(4721 S. K. m. 6, 166)
Dava: Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akşehir Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesince davanın reddine dair verilen 26.1.2004 gün ve 2003/661 E. 2004/25 K.sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 26.2.2004 gün ve 2004/4553 E. 5326 K. sayılı ilamı ile;
(... 11.12.2003 tarihli celsede davacı delil listesi vererek tanıklarının isimlerini bildirmiştir. Tanıkların adreslerini bildirmesi için mehil verilerek, tanıkların usulüne uygun dinlenmesi gerekirken açıkça vazgeçmede olmadığı halde davacı tanıkları dinlenmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
A- DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili, davacının davalı aleyhine daha önce Akşehir Asliye Hukuk Mahkemesinde şiddetli geçimsizlik nedeniyle açtığı boşanma davasının reddedildiğini; kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiğini, üç yıldan fazla bir süre geçtiğini tarafların bu süre içinde bir araya gelmediklerini ileri sürerek boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B- DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı cevap dilekçesiyle davacı ile 1979 yılından beri evli olduklarını, bu evlilikten Mehmet (24), Nimet (21) ve Ayşe (15) isimli üç çocukları olduğunu, dört yıl öncesine kadar davacıyla hiçbir sorunları olmadığını; davacının dört yıl önce S. Altuntaş isimli bir kadınla evlilik dışı ilişki kurduğunu; üç yıl birlikte yaşadıklarını; davacının açtığı boşanma davasının reddedildiğini; davacının Türk Medeni Kanununun 166.maddesine dayanarak yeniden boşanma davası açtığını; bu maddedeki şartın ortak hayatın yeniden hiçbir şekilde kurulmaması olduğunu; davacının bu üç yıl içerisinde çok kereler çocuklarla beraber yaşadıkları eve geldiğini; karı-koca ilişkileri olduğunu; davacının boşanmaktan vazgeçtiğini, beraber yaşadığı kadının ısrarıyla bu davayı açtığını, davacının eve gelip kaldığını gören ve bilen şahitleri bulunduğunu, davanın reddini savunmuş; boşanma gerçekleşirse 30.000.000.000 TL. maddi, 30.000.000.000 TL. manevi tazminata ve kendisi için 500.000.000 TL. 15 yaşında olan küçük Ayşe için 300.000.000 TL. nafakaya hükmedilmesini, ayrıca küçük Ayşenin velayetinin kendisine verilmesini talep etmiştir.
C- YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ: Yerel mahkemece davalı tanıkları dinlenmişler, davacı tarafından açılan önceki davanın reddedilmesinden sonra tarafların zaman zaman bir araya geldikleri anlaşıldığından TMK. nun 166/son maddesinde yer alan düzenlemede öngörülen 3 yıllık sürede ortak hayatın kurulamaması, fiili ayrılığın 3 yıl sürmesi şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
D- TEMYİZ EVRESİ, BOZMA ve DİRENME: Davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, yerel mahkemece davacı tanıklarının dinlenmelerinin kabul çerçevesinde sonuca etkisinin olmayacağı, bu nedenle usule aykırı olarak değerlendirilmesi mümkünse de belirtilen husus bozma sebebi yapılamayacağından direnme kararı verilmiştir.
E- GEREKÇE: Türk Medeni Kanununun 6.maddesi Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. hükmünü içermektedir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer. Yani davacı davasını dayandırdığı vakıaları ispat etmelidir.
Somut olayda davacının boşanma talebiyle daha önce açtığı davanın reddine ilişkin kararın davalı vekiline 26.6.2000 tarihinde tebliğ edildiği, temyiz edilmeksizin kesinleştiği saptanmıştır. Davalı tanıklarının beyanları alınmış, tanıklar davalının savunmasını destekleyici sözler söylemişlerdir. Davacı ise 11.12.2003 tarihli oturumda delil listesini vermiş, tanıklarının isimlerini bildirmiş, mahkemece davacı tanıkları dinlenilmeden hüküm kurulmuştur.
O halde, sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için davacıya tanıklarının adreslerini bildirmesi için mehil verilmeli, tanıklar mahkemece usulüne uygun biçimde çağrılarak dinlenmeli; toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmeli, bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan biçimde, davacı tanıkları dinlenilmeden önceki kararda direnilmesi, usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK. nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde peşin temyiz harcının iadesine, 22.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy