(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 16, 17, 57) (9.HD 03.07.2003 T. 2003/1749 E. 2003/12403 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 1. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 30.12.2002 gün ve 2002/186 E. 987 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 03.07.2003 gün ve 2003/1749-12403 ayılı ilamı ile;
(...1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Dava kıdem ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağına ilişkindir. Mahkemece dava davacının iş akdini haksız olarak feshettiği nedeniyle reddedilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde şefi (işveren vekili) tarafından hakarete uğradığı bu nedenle işten ayrıldığını ifade etmiştir.
Davalı işveren cevap dilekçesinde davacı işçinin mazeretsiz olarak işi terk ettiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
16.07.2002 tarihli oturumda davacı tanığı Bayram, işveren vekilinin davacıya sen manyakmısın salakmısın gibi sözler söylediğini açıklamıştır. Diğer tanık Muhterem de davacının zaman zaman üstüne gidildiğini, kendisine sabırlı olmasını tavsiye ettiğini, son olarak da ayrılırken hakaret gördüğünü söylediğini ifade etmiştir.
İşyerinde yapılan keşifte davacı tanığı Bayram hakaretleri duymadığını ancak davacı tarafından söylendiğinden söz ederek görgüye dayanan ifadesini değiştirmiştir.
İş Hukukunun doğuş ve gelişiminin temel nedeni iş ilişkilerinde güçsüz durumda olan işçinin korunmasıdır.
İş Hukukunun işçiyi koruma amacı; işçinin maddi ve ekonomik hakları yanında kişiliğinin ve onurunun korunmasını da kapsar.
Beş yıla yakın çalışan bir işçinin iş akdini haklı ve objektif bir neden olmadan feshetmesi yaşamın olağan akışına aykırıdır.
Günümüzün ekonomik koşulları işçinin işe talebini her geçen gün arttırmaktadır. İşçinin iş seçimi yada keyfi feshi iş dünyası için beklenen bir sonuç değildir.
Somut olayda, davacının hakaret gördüğü davacı tanıklarınca açıkça ifade edilmiştir. Çalışan bir işçinin ifade değiştirmesi işyeri ortamında mümkündür. Ortada bir tartışmanın varlığı konusunda şüphe de bulunmamaktadır.
Şu durumda davacının haklı feshin (İş K. m 16/11) iş hukukunun işçiyi koruyucu ilkesi dikkate alındığında kabulü gerekir. Kaldı ki aynı işverene ait bir başka dosyada (2003/1748) işveren vekilinin diğer bir işçiye hakaret ettiği iddia edilmiştir.
Mahkemece kıdem tazminatına hükmetmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 17.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy