(818 S. K. m. 520) (13. HD. 22.05.2003 T. 2003/2991 E. 2003/6363 K.)
Dava: Taraflar arasındaki ortaklığın feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Nuri Karacı gelmiş diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ve dava dışı kardeşleri Mehmet ile 1/3'er hisse ile alabalık tesisi kurmak ve alabalık üretmek amacıyla adi ortaklık kurduklarını, Mehmet ile kendisinin kamu çalışanı olması nedeniyle ortaklıkla ilgili resmi işlemlerin davalı adına düzenlendiğini, ortaklığın devamı sırasında Mehmet'in hissesini kendilerine sattığını, tesisin kuruluş aşamasında ve kurulduktan sonra tüm işlerini takip ederek çalıştığını, ancak davalının kendisini ortaklıktan uzaklaştırdığını, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, adi ortaklığın haklı sebeplerle feshine ve ortaklığın tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı temyizi üzerine dairemizin 2991-6363 sayılı ve 22.5.2003 günlü ilamıyla bozulmuş, yapılan yargılamada bozmaya uyularak taraflar arasındaki adi ortaklığın feshine, bilirkişi raporlarında belirtilen ortaklık mallarının karar kesinleştiğinde tasfiye görevlisi eliyle satılıp taraflara paylaştırılarak ortaklığın tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Bekir Karaca'nın tayinine, 98.960.000.000 TL kar payının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiş, tasfiye bizzat mahkemece yapılması gerektiği halde yapılmamış, karar kesinleştiğinde bilirkişi raporunda belirtilen ortaklık mallarının atanan tasfiye memuru tarafından satılarak ortaklığın tasfiyesine şeklinde karar verilmesi taraflar arasındaki ortaklığı çözer nitelikte değildir. Dava konusu ortaklık davalı tarafından yönetildiğine göre, daha önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere, öncelikle davalı yönetici ortaktan, ortaklığın mal varlığını, alacak ve borçlarını, yapılan masrafları, kar-zarar durumunu gösterir hesap istenmelidir. Verilen hesapta tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar belirlenmeli, anlaşma sağlanamayan hususlarla ilgili taraflardan delilleri sorulmalı, toplanmalı, ortaklığın sermayesi, süresi iş durumu, benzer işletmelerin gelir giderleri gözönünde tutularak bilirkişiler aracılığı ile ortaklığın tüm gelir giderleri, varsa tüm kamu kurumu ve kuruluşlarına olan borçları da nazara alınarak karar tarihine en yakın tarih itibariyle kar ve zarar hesabı yapılmalı, ortaklığa ait tesbit edilen mal varlığının ve borçlarının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaşamadıkları taktirde mahkemece belirlenecek tasfiye memuru vasıtası ile ortaklığın mevcut mal ve tesisleri satılmalı, elde edilecek gelirden öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli, kar-zarar durumuna göre kalan taraflar arasında paylaştırılmalıdır. Mahkemece bu hususta gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan, denetlemeye elverişli olmayan, azil tarihinden sonraki borçları hesaplamaya dahil etmediği anlaşılan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 21.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy