(4721 S. K. m. 24, 25) (1086 S. K. m. 275) (5680 S. K. m. 17) (ANY. MAH. 12.06.2002 T. 2002/97 E. 2002/9 K.)
Dava: Davacı Ali Arıduru vekili Avukat Ali Uzun tarafından, davalılar Erhan Öztürk vd. aleyhine 14.7.2003 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.5.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi Aydın Candabakoğlu dışındaki davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 4.10.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat Özge Kocaman geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan Aydın Candabakoğlu yönünden davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki istemin ise kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, Aydın Candabakoğlu dışındaki davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davaya konu yayın ile ilgili olarak, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2003/4958 hazırlık numarasında soruşturma yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu soruşturma evrakı getirtilmemiş ve sonucu değerlendirilmemiştir. Karar, bu bakımdan eksik incelemeye dayalı olarak verilmiştir. Şu durumda, anılan soruşturma ile ilgili belgeler getirtilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Hüküm, bu yönü ile doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
a) HUMK. nun 275. maddesi uyarınca mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.
Somut olay, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir. O nedenle bilirkişi düşüncesine başvurulması, maddeye açık aykırılık oluşturur. Yerel mahkemece anılan yasal düzenleme gözetilmeksizin bilirkişi görüşüne başvurulması ve bilirkişi ücretinin davalı tarafa yükletilmesi de doğru bulunmamıştır.
b) 5680 sayılı Basın Yasası'nın 3984 sayılı Yasa ile değişik 17. maddesinde ön görülen asgari tazminat miktarı ve bilirkişi atamasına ilişkin düzenlemenin, Anayasa Mahkemesi'nin 14.6.2002 günlü ve 2002/97-9 sayılı kararı ile yürürlüğü durdurulmuştur. Mahkemece, bu yönün gözetilmemesi ve yürürlükte bulunmayan yasa hükümleri uyarınca karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 400,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy