(4721 S. K. m. 713) (766 S. K. m. 2) (3402 S. K. m. 7, 14, 17) (6831 S. K. m. 2) (8.HD 29.05.2003 T. 2003/2444 E. 2003/3925 K.) (YHGK. 19.02.1997 T. 1996/8-768 E. 1997/100 K.) (YHGK. 18.02.1998 T. 1998/8-15 E. 1998/129 K.) (YHGK. 10.11.2000 T. 2000/8-1264 E. 2000/1250 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hasan Acar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.05.2003 gün ve 2003/2444-3925 sayılı bozma kararında özetle: Yerleşik Yargıtay uygulamalarıyla, bu yerin paftasında gösterildiği tarihte tapulama dışı bırakıldığı ve koşulları var ise bu tarihten sonra kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olabileceğinin kabul edildiği, ancak yöredeki genel arazi kadastrosunun 1963 ila 1978 yıllarına yayılan bir zaman diliminde yapıldığı anlaşılmasına rağmen, paftasının düzenlendiği tarihin belirlenemediği, bu nedenlerle 4753 Sayılı Yasa hükümlerine göre düzenlenen pafta ve dağıtım haritası ile tapulama paftasının getirtilmesi, bu paftalar üzerinde dava konusu taşınmazın konumu saptanarak çekişmeli taşınmazların tapulama harici bırakılma tarihinin belirlenmesi, komşu parsellerin tapulama tutanaklarından yararlanılması, gerekirse pafta ve komşu parsel tutanakları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bu hususun açıklığa kavuşturulması, tapulama dışı bırakılma tarihi kesin olarak saptandıktan sonra, kadastro tesbitinin yapıldığı tarihe kadar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve süresinin geçip geçmediği göz önünde tutularak bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Dava, Başköy 884 ve 1054 sayılı parsellerin tamamı, 872 sayılı parselin 1000/1696 ve 1057 sayılı parselin de 1523/3213 payının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1946 tarihli ilk orman kadastrosu ile 1985 yılında yapılıp, 22.05.1986 tarihinde ilan edilerek 22.11.1986 tarihinde kesinleşen, 1990 yılında yapılıp 13.04.1992 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Tespit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 Sayılı Yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 Sayılı Yasanın 7/4 maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tespit dışı bırakılma işlemi kesinleşir. Tespit dışı bırakılan bir yerin Medeni Yasanın 713 maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakma işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, Çekişmeli Başköy 884 ve 1054 sayılı parsellerin tamamı, 872 sayılı parselin 1000/1696 ve 1057 sayılı parselin de 1523/3213 payının tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 1978 yılı ile çekişmeli parsellerinde içinde bulunduğu taşınmazın, 1992 yılında yapılıp kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan
sayılı poligon olarak Hazine adına tapuya kayıt edildiği 1993 yılı arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. - 1997/100 K. ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. - 129 K., 10.11.2000 gün ve 2000/8-1264 E., 2000/1250 K., Sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama Dairemizde ve Hukuk Genel kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır.
Ayrıca, kesinleşmiş orman sınırları içindeki orman alanları, kesinleşmiş orman sınırları içindeyken makiye ayrılan yerler ve 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlar kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmeyeceği gibi, esasen davacı tarafın tutunduğu ve özel yasaları gereği oluşturulan bir tapu kaydı bulunmadığından makiye ayrılan taşınmazlar üzerinde davacı gerçek kişi zilyetliğe dayanarak hak iddiasında bulunamaz.
Sonuç: Açıklanan hususular gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, Davacı Hasan Acar'ın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine, 21.04.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy