(4721 S. K. m. 1007)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; S. Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 10.6.2003 gün ve 2002/492 E. 2003/449 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 7.7.2004 gün ve 2003/16245 E. 2004/8985 sayılı ilamı ile,
(...Dava MK. nun 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece dava reddedilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki kanıtlara göre 16, 17, 18, 19 ve 20 nolu parseller dava dışı A. adına kayıtlı iken, tapu kayıtlarında S. B. Vakfiyelerinden şeklinde vakıf şerhi vardır. Bu Parsellerden 16, 18, 19 ve 2.0 nolu taşınmazların tapu kayıtlarındaki vakıf şerhlerinin kaldırılmasına ilişkin i. Vakıflar Başmüdürlüğünün 02.07.1975 tarihli yazısına dayanarak bu taşınmazlardaki vakfiyeler 04.07.1975 tarihinde tenkis edilmiştir. Ne var ki aynı yazıya dayanarak dava konusu 17 nolu parseldeki vakfiye de yanlışlıkla tenkis edilmiştir. Ve taşınmaz vakfiyesiz olarak davacı tarafından 26.6.1981 tarihinde satın alınmıştır. Daha sonra davacı bu taşınmazı satmak istediğinde kendisine vakıf kaydının yanlışlıkla silindiği vakıf taviz bedeli ödemeden satış yapılamayacağı bildirilir. Davacı vakıf bedeli ile yükümlü olmadığının tespiti için dava açmışsa da davası reddedilmiştir. Davacı vakıf şerhinin kaldırılması için ödemek zorunda kaldığı bedeli istemektedir. Olayın yukarıda anlatılan gelişimi dikkate alındığında, davacının zararına tapu sicilin yanlış tutulmasının neden olduğu açıktır. O halde davalı MK'nun 1007 maddesi hükmü gereğince davacının ödemek zorunda kaldığı bedelden sorumludur. Bu yön gözetilmeden davanın reddedilmiş olması bozma nedenidir...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 07.12.2005 gününde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy