(5584 S. K. m. 50) (11.HD. 23.06.2003 T. 2003/1166 E. 2003/6720 K.)
Dava: Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Balıkesir Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.9.2002 gün ve 2002/56 E. 2002/574 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23.6.2003 gün ve 1166-6720 sayılı ilamı ile; (...Davacı, dava dilekçesinde, davalıya alıcısına ulaştırmak üzere teslim ettiği 7.4.2001 tarihli taahhütlü mektubun, aradan iki aydan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen muhatabına teslim edilmediği gibi, tarafına da iade edilmemesi nedeniyle, 15.6.2001 tarihinde davalıya başvurduğunu, 24.7.2001 tarihli davalı cevabıyla taahhütlü mektubun muhatabın bizzat kendi imzasına 11.4.2001 tarihinde teslim edildiğinin bildirildiğini, bu yanıt doğru olmadığı için olayın üzerine gidildiğinde davalının 28.8.2001 tarihli yazısı ile mektubun kaybolduğunu açıklamak zorunda kaldığını, muhataba gönderdiği vekaletnameyi yeniden çıkartarak özel iletişim şirketi ile gönderdiğini; (8.963.210) TL. maddi ve (1.000.000.000) TL. manevi tazminat isteminin davalı tarafından (20.000.000) TL. lik bölümünün kabul edildiğini, davalının Devleti temsil edip vatandaşları kandıramayacağını, davalının bu davranışının devlete olan güvenini sarsıp, kendisinin, ailesinin ve çocuklarının geleceği için büyük bir umutsuzluğa ve üzüntüye düşürdüğünü ileri sürerek (988.963.210) TL. manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili idareye ait servisler arasında kaybolduğu anlaşılan gönderi için, Posta Kanununun 50/2.maddesi gereğince sadece taahhüt ücreti 400.000 TL. nin 50 katı tutarı olan (20.000.000) TL. tazminat ödenebileceğinin davacıya bildirildiğini, manevi tazminat isteminin ise kabulü gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davalı idarenin söz konusu olayda kusurlu olduğunun tartışmasız bulunduğu, davalının gerçek dışı beyanda bulunmaya hakkı olmadığı, bu beyanın iyiniyetli olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığı gibi, gerçek dışı beyanın nereye kadar devam edeceği ve nelere mal olacağını kestirmenin de mümkün bulunmadığı, manevi zararın kişilik değerlerinde kişinin iradesi dışında oluşan objektif eksilme olup, objektif eksilmeden ise o kişinin değil, toplumdaki diğer bireylerinde aynı zarara düşmelerinin anlaşılmasının gerektiği, davaya konu davranışla olayda manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu, davacının manevi değerlerinin tahrip edilip, ruhsal dengesinin sarsıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile (988.963.210) TL. nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde davalıya muhatabına ulaştırılmak üzere teslim ettiği taahhütlü mektubun alıcısına ulaşmadığı halde, davalı tarafından sanki ulaşmışçasına bilgi verildiğini, bu durumun şahsiyet haklarını derinden etkilediğini, gönderenin yerine ulaşması için yeniden (8.963.210) TL. masraf yapmak zorunda kaldığını, davalıdan isteminin (1.000.000.000) TL. manevi tazminat olduğunu, davalı tarafından kendisine (20.000.000) TL. ödenmesinin kabul edildiğini, kabul edilen (20.000.000) TL. den maddi kaybının mahsubu sonucu kalan bakiyenin manevi tazminat isteminin kısmen kabulü anlamına ve dolayısıyla davalının kusurunu kabul anlamına geldiğini ileri sürerek bakiye (988.963.210) TL. nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Özetlenmeye çalışılan dava dilekçesindeki anlatımdan da anlaşılacağı üzere, davacı, kendi iddiasına göre, davalının manevi zararına karşılık yapmış olduğu bir miktar tazminat ödemesini kabul etmiştir. Bu durum karşısında kendisine yapılan kısmi ödemeyi kabul eden davacının bilahare zararının daha fazla olduğundan söz etme imkanı bulunmadığından, davacı manevi zararını (11.036.790) TL.ile sınırlandırmıştır.Mahkemece, açıklanmaya çalışılan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve yanlış gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle, davalı yararına bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü;
Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde; davalı idareye teslim ettiği taahhütlü mektubun muhatabına ulaşmadığı halde, davalı tarafından alıcısına teslim edildiği şeklinde bilgi verildiğini, daha sonra idarenin mektubun kaybolduğunu açıklamak zorunda kaldığını; idarenin gerçek dışı beyanı nedeniyle endişe ve umutsuzluğa düşüp, Devlete olan güveni sarsıldığından, 1.000.000.000 TL manevi tazminat talebi ile, gönderinin yerine ulaşması için yeniden yaptığı 8.963.210 TL masraf olmak üzere toplam 1.008.963.210 TL tazminat isteminin 20.000.000 TL. lik bölümünün idarece kabul edildiğini; Dolayısıyla kabul edilen bu miktardan maddi kaybının mahsubu sonucu kalan kısmın manevi tazminat isteminin kabulü anlamına geldiğini ileri sürerek, bakiye 988.963.210 TL manevi tazminatın, yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; Servisler arası kaybolan gönderi için Posta Kanunu'nun 50/2.maddesi gereğince, taahhüt ücretinin 50 katı tutarı olan 20.000.000 TL tazminat ödenebileceğini, ancak davacının manevi tazminat isteminin müvekkili idarece kabul edilmediğini savunmuştur.
Mahkemenin; davalının gerçek dışı beyanı nedeniyle, davacının manevi değerlerinin tahrip edilip, ruhsal dengesinin sarsıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 988.963.210 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuş; Mahkemece davacının, idarece teklif edilen miktarı, dava konusu edeceği miktardan tenzil ederek talepte bulunmuş olup, kısmi ödemeyi kabulünün söz konusu olmadığı gerekçesiyle önceki kararında direnerek, esasa ilişkin hüküm kurulmuştur.
Uyuşmazlık; Davacının, idarece önerilen kısmi ödemeyi kabul edip etmediği, bu bağlamda manevi zararını 11.036.790 TL ile sınırlandırıp sınırlandırmadığı noktasındadır.
Somut olayda davalının, mektubun kaybı nedeniyle Posta Kanununda öngörülen hükümler doğrultusunda tazminat ödenebileceği yönündeki bildirimi üzerine davacı, 8.963.210 TL maddi ve 1.000.000.000 TL manevi olmak üzere toplam 1.008.963.210 TL tazminatın ödenmesini istemiş, ancak idarece davacıya Posta Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca 20.000.000 TL tazminat ödenebileceği bildirilmiştir.
Bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, davacıya yapılan kısmi bir ödeme bulunmadığı gibi, idarece önerilen tazminatın davacı tarafından kabul edildiği sonucuna ulaşılması da mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davacının manevi zararını sınırlandırmadığı yönündeki isabetli teşhis ve tespite dayalı olarak mahkemece verilen direnme kararı yerindedir.
Ne var ki; işin esasına ilişkin temyiz itirazları incelenmemiştir. O halde dosya, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11. Hukuk Dairesine Gönderilmesine, 29.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy