(4721 S. K. m. 194, 240, 426, 652) (2. HD. 05.11.2003 T. 2003/13150 E. 2003/14945 K.)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Medeni Kanunun 652. maddesi; eşlerden birinin ölümü halinde tereke malları arasında ev eşyası ve eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa, sağ kalan eşin bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben, mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebileceğini hükme bağlamıştır. Bununla ilgili ortaklığın giderilmesi davasının halen Sulh Hukuk Mahkemesinde devam ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun belirlenmesini istemiştir. Aile Mahkemesince yapılacak iş tarafların tüm delillerini toplayıp, gerektiğinde keşifte yapılıp, bu konutun aile konutu olup olmadığını belirlenmekten ibarettir. (MK. md. 240) Açıklanan husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu taşınmazın aile konutu olarak tespiti ile tapuya şerhine karar verilmesi istenildiği ve açılan davanın reddine karar verildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda görüş birliği vardır.
Çekişme nedir?
Değerli çoğunluğun eksik hasımla inceleme yapılabileceği görüşüne katılmıyorum.
Dava konusu taşınmazın aile konutu olarak tespiti ile tapuya şerhine karar verilmesi istenildiğine göre sağ eş tarafından açılan davada işin esasının incelenebilmesi ve hukuki belirleme yapılabilmesi için öncelikle husumetin tüm mirasçılara yöneltilmesi gerekir.
Davanın bir kısım mirasçılara karşı açıldığı ve mirasçı Tuba Helvacı'ya velayeten de açıldığı anlaşılmaktadır. Mirasçı Tuba Helvacı davalı olarak davada yer almalı ve kendisine sağ eş olan annesi davacı ile arasında yarar çatışması olduğu için bir temsil kayyımı (TMK. m. 426 b. 3) atanmalı ve davanın onun huzuruyla yürütülmesi gerekirken eksik hasımla işin esasının incelenmesi doğru değildir.
Kabul şekli bakımından;
Davacı sağ eş tarafından aile konutunun özgülenmesi isteminde bulunulmadığı dava dilekçesi ile anlaşılmakta olduğu gibi davacı tarafından düzenlenen temyiz dilekçesinde de özgüleme isteği bulunmadığı açık bir şekilde ifade edilmiştir.
TMK. m. 194 hükmünde yer alan (ZGB 169) aile konutu (Wohnung der Familie) hükmü ise evlilik süresince etkin olan bir düzenlemedir. (Y2HD, 05.11.2003, 13150-14945, Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Yetkin Yayınevi: I. Cilt, TMK. m. 1-351, Ankara 2004, II. Cilt, TMK. m. 352-1030, Ankara 2004, Kısaltma: GENÇCAN-TMK, s. 1097) Evliliğin sonlanması durumunda bu hüküm uygulanamaz. Bu sebeplerle TMK m. 194 hükmüne göre tespit ve sonucunda şerh isteminde bulunulamaz.
O halde davacıdan isteği hakkında izahat alınmalı, hukuki yararı belirlenmeli ve sonucuna göre deliller değerlendirilerek bir karar verilmelidir.
Bu sebeplerle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy