(1163 S. K. m. 16, 27) (1136 S. K. m. 164) (11 HD. 29.09.2005 T. 2004/11534 E. 2005/8927 K.) (11 HD. 03.04.2000 T. 2000/1736 E. 2000/2631 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.10.2004 tarih ve 2002/1936 - 2004/795 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, asıl davada, müvekkillerinin menfi tespit davasının varlığına rağmen yönetimce ihraç edildiğini ve 15.06.2002 tarihli genel kurulda bu kararın onaylandığını eşitlik ilkesine aykırı olarak bazı üyelerin ihraç edilmediğini ileri sürerek, genel kurul kararının iptalini, birleşen davalarda her bir davacı vekili, aynı nedenlerle, 10.04.2002 tarihli yönetim kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davanın kabulüne, birleşen davaların konusu kalmadığından, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada ve birleşen davalarda, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Asıl dava, davalı kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin yönetim kurulu kararını onaylayan genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Yönetim kurulunun 10.04.2002 tarihli ihraç kararından ve bu karara dayanak ihtarnamelerden önce, davacıların ihraca konu edilen borç için 2000 yılında menfi tespit davası açtıkları dosya kapsamı ile sabittir. Bu davanın sonucu beklenmeden, davacı ortaklar hakkında ihraç kararı alınmaması gerekir. Eğer, menfi tespit davasının varlığına rağmen ihtarnamelerde yazılı borcu ödemediğinden bahisle üye hakkında ihraç kararı alınmışsa, alınan ihraç kararı geçersiz bulunmaktadır. Ancak, menfi tespit davası ihraç kararının alınmasından sonra açılmışsa, bu durumda da, davacıya gönderilen ihtarnamelerde yazılı borcun doğru olup olmadığı hususu, o davanın sonucunda verilecek karar ile belirleneceğinden, mahkemece anılan dava dosyasının ihraç kararının iptali davası için bekletici sorun kabul edilmesi, anılan davada verilen karar kesinleştikten sonra bu davanın karara bağlanması gerekmektedir. Zira, ortağa bildirilen borç miktarı, gerçek borç miktarını yansıtmalıdır. Aksi halde, ortak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16 ncı ve 27 nci maddesi hükümlerine uygun şekilde temerrüde düşürülmüş olmaz. Gerçek borcun tespiti için açılmış bir dava varken ve sonuçlanmadan, ihtarname ile bildirilen borç miktarının gerçek borç miktarı olup olmadığı henüz ortaya çıkmamış olacağından, bu ihtarnamelerin dayanak yapılması suretiyle ihraç kararı verilemeyeceğinin kabulü gerekir. Dairemiz'in yerleşik uygulaması bu yöndedir.(03.04.2000 tarih ve 1736 -2631 sayılı; 29.09.2005 tarih ve 2004-11534 esas, 2005-8927 karar sayılı; 21.11.2005 tarih ve 2004-13635 esas, 2005-11269 karar sayılı, 23.01.2006 tarih ve 2005-483 esas, 2006-356 karar sayılı ilamları)
Bu itibarla, mahkemece, menfi tespit davasının varlığı gözetilerek, ihtarnamelerin esası ve temerrüt bakımından, incelenmesine gerek görülmeden, açıklanan bu gerekçe ile asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ihtarnamelerin değerlendirilmesine geçilmesi sonucu, ihtarnamelerdeki borcun irdelenmesine dayalı bir kısım yazılı gerekçe ile asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan, bir kısım üyelerin ihraç edilmediği, dolayısıyla davacıların ihracının eşitlik ilkesine uygun olmadığı gerekçesi de doğru değildir. Zira, her ortağın hukuki durumu, kişisel olup, kendi koşulları içinde ele alınmalıdır. Yasa ve anasözleşmede, eşitlik ilkesine aykırı davranmanın ihraç kararının iptali nedeni olduğuna ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Dairemizce de, eşitlik ilkesi, nispi eşitlik olarak anlaşılmakta olup, bu ilke, aynı koşullarda olan ortakların aynı haklara sahip olmaları ve aynı borçları yüklenmeleri anlamına gelmektedir. Aynı Yasanın 23 üncü madde hükmündeki eşitlik ilkesinin de bu şekilde anlaşılması gerekmektedir. Davacılar da menfi tespit davası açarak bunu amaçlamışlardır.
Bu durumda, mahkemece, asıl davanın sadece menfi tespit davasına ilişkin açıklanan gerekçelerle kabulü gerekirken, aynı sonuca yazılı gerekçelerle varılması yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün, değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-) Davalı vekilinin, birleşen davalara yönelik temyizine gelince; 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/3 üncü maddesine göre, yönetim kurulunun ihraç kararına karşı genel kurula itiraz edilmiş ise, artık yönetim kurulunun ihraç kararına karşı iptal davası açılamaz. Dava, genel kurul kararına karşı ve tebliğinden itibaren üç ay içinde açılmalıdır. Zira, aynı hükümde, itiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, birleşen davalar, davalı kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkin olup, ihracın onaylanmasına ilişkin 15.06.2002 tarihli genel kurul kararından sonra açılmıştır.
O halde, mahkemece, birleşen davaların reddine karar verilmesi, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve harç ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmemesi, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, asıl davanın kabulünden bahisle, bu davaların konusuz kaldığı sonucuna varılması ve bu davaların açılmasına davalının neden olduğu gerekçesiyle, aksine yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek kalmaksızın, bu davaya ilişkin usul ve kanuna uygun bulunan hükmün açıklanan değişik gerekçelerle ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin birleşen davalara ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile bu davalarda verilen kararların davalı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy