(818 S. K. m. 49, 325, 345) (1086 S. K. m. 388) (9.HD. 08.12.2003 T. 2003/19877 E. 2003/20178 K.)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ücret ile işlemiş faiz alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.7.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi N. D. C. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı işveren nezdinde 12 yıldan beri voleybol antrenörü olarak çalışmakta iken 2002 yılında yeni sözleşmesinin imzalanmasından kısa bir süre sonra Genç Yıldız ve Küçük Takımlar ve Hazırlık Grupları Teknik Koordinatörlüğüne getirilerek kızak göreve çekildiğini, daha alt bir göreve verildiğini, davacının bu sebeple iş akdini feshettiğini beyanla kıdem tazminatı ile ücret alacağının faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ayrıca açtığı ve bu dava ile birleştirilen dava ile de kıdem tazminatı ve ücret alacağının işlemiş faizi talep etmiştir.
Davalı taraf davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemizin 8.12.2003 tarih ve 2003/19877 Esas 2003/20178 Sayılı bozma ilamına uymakla kıdem tazminatı talebi hakkında daha önce karar verilmiş olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiş, ücret alacağı ile işlemiş faiz alacaklarının ise davalıdan tahsiline hükmetmiştir.
Hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2- Davacı lehine hüküm altına alınan bakiye süre ücret alacağından indirim yapılmasının gerekip gerekmediği taraflar arasında ihtilaflıdır.
Davacı lehine B.K.'nun 345. maddesine istinaden çalışmadığı süreye ait ücret alacağına tazminat olarak hükmeden mahkeme hüküm altına aldığı miktardan indirim yapmamıştır.
İşveren veya işçinin sözleşmeye önemli bir sebepten dolayı son vermesi halinde onun ya da karşı tarafın talep edebileceği talep hakkı, gerçek bir tazminat hakkıdır. Bu, hizmet sözleşmesinin sonuca vardırılmamasına dayanan bir talep hakkıdır.
Buna karşılık sonradan gerçekte önemli bir nedenin bulunmadığı ortaya çıkarsa bir tazminat talep hakkı ancak sözleşmeye son veren işçi açısından söz konusudur. Aksine bir durumda haksız işten çıkarmada işveren alacaklı temerrüdünde (kabulde temerrüt) bulunmaktadır. (B.K.325) ve işçi ücret hakkını ileri sürebilir, (bakınız H. Becker St. Gailen Ticaret Mahkemesi Başkanı, İsviçre B.K. Şerhi, Çeviren Dr. A. Suat, Dura)
Sözleşmeye aykırı davranıştan kusurlu bir davranış anlaşılmalıdır. Çünkü 97. maddenin özel bir uygulama hali sözkonusu olmaktadır. Buna göre sözleşmeyi sona erdiren taraf önemli bir sebep oluşturan bir sözleşme aykırılığını, buna karşılık dava edilen taraf kusursuz olduğunu ispat ile yükümlüdür, (bakınız H. Becker St. Gailen Ticaret Mahkemesi Başkanı, İsviçre B.K. Şerhi, Çeviren Dr. A Suat, Dura)
Tam tazminat ifa çıkarlarını kapsamı içine alır. Buna karşılık -bir haksız eylem hadisesi de bulunmuyorsa-manevi gücendirmeden dolayı bir manevi tazminatı kapsamaz. Özellikle haksız işten çıkarmanın bu sıfatla B.K.nun 49. maddesi kapsamına girmediği üzerinde ısrarla durulmalıdır, (bakınız H. Becker St. Gailen Ticaret Mahkemesi Başkanı, İsviçre B.K. Şerhi, Çeviren Dr. A Suat, Dura)
Kusur işveren tarafta ise bu sebeple sözleşmeyi sona erdiren işçinin tazminatı aynen B.K.nun 325. maddesinde olduğu gibi hesap edilebilir. Yani tazminat alacağının hemen muaccel olmasından ve işçinin zamanı üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesinden oluşan kazancın indirilmesi şartı ile ücretin tutarı belirlenmelidir. Bu arada işçinin üzerinde akdi bir hakka sahip olduğu yan (fer'i) gelirler de göz önünde tutulur. Diğer taraftan B.K.nun 325. maddesinde olduğu gibi işçinin yapacak durumda iken elde etmediği kazanç olanakları da hesaba katılır, (bakınız H. Becker St. Gailen Ticaret Mahkemesi Başkanı, İsviçre B.K. Şerhi. Çeviren Dr. A Suat, Dura)
Reddedilmiş kazanç olanakları bakımından sadece kabulü işçiden beklenebilen özellikle onun bilgi ve sosyal durumuna uyan kazanç olanaklarının dikkate alınacağı söylenmelidir, (bakınız H. Becker St. Gailen Ticaret Mahkemesi Başkanı, İsviçre B.K. Şerhi, Çeviren Dr. A Suat, Dura)
B.K.nun 345. maddesine dayanan tazminat istemlerinde de yukarda belirtildiği üzere B.K.nun 325. maddesi uyarınca belli bir miktar indirim yapılması, indirim miktarının ve unsurlarının tespitinde bu yasa maddesine göre hareket edilmesi gerekir.
Bu bağlamda B.K. 325. maddesine göre, işçinin, sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyler kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir. Bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği, ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak sonuca gidilmelidir.
Bu yön üzerinde durulup yeterince araştırma yapılmadan yetersiz gerekçe ile sadece işçinin aktedilen sözleşmenin bitim tarihine kadar başka bir yerde çalışmadığı gerekçesi ile indirim yapılmaması hatalıdır.
3- Bozma kararı verilmekle hüküm ortadan kalkar. Bu sebeple mahkemece bozma sonrası karar verilirken H.U.M.K.nun 388. maddesindeki tüm unsurları içeren yeni bir hüküm kurulması zorunludur. Mahkemece bozma kapsamı dışında kalan kıdem tazminatına yönelik olarak bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, 12.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy