(4857 S. K. m. 2) (2821 S. K. m. 32) (9.HD. 20.01.2004 T. 2003/23864 E. 2004/468 K.) (9.HD. 17.4.2007 T. 2006/25736 E -2007/11146 K.)
Dava: Davacı, şirketçe yapılan ihale sözleşmelerinin iş kanunu ve TİS'e aykırı olması sebebi ile iptaline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Karar: Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ö. F. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, sendikanın davalı Genel Müdürlükte çalışan 29.743 kayıtlı işçi üyesi bulunduğunu, davalı idarenin bazı yer Telekom müdürlüklerinin tüm hizmet sahası içindeki erişim şebekelerinin koruyucu bakımları, onarımı, meydana gelecek her türlü arızaların ıslahı, abone tesis, nakil ile ağaç direk takviye emprenyelerinin yapımı, abone hattı demontajı ve her türlü erişim şebekelerinin deplase işlerini, başka şirketlere ihale ettiğini, bu ihale işlemlerinin iş kanununa ve iş hukukunun diğer tüm ilkelerine aykırı olduğunu, 4857 sayılı İş Yasasının 2/son maddesinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle, uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilmez emredici hükmüne yer verildiğini, hiçbir uzmanlık gerektirmeyen, mevcut kadrolu işçi kaynağı ile bugüne kadar sorunsuz yapıla gelen bu tip işlerin yüklenicilere verilmesinin anlamsız olduğunu, işyerindeki huzur ve barışı bozacağını, sendikasız işçi çalıştırmayı özendireceğini, sendika üyelerinin korunması temeline dayalı olarak açmış oldukları bu davanın kabulü ile, davalı şirketin ihalelerin geri alınmasına ilişkin davacı sendika başvurusunun reddine ilişkin 08.07.2005 tarihli işleminin dayanağı tüm tasarruflar ile ihale konusu işlerin alt yüklenicilere-taşeronlara verilmesine ilişkin işlemlerin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, sendikanın taraf olmadığı asıl işveren ile alt işveren arasında kurulmuş bir sözleşmenin iptalini isteme hakkı bulunmadığı, dava açma yetkisinin de olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından, davalı şirkette çalışan çok sayıda üyesi bulunan ve işverenle yaptığı toplu iş sözleşmeleri üyeleri için birer iş akdi niteliğinde bulunan Türkiye Haber-İş Sendikasının, 4857 sayılı İş Kanununun ikinci maddesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığı İş Mahkemesinin önüne getirmesi gerektiği, Sendikalar Kanununun 32. maddesinde, sendikaların çalışma hayatından, mevzuattan ve toplu iş sözleşmesinden doğan hususlarda üyelerini temsilen dava açmaya ehil olduğunun açık şekilde düzenlendiği, davanın çalışma hayatından kaynaklandığı, dolayısıyla Sendika'nın böyle bir davayı açma hak ve yetkisini Sendikalar Kanunundan aldığı, Sendikanın bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçesi ile temyiz edilmiştir.
Sendikanın böyle bir dava açması mümkündür. Ancak bu istemin hangi halde yapılabileceği önem taşımaktadır. Örneğin açılacak bir toplu iş sözleşmesi yetki uyuşmazlığı davasında işyerindeki bütün alt işverenlik ilişkilerinin muvazaalı işleme dayandığı ve alt işveren işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılmak suretiyle karar verilmesi talep edilebilecektir. Ancak somut olaydaki gibi mücerret bir biçimde açılan davanın dinlenmesi ve hüküm altına alınması mümkün değildir. (Yargıtay 9.HD. 20.1.2004 gün, 2003/23864 E -2004/468 K sayılı içtihadı bu yöndedir.) Öte yandan sendikanın taraf olmadığı asıl işveren ile alt işveren arasında kurulmuş bir sözleşmenin iptalini isteme hakkı yoktur. (Yargıtay 9.HD. 17.4.2007 gün, 2006/25736 E -2007/11146 K sayılı içtihadı bu yöndedir) .Sözleşmenin iptali ancak o sözleşmenin tarafları arasında tartışılabilir. Üçüncü kişi konumunda olan sendika bu davayı açamaz. Belirtilen nedenlerle sonucu itibari ile doğru olan kararın bu gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy