(506 S. K. m. 10, 26) (2709 S. K. m. 153) (1086 S. K. m. 76) (ANY. MAH. 23.11.2006 T. 2003/10 E. 2066/106 K.)
Dava: Davacı iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine verilmesini istemiştir.
Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır. Hükmün davalılardan Zuhal, Bekir ve Fethiye Çelebi Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Trafik iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerin işverenden 506 sayılı Yasanın 10. kusurlu araç sürücüsünün mirasçılarından ise 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine yönelik davada kusurlu araç sürücüsünün mirasçısı konumundaki davalıların itirazları doğrultusunda kazaya ilişkin tüm kanıtlar toplanarak konuda uzman bilirkişi kurulundan çelişkiden uzak rapor alınarak kusur oranlarının tespiti gereği üzerinde durulmaksızın hazırlık soruşturması sırasında trafik polisi tarafından düzenlenen kusur tespitine ilişkin görüşle yetinilip; ayrıca, 506 sayılı Yasanın 26/son maddesinin Ancak; iş kazası veya meslek hastalıkları sonucu ölümlerde bu Kanun uyarınca hak sahiplerine yapılacak her türlü yardım ve ödemeler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kasdı veya kusuru bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez. hükmü gözetilerek, aynı kazada ölen kusurlu araç sürücüsünün hak sahibi konumundaki davalılar yönünden anılan düzenlemeye ilişkin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmamış olması;
2- Davanın yasal dayanakları arasında bulunan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar miktarı ile sınırlı iken. Anayasa Mahkemesinin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10. K:2006/106 sayılı kararı ile 26.maddedeki ...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere... bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Anayasa'nın 153. maddesine göre, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının, Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ve giderek elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu olması; iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 21.03.2007 gününden sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca yürürlükteki yasaları tatbik etmekle yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay'ın yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulünün doğal bulunması; 26. maddedeki anılan cümlenin iptali ile Kurumun rücu hakkının yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gereklidir.
Bu bağlamda hemen belirtmek gerekir ki; 506 sayılı Yasa uyarınca açılan rücuan tazminat davalarına ilişkin olarak süregelen uygulamada olduğu gibi, maddi zarar (Tavan) hesabı yapılması gerekmediği gibi; tazmin sorumlusunun sigortalıya veya hak sahiplerine yapmış olduğu her türlü ödemenin Kurumun rücu alacağından düşülmesine imkan bulunmadığı da göz önünde tutulmalıdır. Zira bu tür rücu davaları Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce halefiyet esasına göre açılmakta iken iptal kararından sonra kanundan doğan bağımsız rücu alacağına dönüşmüş olup, yasa maddesi bu haliyle yorumlandığında peşin sermaye değerli gelirlerde oluşan artışların istenilemeyeceği sonucuna ulaşılacağında kuşku ve duraksamaya yer yoktur.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile ortaya çıkan bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek, trafik iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin 506 sayılı Yasanın 10. ve 26. maddeleri uyarınca tazminine olanak bulunan kısmının tespitiyle sonuca varılması gereği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde kararı temyiz eden davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy