadır.
Olayda, önceden sopaların temini, eyleme yeterli vasıfta hazırlanma, maktulün yapılan plana uygun şekilde gece vakti, tenha mahale soğukkanlılıkla getirtilip, plan dahilinde eylemin gerçekleştirilmesi nazara alındığında, tasarlamanın varlığı açıkça ortadadır.
Sanıkların kastının değişerek öldürmeye dönüştüğünün kabulü halinde dahi, tasarlama faktörünün kasıt aşımını kapsamıyor sayılmasının konuya ilişkin normlar ve süreklilik kazanmış yargısal uygulamalarla çelişir bulunması, aksinin kabulü halinde kastı aşan cürümler de sonradan ve eylemin icrası sırasında gelişen ve ölümün nedenini oluşturan Yasanın 452. maddesi kapsamındaki öldürmelerde tasarlamanın mutlak reddi gerekeceği, oysa 452. maddede 450. madde koşullarına atıfta bulunulduğu, kaldı ki Yüksek Dairenin bu kararda sanık Bülent hakkında tasarlamayı kabul etmiş bulunduğu, aynı olayda bir sanık için var kabul edilen tasarlamanın diğerleri için yok sayılmasının yukarda belirtilen gerekçelerle mümkün olmadığı görüşüyle itiraz yoluna başvurularak, özel dairenin suç vasfına yönelik bozmasının kaldırılmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Sanıkların tasarlayarak adam öldürme ve bu suça fer'i iştirakten cezalandırılmalarına karar verilen olayda, özel daire çoğunluğu ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Kaynak İtalyan Ceza Yasası ile Türk Ceza Yasası'nda tasarlama (taammüd) tarif edilmemiş, bazı suçlarda ağırlaştırıcı sebep kabul edilmiş ve tasarlamanın tanımı uygulamaya bırakılmıştır.
Tasarlama, ani kast türünün dışında kalmakta, düşünce kastına girmektedir. Hukuki niteliği öğretide tartışmalı ise de, Yargıtay'ımızın duraksamasız uygulamalarına göre, failin bir kimseye karşı belli bir suçu işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, işlemeyi niyet ettiği suçu işlemeden önce, soğukkanlı ve sükunetle düşündükten sonra ulaştığı ruhi sükunete rağmen bu kararından vazgeçmeyip, ısrarla ve bu akış içerisinde fiilini icraya başlaması halinde tasarlamadan (taammüt) söz edilebilir. Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmektedir. Fail, bu süre içerisinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi fakat bir başka nedenle ve ani bir kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükunete ulaşılıp ulaşılamayacağı araştırılmalıdır.
Somut olayda; B. Sitesi'nde kiracı olan XX Partisi'nin lokal faaliyetlerinden rahatsızlık duyan ve aynı apartmanın 4 nolu dairesinde ikâmet eden maktul Ahmet'in Kat Mülkiyeti Yasası uyarınca, 7.5.1999 tarihinde ilgili parti ile birlikte Nihat, Yusuf ve Hüseyin aleyhine Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesine eski hale getirme ve tahliye davası açtığı, yargılama sonucunda, 10.5.2000 gün ve 358/507 sayılı ilam ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın 18. HD'ce 12.10.2000 tarihinde onanarak kesinleşmesi üzerine 16.11.2000 tarihinde icra yoluyla parti lokali olarak kullanılan binanın tahliyesinin sağlandığı, bu olay üzerine XX Partisi üyesi olan sanıkların, parti binasının tahliyesinden sorumlu tuttukları maktule bir ders vermek amacıyla zaman zaman bir araya gelip bu konuyu aralarında konuştukları, 8.12.2000 günü saat 18.10'da ise sanık Celal'in, çalıştığı lokale giderek sanık Celal'le bu konuyu konuştukları, yaptıkları plan uyarınca sanıklardan Burak'ın kullandığı minibüsle suça konu yere gittikleri, maktulün aracını evin önünde görmemeleri üzerine Batıkent'te dolaşmaya başladıkları, maktulün evini birkaç kez arayarak eve gelip gelmediğini sordukları, sanıklardan Burak ve Savaş'ın evine giderek, tanınmamak amacıyla Burak'ın poşu, Savaş'ın ise kapşonlu eşofman aldığı, sanıkların bu arada aldıkları biraları içtikleri, en son saat 20.00 sıralarında Burak'ın, Celal'in cep telefonu ile maktulü arayarak daha önceden saptadıkları yerdeki evin tesisat sorunu bulunduğunu söyleyerek maktulü tesisat onarımı için gelmeye ikna ettikleri, sanıkların ise kararlaştırılan yere giderek araçlarını park ettikleri, sanık Celal'i maktulün aracını beklemesi ve geldiğinde maktulü adrese getirmesi için görevlendirdikleri, sanık Celal'in talimat uyarınca maktulün aracını bekleyerek, suça konu boş evin bahçesine götürdüğü, Bülent'in ise sanıkları aracın yanında beklediği, olay yerine sanık Celal tarafından getirilen maktule, sanıklar Burak ve Savaş'ın ellerindeki sopalarla saldırarak, etkisiz hale gelinceye kadar darp ettikleri, sanıkların yan taraftaki evin penceresinden üç kişinin baktığını fark etmeleri üzerine, olay yerinden uzaklaşarak kendilerini bekleyen Bülent'in aracına bindikleri, sopalardan birini Celal'e vererek çöpe atmalarını söyledikleri, yaralı olarak hastaneye kaldırılan Ahmet'in olaydan 6 gün sonra künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları ile müterafik beyin zarları kanaması sonucu öldüğü,
Katılan Sevgi kollukta; eşinin 23 yıllık öğretmen olduğunu, boş zamanlarında tesisat işiyle uğraştığını, 8.12.2000 günü saat 18.10 sıralarında birinin eşini tesisat işi nedeniyle aradığını, evde olmaması nedeniyle sonra aramasını söylediğini, aynı şahsın saat 20.00 sıralarında tekrar aradığını, eşinin gazete üzerine Sular Kop. 96 şeklinde not alarak, geç olduğunu söyleyip yarın sabah geleceğini, daha sonra evi bulamazsam yolun sağ tarafında olursunuz dediğini, arayanın öğrenci olduğunu yeni eve gireceğini, mağdur olmaması için gidip tesisat işine bakması gerektiğini söylediğini bildirdikten sonra; eşim gittikten bir müddet sonra karakoldan telefon geldi, eşimin dövülerek yaralandığını söylediler, hastaneye gittim, yaralandığı yer verilen adresle aynı imiş, sanırım bu şahıs eşimi tuzağa düşürerek bu saldırıyı gerçekleştirdi, eşimin kimse ile husumeti yoktu, ancak bundan birkaç ay önce XX Partisi temsilciliği oturduğumuz binanın alt katına taşındı, apartman sakinlerinin rahatsız olması üzerine tahliye için mahkemeye başvurduk, tahliye kararı verildi, ancak aramızda bir tartışma olmadı, kimseyle bir sorunu yoktu demiş,
Duruşmada ise benzer anlatımda bulunarak, olay öncesi eşinin arabasının XX Partisi'nin boyaları ile boyandığını, gözdağı verildiğini, bu olayın polise intikal ettiğini, eşini telefonla tehdit ettiklerini söylemiştir.
Emniyet makamlarınca yapılan istihbari çalışmalar sonucu, olayla ilgisi olduğu saptanan Celal'in yakınları ile irtibat kurulmuş, Bakırköy SSK Doğum Hastanesinde çalıştığının saptanması üzerine sanıkla irtibata geçilmiş, sanık Celal 13.2.2001 günü kendiliğinden gelerek teslim olmuştur.
Sanık Celal kollukta; öğrenimine, olaydan önceki işlerine ilişkin açıklamalarda bulunduktan sonra; 1999 yılında XX Partisi'ne üye oldum, XX Partisi yöneticilerinin teklifi üzerine evden ayrılarak 2000 yılının Nisan ayından sonra Yenimahalle XX Partisi binasında kalmaya başladım. 8.12.2000 Cuma günü lokalde bulunduğum sırada akşam 17-17.30 sıralarında lokale partiden tanıdığım arkadaşlarım Burak ve Savaş geldiler, yanlarında ismini oradan öğrendiğim Ali İhsan isminde bir şahıs vardı. Yanımıza oturdular. Savaş, Batıkent'te bulunan XX Partisi temsilciliği bürosunun mahkeme kararı ile kapatıldığını, kapatmaya neden olan şahsı bir köşeye çekip konuşacaklarını söyledi, benim de gelmemi istedi. Savaş'ın partide yönetici olması ve kalacak yerim yokken parti binasında kalmamı sağlayarak bana iş bulması nedeniyle teklifini geri çeviremedim, kısa bir süre sonra Savaş, Burak ve Ali İhsan ile birlikte dışarı çıkıp beyaz renkli bir Isuzu marka minibüse bindik, otoyu Ali İhsan kullandı, Batıkent'e gidip dolaştık. Oto içinde XX Partisi'ni mahkemeye veren şahsı dışarıda bulabilmek için otosunun alarmını çaldırmak suretiyle aşağıya inmesini sağlayıp, bir köşeye çekip konuşuruz diye karar verdiler. Şahsın evinin önüne gittik, burası mahkeme kararıyla tahliye edilen XX Partisi binasıydı. Binanın önünde durduk, Burak ile Savaş arabadan inip otoya bakmaya gittiler, geri döndüklerinde aracın olmadığını söylediler, bu esnada minibüste oturuyordum, Batıkent'te turlamaya devam ettik. Ara sokaklarda bir yerde bir büfenin önüne durup, Savaş ve Burak şahsın evine telefon açtılar, görüşemeden geri döndüler, minibüsle dolaşmaya devam ettik. Burak'ın evine gittik. Burak kısa bir süre sonra tekrar geldi, elinde siyah beyaz tonlarda bir poşu vardı, bu kez Savaş'ın evine gittik, Savaş'ta eve gidip geldi, üzerine kapşonlu, göğüs kısmı koyu, kol kısmı açık renkli bir eşofman giymişti, tekrar dolaşmaya başladık, bir büfeye yanaştık, sanıyorum saat 18.00-19.00 aralarıydı, minibüsten üçü de inip telefon açtılar, kimin konuştuğunu görmedim. Otoya döndüklerinde telefona şahsın eşinin çıktığını, kendisinin evde olmadığını, bir süre sonra döneceğini öğrendiklerini söylediler. Oradan ayrıldık, biraz dolaştıktan sonra Batıkent'te bir marketin yanında durduk, Savaş ve Burak ankesörlü telefondan aramaya gittiler, ancak geri döndüklerinde kartlarında kontür kalmadığından arayamadıklarını söylediler. Burak benden cep telefonumu istedi, adıma kayıtlı XXXX XXX XX XX numaralı telefonumla şahsın evini aradı, saat 20.00 sıralarıydı, şahıs ile görüştü, konuşma sırasında hatırladığım kadarıyla, şahsa Sular sitesi, numara XX veya XX diye adres tarif edip oraya gelmesini söylediler. Ayrıca yeni ev tuttuklarını, tesisat sorunu olduğunu söylediler, ben aracın içinde idim ancak, cam açık olduğundan konuşmaları duyuyordum, konuşmaları Burak yaptı. Telefon görüşmesinden sonra oradan ayrıldık, giderken XX Partisi'ni mahkemeye veren şahsın öğretmenlik yaptığını, ek iş olarak da su tesisatçılığı yaptığını, bu nedenle tesisat için şahsı çağırdıklarını, adresi önceden tespit ettiklerini ve evin boş olduğunu söylediler. Minibüsle giderken köşede sopalar olduğunu gördüm, ayrıca Batıkent'te dolaştığımız sıralarda Burak ve Savaş bira alıp içmişlerdi, sopaları görünce asıl niyetlerinin şahsı dövmek olduğunu anladım, onlar da bana asıl niyetlerinin şahsı dövmek olduğunu söylediler. Minibüsle adresin bulunduğu caddeye gidip, sokağın 100 metre ilerisine arabayı park ettik, ismini Ali İhsan olarak hatırladığım şahıs otoda kaldı, ben Burak ve Savaş'la adrese gittim. Ev iki katlı müstakil bahçeli, bahçesi sokaktan merdiven ile inilen kiralık boş bir evdi, oraya giderken Burak evden aldığı poşiyi kafasına geçirdi, Savaş da kapşonu takmıştı, ayrıca yanlarına birer de sopa almışlardı. Adrese geldiğimizde, bana, minibüsü park ettiğimiz yerin karşı tarafına geçmemi, şahsın beni daha önceden görmemesi nedeniyle şüphelenmeyeceğini, bekleyip, otosu ile gelecek şahısla buluşup adrese getirmemi, kendilerinin de arkamdan geleceklerini, biz gelirken evin karşısına doğru giden sokağa saklanacaklarını şahsın otosunun beyaz renkli Reno marka ve plakasının 06 XXX XX olduğunu söylediler. Sokağın karşısına geçip bekledim, kısa bir süre sonra tarif edilen otonun geldiğini gördüm. Bana selektör yapıp önümde durdu, otoya bindim, şahısla birlikte tarifim üzerine adresin bulunduğu sokağa girdik, cadde üzerinde giderken aklıma şahsa tuzak kurulduğunu söylemek geçti ancak bindiğim yer ile adres yakındı, karar verinceye kadar sokağa girmiştik, geri dönemedim. Adresin önüne otoyu park edip indik ve evin bahçesine şahısla birlikte girdik, ben önden yürüyordum, şahıs da arkamdan geliyordu, merdivenlerden indikten sonra cep telefonum çaldı, arayan yeğenimdi, sonra görüşmemizi söylediğim sırada Burak ve Savaş ellerindeki sopalarla koşarak merdivene doğru ilerlediler, şahsa vurmaya başladılar. Şahıs ilk etapta koşma sesini duymuş olacak ki arkasına dönüp Burak ve Savaş'a baktı, hangisine söylediğini bilmiyorum, ancak onlara doğru, ben seni tanıdım, yapma annene söylerim diye bağırdı fakat onlar şahsa vurmaya başladılar, şahıs yere yuvarlandı, kalkmaya çalıştı, biraz ilerledikten sonra tökezleyip düştü. Burak ve Savaş da şahıs yerde iken vurmaya devam ettiler, onlar vururken ben üç adım gerilerine arka taraflarına doğru çekildim. Şahıs sopa darbeleriyle yere düşüp etkisiz hale gelince, Savaş vurmayı bıraktı, ancak Burak birkaç kez daha vurdu. Bu esnada yan tarafta bulunan evin giriş katındaki mutfak penceresinden iki bayan ve bir erkek bize bakıyordu, onların baktığını görünce, merdivenlerden çıkarak kaçtık, bekleyen minibüsün yanına gittik. Burak, neden benim de vurmadığımı söyleyerek kızdı. Ben de vurduğumu, ancak onların görmediğini söyledim, minibüsle oradan ayrıldık, beni Ostim'e yakın bir yerde bıraktılar, sopaların birini bana verip çöpe atmamı söylediler, bir çöp tenekesine sopayı attım. Diğer sopanın ne olduğunu bilmiyorum. Olaydan iki gün sonra 11.12.2000 günü İstanbul'a gittim, sonra Ankara'ya döndüm, bu kez de Bursa'ya ablamlara gittim, Bursa'da iken bana bir telefon geldi, arayan Savaş'tı, şahsın komada ölmek üzere olduğunu, hatta belki de ölmüştür dedi. Bir süre sonra tekrar aradı, İzmit'te iş bulduğunu oraya gidip çalışmamı söyledi. İzmit'e gittim, daha sonra oradan ayrılıp İstanbul'a gidip işe girdim. Ölen şahsı daha önceden tanımam, ilk defa olay günü gördüm. Bu olayı Burak ve Savaş, şahıs XX Partisi'ni mahkemeye verip tahliye ettirdiği için, şahsın gözünü korkutmak için planladılar ve gerçekleştirdiler. Bu olaya istemeyerek alet oldum, daha önceden bana her açıdan destek oluyorlardı. Ayrıca Burak ve Savaş'a, başka bir kişinin talimat verip vermediğini bilmiyorum, olayın meydana geldiği evin kimin tarafından ve nasıl tespit edildiğini de bilmiyorum, anladığım kadarıyla, üçü birlikte tespit etmişler.
14.2.2001 günlü el yazısı beyanlarında ve 16.2.2001 tarihli ifadeli yer gösterme tutanağında da benzer anlatımda bulunarak, suça konu yeri göstermiştir.
C. Savcılığında; önceki beyanlarına benzer anlatımda bulunarak, ... bu arada Savaş ile Burak da gelmişler ellerindeki sopalarla saldırmak üzerelerdi ki hangisine dedi anlayamadım ama, ben seni tanıdım, annene söylerim, sakın yapma dedi. Ancak onlar dinlemedi, sopalarla vurmaya başladılar, adam yere düştü, eli ile başını tuttu, yerde iken vurmaya devam ettiler, iyice hareketsiz kalınca bıraktılar. Olay anında yandaki evin mutfağının ışığı yandı, iki kadın bir erkek gürültüler üzerine bakıyordu, bırakıp giderken, gören oldu mu diye sordular, bakanları söyledim, sonra bana niye vurmadığımı sorup kızdılar, vurduğumu ancak görmediklerini söyledim, birlikte bizi bekleyen Bülent'in yanına gidip arabaya binip uzaklaştık. Beni Ostimde bir yere bıraktılar, sopaları attık, iki sopa vardı, birini çöpe attık biri arabada kaldı, sonra kaldığım yere geldim.
Anladığım kadarıyla döverken bizi seyredenlerin farkında değillerdi, maktulü kendiliğinden bu kadar yeter diye bıraktılar, olayı daha önceden kendi aralarında planlamışlar, beni, o şahıs seni tanımaz diye olayın içine katıp arabadan indikten sonra olay yerine yönlendirmem için düşünmüşler,
Sulh Ceza Mahkemesi'nde; C. Savcılığı'ndaki beyanına benzer anlatımda bulunmuş, farklı olarak, ölen kişi yaralandıktan sonra burun buruna geldiğinde birine seni tanıdım annene söyleyeceğim dedi, şeklinde olayı anlatmıştır.
Duruşmada; Olay günü maktulün bizler hakkında kötü sözler yayması nedeniyle, telefonla kendisi ile görüşmek istediğimizi söyledik, işi olduğunu gelemeyeceğini söyleyince, görüşmemizin gerekli ve acil olduğu yönünde ısrar ettik, maktul arabası ile kararlaştırdığımız yere geldi, arabasına binip birlikte yukarıya doğru, Savaş ve Burak'ın gittiği istikamete gittik, onlara yaklaştığımızda arabadan inip, bahçeye doğru yürüdük, o arada maktule, niçin kötü sözler yaydığını sorduğumuzda, kimse bana hesap soramaz diyerek küfürler etmeye başladı, tahliye nedeniyle sitenin namusunu kurtardığını söyledi, telefonum çaldı, telefonla görüşmeye başladım, bahçede arbede çıktı, gece olduğu için nasıl cereyan ettiğini bilmiyorum, Önceki ifadelerim doğru değildir, öyle bir ifade vermedim. Olay şimdi anlattığım şekilde oldu.
Ben sizleri tanıdım, annenize söyleyeceğim şeklindeki beyanım da doğru değildir. Uzakta bekleyen Bülent'in arabasına bindiğimiz şeklindeki beyanım da doğru değildir. Maktulle, Savaş ve Burak on dakika kadar birbiriyle mücadele ettiler, merdivenden aşağı indiğimde maktul yerde yatıyor hâlâ küfür ediyordu, sonra olay yerini terk ettik, uzakta bir ışık yanıyordu.
Sanık Savaş kollukta; müdafii hazır olduğu halde susma hakkını kullanmış, C. Savcılığında ve Sulh Ceza Mahkemesinde ise olaya karışmadığını söylemiştir.
Duruşmada; olay tarihinde E.S.'de arkadaşlarımla oturuyorduk, Celal bize, maktulü kast ederek, hakkımızda ahlâksız işler yapıyorlar, buraya girip çıkanların belli olmadığını, insanlarla ahlâksız ilişkiler içinde olunduğuna ilişkin sözler yaydığını söyledi, biz de bu hususu maktulle görüşmek üzere aradık, kendisi ile Celal konuşmaya başladı, bu olayı neden çıkardığını, niçin böyle davrandığını konuşmak için çağırdık, maktul işi olduğunu bu saatte gelip konuşamayacağını söyledi, olayın acil olduğu, görüşmemiz gerektiği yönünde ısrar edince, Sular sitesinde işi olduğunu orada görüşebileceğini söyledi ve adres verdi, Bülent'in arabası ile yola çıktık. Bülent tarif ettiğimiz yerde bizi bıraktı, arabası ile evine gitti. Daha sonra Burak'la yukarıda parka çıktım, Celal bize bu şahsın gelip alacağını söyledi ve yolda bekledi, 8-10 dakika sonra araba ile parka doğru çıktılar, ev parkın karşısında idi, onlara doğru yürüdük, daha sonra Celal'in telefonu çaldı, kimin aradığını bilmiyorum, olayın vuku bulduğu yere doğru yöneldik, Celal merdivenlerin üstünde bir yerde kaldı, telefonla görüşüyordu, Burak ben ve maktul aşağıya doğru indik, bahçede maktule söylentileri sorduk, bu söylentilerin kendisi tarafından yayıldığını söyledik, maktul sinirlenerek, istediğini söyleyebileceğini, başımı belaya sokmayın i
.ler, s
..tir olup gidin diye sövdü, küfür etmemesini, konuşmak için geldiğimizi söyledim, o arada bana yumruk attı, yere düştüm, daha sonra Burak'ın üzerine yürüdü, elinde bir şey yoktu, arkası bana dönüktü, ceketi ile oynadı, elini arkasına doğru attı. Burak'a küfür ediyordu, Burak yerden bir sopa aldı, şahsı durdurmak için ona vurmaya başladı, bu arada sopa düştü, ben kalkarak sopayı alıp birkaç kez sinirle vurdum, en son vurmamda sopa kırıldı, şahıs yere düştü, yerde de küfürlerine devam ediyordu, biz kavga ederken Celal yukarıda idi ancak kavga bittiğinde yanımızda idi, herhangi bir vurması olmadı.
Sanık Bülent kollukta; müdafii hazır olduğu halde susma hakkını kullanmış, C. Savcılığında ve Sulh Ceza Mahkemesi'nde, hiçbir şey bilmediğini olaya karışmadığını söylemiştir.
Duruşmada, olay akşamı E.S.'de yemek yiyip eve gidecektim, diğer arkadaşlar, kendilerini yol üzerinde bir yere bırakmamı istediler, sanıkları istedikleri yere bıraktım, olayla ilgim yoktur şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık Burak kollukta; müdafii hazır olduğu halde susma hakkını kullanmış, C. Savcılığında ve Sulh Ceza mahkemesinde, olaylarla ilgisi olmadığını söylemiştir.
Duruşmada, sanık Savaş'ın anlatımlarına aynen iştirak ettiğini, olayın anlattığı şekilde olduğunu, maktulün boğazına yapışıp, boğazını sıktığını, elini de beline atınca, kendisini savunmak için sopa ile birkaç kez rastgele vurduğunu, maktulün eşine ve ailesine küfür ettiğini söylemiştir.
Tanık Dilek kollukta; bugün saat 20.00 sıralarında akrabamın Sular sitesi XX numaralı evinde otururken kavga sesleri geldi, mutfak penceresinden dışarıya doğru baktık, bulunduğumuz dairenin yanında bulunan boş dairenin bahçesinde 3 kişi birini dövüyordu. İlk baktığımda dayak yiyen şahıs kendisini döven 3 şahsa hitaben yapmayın annenize söylerim diye bağırıyordu. Şahıslar bizi fark ettikten sonra kaçtılar, dayak yiyen şahıs yaralı vaziyette yatıyordu, olay yeri karanlık olduğundan kaçan şahısları net olarak tarif edemem, 15-20 yaşlarında olduklarını tahmin ediyorum.
Duruşmada; dövme anını görmedim, sesler duydum, kalabalık ve kavga anında bir kişinin yapmayın annenize söylerim, diye söylediğini duydum. 3 kişi gördüm.
Tanık Serap kollukta; sesler üzerine mutfak penceresinden baktığında 3 şahsın bir kişiyi dövdüğünü gördüğünü, şahısların kendilerini fark etmeleri üzerine kaçtıklarını, durumu 155'e bildirdiğini, eşgal veremeyeceğini,
Duruşmada ise; baktığında 2-3 kişinin bir kişiyi dövdüğünü beyan ederek, diğer hususları benzer şekilde anlatmıştır.
Tanık Ferhat kollukta; 8.12.2000 günü saat 20.10 sıralarında Batıkent İlkyerleşim mahallesi 350.sokak üzerinde yürürken, 349 ile 350. sokağın kesiştiği yerde üç şahsı konuşurken gördüm, çok kısa bir süre konuştuktan sonra, ikisi 349. sokaktan 9. cadde istikametine, diğeri ise benim yürüdüğüm sokağa doğru gelip yanımdan geçti, 1.80 cm boylarında, 20-25 yaşlarında esmer, siyah saçlı, elmacık kemikleri belirgin, etine dolgun yapılı bir şahıstı, üzerinde mavi kot pantolon, koyu renkli kaban, boğazında siyah beyaz benekli poşiye benzer bir şey vardı, suratı asık ve terliydi, bu şahsı görsem tanıyabilirim, 349. caddede bir şahsın dövüldüğünü sonradan öğrendim, gördüğüm şahısların bu olayla ilgisi olup olmadıklarını bilmiyorum.
Tanık Muharrem kollukta; E.S.'ye üyeyim, Celal'i buradan tanırım, yaklaşık iki ay önce akşam saatlerinde Celal'in yanına üç kişi geldi, Celal'in masasına oturdular, ben de oturdukları masadan kalktım, kısa bir süre konuştular, ne konuştuklarını bilmiyorum, daha sonra Celal'i de yanlarına alıp çıktılar. Gelen şahıslardan birinin adı Savaş'tı, bu şahsı Batıkent XX Partisi temsilciliğinden tanıyorum. Bir tanesi çok uzun boylu idi, diğerini hatırlamıyorum, nereye gittikleri ve ne yaptıklarını da bilmiyorum.
Duruşmada; görgüye dayalı bilgisinin olmadığını söylemiştir.
Tanık Murat kollukta ve duruşmada; maktulün oturduğu sitede bir siyası parti temsilciliğinin tahliyesi nedeniyle aralarında husumet bulunduğunu kendisine söylediğini bunun dışında bir bilgisinin olmadığını bildirmiştir.
İ.Y. mahallesi 9. cadde 349. sokak XX sayılı yerin bahçesinin içerisinde bir kişinin darp edilerek olay yerine bırakıldığının 8.12.2000 günü saat 21.00 sıralarında polise ihbar edilmesi üzerine olay yerine gidilmiş,
Olay yerinin dubleks bina olduğu, yoldan merdivenle tahminen iki metre aşağıya inildiğinde, kapı önünde beyaz parke taşı üzerinde bir şahsın yattığı, sol yan tarafında kafasına yakın yerde kan izleri ve mavi bir adet şapka, bir adet gözlük olduğu, bahçeye inilen merdiven önünde 3 parçaya ayrılmış bir sopa bulunduğu görülmüş, sorulara cevap veremeyen şahıs ambulansla hastaneye sevk edilmiş, üzerinden çıkan ve olay yerinde bulunan eşyalara el konulmuş, olay ve zapt etme tutanağı düzenlenmiştir.
Olay yeri inceleme raporunda; saat 22.00 sıralarında olay yerine intikal edildiği, olay yerinin yol kenarında önünde bahçe bulunan boş dubleks tipi ev olduğu, camında kiralık yazısının bulunduğu, zemin giriş kapı hizası ve kapı sağ tarafında bulunan duvar dibinde kan izlerinin görüldüğü, kan örneğinin alındığı belirtilmektedir.
Ölenin eşi tarafından, olay günü ev telefonunu arayan şahsın adresinin eşi tarafından not alındığının belirtilmesi üzerine; üzerinde tükenmez kalemle (2 sular XX) ibaresinin yazılı bulunduğu 8.12.2000 tarihli Sabah gazetesi zapt edilmiştir.
Ölü muayene tutanağında; saçlı deride sol frontotemporal bölgede üzeri sütürlü ameliyat yeri, sol göz üst kapakta ekimoz, boyunda trekeostomi mevcut. Ölenin hastane dosyasından; 8.12.2000 günü getirilen hastanın genel durumu kötü, bilincinin kapalı, yapılan tetkiklerde beyinde sol supdural hematom tespit edilerek ameliyata alındığı, sol kulağından kan geldiği, yapılan ameliyatla sol supdural ve epidural hematom boşaltıldığı ancak yapılan müdahaleye rağmen şahsın 14.12.2000 günü ölmüş olduğunun kayıtlı olduğu, şahsın kesin ölüm nedeninin saptanabilmesi amacıyla klasik otopsi yapılması için cesedin Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı morguna sevkine karar verildiği,
19.12.2000 tarihli otopsi raporunda ise; saçlı deri altında sol fronto-parietalda ve sol temporal adalede yaygın ekimoz, vertexte ekimoz olduğu, kafatası kubbesinde sol fronto-parietalde yamuk şeklinde 8x4x5x7 cm ebadında kenarlarında Burhol izleri bulunan kemik defekti olduğu ve defekte ait parçanın yerinde olmadığı, defektin arka-alt köşesinden biri kırık hattının sol occipital alt kısmına doğru uzandığı görüldü, kafatası açıldı, defekte denk gelen dura kısmında sütüre kesi olduğu, beyin sol hemisferinde 10x12 cm ebadında 2-3 mm kalınlıkta epidural kanama, dura kaldırılınca 7x3 cm ebadında 2-3 mm kalınlıkta subdural kanama görüldü. Beynin alt kısmı ve beyincikte sarı-yeşil örümcek ağı manzarası, beyin sol fronto-parieto temporalde ve beyincikte yaygın subaraknoıdal kanama, haricen tanımlanan kırık hattının kaidede sol petrol kemiği geçerek orta çukurdan arka çukura ve burada orta hattın sağına geçip sonlandığı, foramen magnumdan sağ arka çukur iç kısmı boyunca arkaya gelen bir kırık hattının da soldan arkaya gelen 1.kırık hattı ile birleştiği, sol ön kafa çukurunda sella turcicanın solunda bir başka kırık hattının uzandığı ayrıca sol mastoidden gelen bir kırık hattının sol arka çukur dış kısmına kadar uzandığı, diğer organlarında bir patalojiye rastlanılmadığı, ölümün künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları ile müterafik beyin zarları kanaması sonucu meydana geldiği bildirilmiştir.
Sanık Celal 15.2.2001 günü yapılan yüzleştirmede; olay anında aracı kullanan Ali İhsan'ın, Bülent olduğunu söylemiştir.
Sanık Savaş'ın odasında 14.2.2001 günü yapılan aramada bir poşi ele geçmiş, olay günü şahsın boynunda gördüğü örtünün gösterilen poşi olduğunu belirten tanık sanık Burak'ı da teşhis etmiştir.
Adli Tıp Kurumu Ankara Şube Müdürlüğünce sanıklar hakkında düzenlenen 13-14 ve 15.2.2001 tarihli raporlarda; sanıkların vücudunda darp ve cebir asarına rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Telefon döküm kayıtlarında; Sanık Celal'e ait 0542-xxxxxxx nolu telefon ile 8.12.2000 günü saat 19.50'de, maktule ait xxxxxxx nolu telefonla 162 saniye konuşulduğu saptanmıştır.
Bu bilgi ve belgeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; parti binasının maktul tarafından tahliyesinin sağlanması nedeniyle maktule husumet besleyen sanıklar Savaş, Burak ve Bülent'in olay akşamı sanık Celal'in çalıştığı E.S. lokaline giderek bu sanığı yanlarına aldıkları, sanıklardan Bülent'in kullandığı araçla, maktulün ikamet ettiği ve aynı zamanda tahliye edilen XX Partisi binasının yer aldığı site yakınlarına gittikleri, birkaç kez maktulü telefon ile aradıkları, Batıkent'te araçla dolaşıp, içmek için bira aldıkları ve bu biraları içtikleri, Sanık Burak ile Savaş'ın tanınmamak için evlerinden poşi ve kapşonlu eşofman aldıkları, sanık Burak'ın, Celal'in telefonu ile maktulü arayarak tesisat işi bulunduğuna ikna edip, belirtilen adrese gelmesini sağladığı, Celal'in ise, maktulü yolda bekleyerek olay yerine getirmekle görevlendirildiği, bu plan dahilinde daha önceden saptanan ve kiralık olduğu anlaşılan boş evin bahçesine götürülen maktulün kafasına, sanıklar Burak ve Savaş'ın ele geçmeyen bu nedenle niteliği tam olarak saptanamayan ancak kafatasında meydana getirdiği kırıklar itibarıyla öldürmeye elverişli olduğu yönünde kuşku bulunmayan sopalarla vurarak, kafatasında kırık meydana getirdikleri, şahsın künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları ile müterafık beyin zarları kanaması sonucu 14.12.2000 tarihinde öldüğü, hedef seçilen bölge, olayda kullanılan sopalar, sanıkların olay öncesi ve sonrası davranışları birlikte değerlendirildiğinde, baştan beri öldürme amacıyla hareket ettikleri ve tasarlamanın öldürmeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyeleri; sanıkların tasarlama iradelerinin öldürmeye değil, müessir fiile yönelik olduğu, olay anında yenilenen kasıtla maktulü kasten öldürdükleri gerekçesiyle itirazın reddi yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığının itirazının kabulü ile özel dairenin suç vasfına yönelik bozma nedenlerinin kaldırılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 2.7.2002 günü yapılan ilk müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 09.07.2002 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy