(818 S. K. m. 45) (2918 S. K. m. 85) (1086 S. K. m. 167, 168, 169, 409) (11. HD. 31.10.2002 T. 2002/6582 E. 2002/9749 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.03.2005 tarih ve 2001/825 - 2005/82 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin bir kısmının davalıların maliki, sürücüsü, işletmecisi, trafik sigortacısı, ferdi kaza sigortacısı oldukları araç içinde yolcu iken, meydana gelen kazada yaralandıklarını, desteklerinin öldüğünü ileri sürerek, toplam 72.000.000.000. TL maddi ve 17.000.000.000.-TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketleri vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın iki kaz yenilenmesinden sonra bir kez daha takip edilmediği gerekçesiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacılar vekili, 09.03.2005 tarihinde hastaneye kaldırılan eşine refakatçi olarak yanında bulunduğu için 17.03.2005 tarihli son oturuma katılamadığını, hastaneden mahkemeye ulaşamadığını ve mazeret gönderemediğini, büroya gidemediğini ileri sürerek, son duruşmanın eski hale iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, işten el çekildiği, HUMK. nun 409 uncu maddesinde yazılı sürelerin uzatılması ya da kısaltılmasının mümkün olmadığı, kararın temyizi kabil olduğu gerekçesiyle, eski hale iade isteminin reddine karar verilmiştir.
Her iki kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- HUMK. nun 169 uncu maddesi hükmüne göre, hüküm verilmeden önceki eski hale getirme istemleri, davaya bakan mahkemeye, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemleri ise hükmü temyizen öncelenmekle görevli Yargıtay Dairesi'ne yapılmalıdır.
Dairemizin 21.01.1997 tarih ve 1996/8859 Esas, 1997/140 Karar sayılı 31.10.2002 tarih 6582/9749 sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, davanın açılmamış sayılması kararı, usule ilişkin bir karar olup, uyuşmazlığın esasını çözüme bağlayan ve mahkemenin o işten mutlak anlamda el çekmesini sonuçlayan nitelikte bir karar değildir. Mahkemece, eski hale getirme isteminin incelenmesi ve bir karar verilmesi gerekmektedir. (Aynı görüş için Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Baskı, Cilt 5, 2001 Sh.5481)
Somut olayda, davacılar vekili, 17.03.2005 tarihli oturuma, haklı nedenlerle katılamadığını, 22.03.2005 tarihli dilekçesinde ileri sürerek, belge eklemiş olup, bu istemin HUMK. nun 167 ve 168 inci madde hükümlerinde yazılı koşullar bakımından incelenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açılmamış sayılması kararı nedeniyle işten el çekildiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu yöndeki (tarihsiz) ek kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin açılmamış sayılma kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile eski hale getirme isteminin reddine ilişkin ek kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle açılmamış sayılma kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy