(1086 S. K. m. 237) (3. HD. 01.10.2002 T. 2002/8891 E. 2002/10787 K.)
Dava: Taraflar arasındaki meni müdahale davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kozluk Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 08.02.2002 gün ve 2001/234 E. 2002/21 K.sayılı kararın incelenmesi davacı vekili ve müdahil vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.10.2002 gün ve 2002/8891-10787 sayılı ilamı ile;
(...Davada, davacı DSİ tarafından davalıların Garzan Çayına ve sulama regülatörüne yapılan müdahalenin önlenmesi ve sulama regülatörüne ait sökülmüş parçaların iadesi talep edilmektedir.
Mahkemece; (Beşiri Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2000/56 E. 2001/19 K, sayılı ilamın tarafları ve konusu aynı olduğundan ve kesin hüküm niteliğini taşıdığından bahisle) davanın reddine karar verilmiştir.
Beşiri Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2000/56 E. 2001/19 K. sayılı dosyasında davacıların Mehmet Bavli-Kenan Bavli, davalının ise Garzan Kozluk Sulama Birliği Başkanlığı olduğu ve davada davalının Garzan Çayına yaptığı müdahalenin önlenmesi talep edilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve hüküm temyiz edilmeden kesinleştikten sonra Adalet Bakanlığı tarafından Kanun yararına temyiz edilmesi üzerine dosya 3.HD'ye gönderilmiş ve 3 HD'nin 26.3.2002 tarih, 2002/1711-2915 sayılı kararı ile mahkeme ilamının bozulmasına karar verilmiştir.
HUMK. nun 237/2 maddesine göre maddi anlamda kesin hükümden bahsedebilmek için birinci dava ile ikinci davanın 1-konusunun, 2-dava sebebinin, 3-taraflarının aynı olması gerekir.
Birinci davada davanın konusunun Garzan Çayına yapılan müdahalenin önlenmesi, bu davada da sulama regülatörüne ve Garzan Çayına yapılan müdahalenin önlenmesi talep edilmiştir.
Her iki dava yönünden de taraf birliği koşulu gerçekleşmemiştir. Taraf, dava ilişkisinde karşılıklı olarak yer alan kişilerdir. Bu davanın davalıları, Beşiri Sulh Hukuk Mahkemesi'nin dosyasında davacı sıfatıyla yer almış, önceki davanın davalısı ise bu dosyada taraf sıfatını kazanmamıştır. Bu davanın davacısı DSİ. de, 1.davada taraf sıfatını kazanmamıştır.
O halde, açıklanan bu hususlar nedeniyle, olayda kesin hükümden söz etme olanağı bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı ve müdahil Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekili ve müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 12.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy