(4722 S. K. m. 17) (743 S. K. m. 485, 490) (1086 S. K. m. 294) (2. HD. 21.04.2003 T. 2003/4548 E. 2003/5785 K.)
Taraflar arasındaki "vasiyetnamenin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 19.09.2002 gün ve 2001/432 E. 2002/1069 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 21.04.2003 gün ve 2003/4548-5785 sayılı ilamiyla; (...Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 SK. md. 17).
Miras bırakan 11.10.1993 tarihinde öldüğünden davada 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi uygulanacaktır.
743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin 485. maddesi gereğince el yazısı ile vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için vasiyetnamenin bütününün baştan aşağı kadar tanzim edildiği mahal, sene, ay ve gün dahi dahil olduğu halde bizzat kendi el yazısı ile yazılmış ve imza edilmiş olması lazımdır.
Dava konusu vasiyetname aslı mevcut olmadığı gibi, vasiyetname içeriği büyük harflerle yazılmış, altı miras bırakanın imzası ile imzalanmıştır.
İmza dışındaki kitap harfleriyle yazılı vasiyetname içeriğinin vasiyetçinin el ürünü olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 28.5.2002 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre imzanın miras bırakana ait olduğu yazı örnekleri bulunmadığından vasiyetname içeriği ile ilgili değerlendirme yapılamayacağı tespit edilmiştir.
Davalı tanıkları, tanık Sacit Seber dahil vasiyetnamenin miras bırakanın el yazısı ile tanzim edildiğine dair görgüye dayalı bir bilgi verememişler, buna karşı davacı tanıkları miras bırakanın okuma yazma bilmediğini beyan etmişlerdir.
Bu durum karşısında ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre vasiyetname aslı ibraz edilmediğinden ve vasiyetname içeriği yazıların miras bırakana ait olduğunun tespiti de mümkün bulunmadığından Türk Kanunu Medenisinin 485. maddesi koşulları oluşmamıştır. Davanın kabulü ve vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddi ve yazılı gerekçelerle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir ...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, elyazısı ile vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, murisin ölümünden beş ay sonra davalı tarafından tenfizi istenilen vasiyetnamenin el yazılı olduğunu oysa murisin okuma yazma bilmediğini ve vasiyetnamenin yasada belirtilen merciilere teslim edilmediğini bu nedenle geçersiz olduğunu ileri sürerek iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili murisin okuma yazma bildiğini ve vasiyetnamenin Medeni Kanunun 485. maddesinin aradığı tüm şekil şartlarını taşıdığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin, "dosyadaki tüm belgeler, şahitlerin yeminli ifadeleri, tarafların iddia ve savunmaları ile aslı bulunmayan ve fakat fotokopisi mevcut olan vasiyetnamedeki imzanın muris Bedriye Gençoğlu eli ürünü olduğunun kabulü gerektiğine dair Adli Tıp raporu birlikte değerlendirildiğinde davanın reddi cihetine gidilmiştir." gerekçesiyle verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenlerle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yerel mahkeme ile Özel daire arasındaki uyuşmazlığın Medeni Kanunun 485. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Medeni Kanunun 485. maddesine göre el yazısı ile vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için düzenlendiği tarih ve yerin vasiyetnamede belirtilmesi, tamamının vasiyet eden tarafından el yazısı ile yazılması ve imzalanması gerekir. Bunlar dışında maddede yeralan vasiyetnamenin notere veya Sulh Hakimine veya memura tevdi edilmesini öngören hüküm, şekle ait bir şart olmayıp vasiyetnamenin saklanması amacına yönelik Sulh Hakimine ve Notere görev veren bir kuraldır.
Vasiyetnamenin zayi olması (yok olması) ise Medeni Kanunun 490. maddesinde düzenlenmiş olup "vasiyetname kaza sonucu veya başka bir kimsenin kusuru ile zayi olur ve münderecatının ayniyle ve tamamı ile tespiti mümkün olmazsa, artık vasiyete itibar olunamaz. Tazminat isteme hakkı mahfuzdur" denmektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere yok olan vasiyetnamenin içindekilerin olduğu gibi tespiti mümkün olmaz ise vasiyete değer verilmez ancak aksi halinde yani vasiyetnamenin içindekilerin olduğu gibi tespiti mümkün olursa vasiyet geçerli kabul edilir. Vasiyet kaza sonucu elde olmayan nedenlerle (yangın, deprem, su baskını vb.) yok olabileceği gibi bir kimsenin kusuru (kasten veya yanlışlıkla yırtılması, saklanması vb) ile de yok olabilir. İşte tüm bu hallerde MK.nun 490. maddesi sayesinde vasiyet edenin isteklerinin yerine gelmesi için bir şans daha doğmuş olur. Ancak bu şansın kullanılabilmesi için vasiyetnamenin hem içeriğinin hem de şekil şartlarına uygun olduğunun ispatı gerekir. HUMK. 294. madde de "Nagehani (birden bire umulmadık) şekilde veya mücbir sebeple senedin kendi elinde veya saklandığı resmi yerde yok olması halinde tanık dinlenebilir" denilmektedir. Bu hüküm tanıkla ispat yasağının istisnalarındandır.
O halde vasiyetnamenin tamamen veya kısmen yok olması halinde hem içeriği hem de şekil şartlarına uyulup uyulmadığı tanıkla ispat edilebilir.
Somut olayda vasiyetnamenin aslı dosya içerisinde bulunmamakla birlikte el yazısı vasiyetnamenin varlığı, muris tarafından el yazısı ile yazıldığı ve imzalandığı, tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu raporu ve diğer delillerden anlaşılmaktadır. Davalı tanıklarından Sacit Seber bu vasiyetnameyi miras bırakanın yazıp imzaladığını açıklamış, vasiyetnamedeki imzanın miras bırakanın eli mahsulü olduğu saptanmıştır. Kaybolan vasiyetnamenin dosya içerisindeki fotokopisinden MK.nun 485. maddesindeki el yazılı vasiyetnamenin tüm yasal unsurlarını taşıdığı anlaşılmıştır. Bu nedenle Özel Dairenin bozma kararında davacıların yakın akrabası olan davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek vasiyetnamenin geçersiz sayılması kabul edilemez.
O halde mahkemenin açıklanan gerekçeye dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı (2.220.000) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy