(1479 S. K. m. 25) (YHGK. 06.03.2002 T. 2002/1-119 E. 2002/135 K.) (21. HD. 21.04.2003 T. 2003/2663 E. 2003/3636 K.)
Dava: Davacı kurumca 28.2.1998 gününden sonrası için çıkartılan prim tahakkukuyla ilgili 3.104.187.173 TL borcun iptaline, 1.10.2001 gününden itibaren yaşlılık aylığı bağlanarak ödeme tarihlerine göre kanuni faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının sona ermesinden sonra 1992-1988 döneminde isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunu bu sigortalılığının 1998 yılında sona erdiğinin ve borcu olmadığının ayrıca yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiş mahkemece istek aynen kabul edilmiş ise de bu karar Dairemizin 21.4.2002 günlü kararı ile eksik inceleme sebebiyle bozulmuş mahkeme bozmaya uyulmasına karar vermesine rağmen bozma gereğince işlem yapılmadan karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.03.2002 tarih ve 1/119-135 s. kararında da belirtildiği üzere; yerel mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar ve mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma ve hüküm verme yükümlülüğü oluşur. Bu ilke usul yasanın dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararına bağlı olup bozma gereğince inceleme yaparak yeni bir hüküm kurmak zorundadır.
Dairemizin 21.04.2003 gün 2003/2663 Esas-2003/3636 karar s. bozma ilamında belirtildiği üzere davacının nakliye işinden dolayı vergi kaydının 31.8.1992 gününde sona ermesine karşın Esnaf Sicil kaydının 24.8.2001 gününe kadar devam ettiği mahkemece davacının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının fiilen devam edip etmediğinin araştırılması vergi kaydının sona erdiği tarihten sonra bağımsız çalışmanın varlığının saptandığı takdirde zorunlu Bağ-Kur'lu sayılması gerektiği belirtilmiş olduğu durumda gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan karar verilmiştir.
Davacı bozma ilamından sonra nakliye işine 1998 yılına kadar harici satışla aldığı kamyonla devam ettiğini belirtmiş; iddia bu yönde dinlenen tanık anlatımlarıyla mahkemece kabul edilmiştir. Karara esas alınan tanık anlatımı soyut ifadelere dayanmakta olup fiili çalışma olgusunun varlığının ispatı için yeterli değildir.
Mahkemece yapılacak iş; dinlenen tanık anlatımlarında geçen ve davacının 1992-1998 dönemlerinde tuğla taşıdığı belirtilen tuğla fabrikalarının hangileri olduğu davacıdan öğrenilerek bu yerlerden fabrika giriş-çıkışı mal teslimi ile ilgili kayıtların celbinin sağlanması; yine davacının sair nakliyecilik faaliyetlerini gösteren ve bulunması gereken sevk irsaliyesi gibi belgelerin ibrazının sağlanması bütün bu deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Bozma ilamından sonra davacının başlangıçta çalışmadığı yönündeki ifadesini değiştirerek çalıştığı yönündeki iddiasının çoğu yakın akraba olan soyut ifadeler içeren başka bilgi ve belgelerle desteklenmeyen tanık ifadeleriyle ispatlandığının kabul edilerek yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 14.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy