(506 S. K. m. 6, 79) (21. HD. 20.03.2003 T. 2003/1666 E. 2003/2354 K.)
Dava: Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 2. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 23/1/2003 gün ve 2001/641-2003/4 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 20/3/2003 gün ve 2003/1666-2354 sayılı ilamı ile; (...Dava, hizmet tespiti ve işçilik alacaklarına ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sigortalılığa ilişkin, hizmet tespiti davaları Sosyal Güvenliğe yönelik ortaya çıkan davalardır. Yasal dayanağını 506 sayılı Yasa'nın 6. ve 79/10. maddelerinden almaktadır. Sözü edilen 6. madde de, çalıştırılanların, işe alınmaları ile kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği belirtilmiştir. 79/10. madde de ise sigortalıların çalışmalarının tespiti ile ilgili dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu bakımdan bu tür davalar Sosyal Güvenlik hakkı ve Kamu düzeni ile ilgilidir. Kamu Hukuku içerisinde yer alan bir Hukuk dalında kişi iradesi önemli değildir. Doğrudan yasal statüsü gereği içerisinde bulunduğu durum dikkate alınır. Hakimin doğrudan gerçeği bulma yükümü bulunmaktadır.
İşçilik haklarına gelince; bu tür davalar 1475 sayılı Yasadan kaynaklanmaktadır. Kişi iradesi önemli rol oynadığı gibi, taraf anlaşmaları dahi geçerlidir. Ayrıca bu tür haklardan her zaman için vazgeçilebilir. Alacak ve tazminat türü davalardandır.
Bu durumda; her iki davanın yasal konumları birbirinden tamamen farklıdır. Her iki dava arasında; birlikte görülmelerini veya birleştirilmelerini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Kaldı ki, birbirinden bağımsız sonuçlandırılmalarında da yarar bulunmaktadır. Öte yandan, bu davaların Yargıtay inceleme mercileri de farklıdır; ayrı ayrı açılıp, görülmeleri gerekli bu tür davaların birlikte görülmeleri usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki dava konusunu bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş; her iki davayı ayırmak ve yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmaktan ibarettir.
O halde, temyiz edenlerin bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, hizmet tespiti ile birlikte açılmış işçi alacağı davasından ibarettir.
Davacı, 1.2.1999 ile 30.9.2001 tarihleri arasında davalı vakıfta saz hocası olarak çalıştığını iş aktinin haksız olarak feshedildiğini, sigortasız olarak çalıştırılıp, ihbar ve kıdem tazminatının ödemediğini ileri sürerek, sigortalılığın tespitine, ihbar ve kıdem tazminatının da tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin, işçi alacakları davasını ayırıp görülmekte olan davaya hizmet tespiti olarak devam edip, sonuçta, vakıf adına sözleşme yapma yetkisine sahip kişiler ile davacı arasında düzenlenmiş bir hizmet sözleşmesinin bulunmaması, davacının işe alınması yönünde bir yönetim kurulu kararının olmaması ve davacının sadece kültürel etkinlikler için vakıf salonlarından kendi bulduğu öğrencilerle ücretsiz olarak kendi nam ve hesabına bağlama kursu veren bir kişi olması nedeniyle davanın reddine dair verdiği karar Özel Dairece, hizmet tespiti davası ile işçi alacakları davasının aynı davada görülmesinin olanaklı olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel mahkeme ile Özel daire arasında çıkan uyuşmazlık; hizmet tespiti davası ile işçi alacakları davasının birlikte görülüp görülmediği ve dolayısıyla işçi alacakları davasının bu dosyadan ayrılıp ayrılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamına göre, davacının başlangıçta hizmet tespiti ile işçi alacakları istemleri aynı dava dilekçesi ile istediği, davalı SSK vekilinin buna itiraz ettiği, mahkemece 27.2.2002 tarihinde yaptığı ilk oturumda, davacıya; davasına hizmet tespiti davası olarak mı yoksa işçi alacakları davası olarak mı devam etmek istediği konusunda 10 günlük süre verildiği, davacının süresi içinde verdiği yazılı beyanla; bu dosyadaki davasına hizmet tespiti davası olarak devam edilmesini ve işçi alacakları davasının ayrı bir esasa kaydedilmesini istediği, mahkemenin ise görülmekte olan davaya hizmet tespiti davası olarak devam ettiği, işçi alacakları davasını aynı mahkemenin 2002/564 E, sayılı esasına kaydettiği ve işçi alacakları davasına bu yeni esas üzerinden devam edildiği anlaşılmaktadır.
Burada açıkça görüldüğü üzere; mahkemenin yargılamanın daha başında, Özel Dairece bozma ilamında istenen hususu yerine getirdiği ve dosyaları ayırdığı, bu nedenle direnme hükmünün doğru olduğu sonucuna varılmıştır.
Ne var ki işin esasına yönelik temyiz itirazları dairesince incelenmediğinden, dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnme gerekçesi yerinde görüldüğünden davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 21. HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine, 01.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy