(1136 S. K. m. 164, 167) (ANY. MAH. 03.03.2004 T. 2003/98 E. 2004/31 K.) (YHGK. 24.03.2004 T. 2004/3-161 E. 2004/164 K.)
Dava: Dava dilekçesinde 658.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davaya bakmaya görevsiz olduğuna, Ankara Barosu Hakem Kurulunun görevli olduğuna karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, TOKİ idaresi ile aralarında görülen davada, idare lehine hükmedilen 557.187.533 lira vekalet ücretini idare vekili olan davalının kendi adına KDV'si ile birlikte tahsili için takip başlattığını haciz tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı bu miktarı borçlu olmadığının tesbiti ile istirdaden tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, Avukatlık Kanunu 164/son maddesine göre vekalet ücretinin avukata ait olduğunu, bu nedenle davanın husumet yokluğundan, olmazsa Hakem Kurulu görevli olmakla bu yönden reddini savunmuştur.
Mahkemece, davaya bakmaya Ankara Barosu Hakem Heyeti görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Avukatlık Yasasının değişik 167. maddesinde, Avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan her türlü anlaşmazlığın Baro Hakem Kurulunca çözümleneceği hükmü getirilmiş olup, amacın aşılarak memurun haksız eyleminden kaynaklanan uyuşmazlıkların bu kapsamda değerlendirilmesi yasanın bütünü ve amacıyla bağdaşmamaktadır (HGK.24.3.2004 tarih, 2004/3-161-164 sayılı kararı).
Kaldı ki, Avukatlık Kanununun değişik 167. maddesi Anayasa Mahkemesinin 10.7.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 3.3.2004 tarih ve 2003/98-2004/31 sayılı kararı ile iptal edilmekle Baro Hakem Kurullarının hukuki varlıkları son bulmuştur.
Hal böyle olunca uyuşmazlığın Adliye Mahkemelerinde HUMK'nun hükümleri gözetilmek suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir.
O halde, değere göre davaya devam edilerek esas hakkında hüküm kurmak gerekirken, yazılı gerekçe ile görev yönünden reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy