(6762 S. K. m. 866, 892, 921) (2004 S. K. m. 23) (2675 S. K. m. 31) (YHGK. 19.04.2006 T. 2006/11-58 E. 2006/228 K.) (11. HD. 14.04.2005 T. 2004/12937 E. 2005/3696 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.09.2004 tarih ve 2003/1130 - 2004/991 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı H.S.H. Nordbank A.G. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2005 gününde davacılar avukatları Özdemir Özok, Alper Kasar ve Ahmet Kurutluoğlu ile davalı Hamburgısche Landesbank Girozentrale avukatı Sema Yerlikaya ve H.S.H. Nordbank A.G. avukatları Selçuk Öztek ve Ali Dündar Çetin gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, Karahasan Denizcilik Şirketler Grubuna ait müvekkilleri ile davalı Alman bankasının selefi arasında değişik tarihlerde davacı şirketlere ait birer gemi için ipotek sözleşmesi imzalandığını, gemilerin faaliyetinden sağlanan navlun gelirleriyle yapılan ödemelerde borcun ödendiğini ve gemilerden birisinin kısmi bakiye borcu muaccel hale gelmediği halde davalı tarafından değişik yabancı ülkelerde bu gemilerin haksız biçimde seferden alınarak tutuklandığını, Çin'deki geminin ise satışı kararı alındığını, asıl kredi veren ve ipotek lehdarı olan Hamburger Landesbank'ın başka bir banka ile birleşerek H.S.H. Nordbank A.G.'ye dönüştüğünü, HSH AG'nin ipotek hakkına sahip olmadığını, buna karşın müvekkillerinin ödeme girişim ve önerilerini reddederek haksız ve zararlandırıcı işlemlere yöneldiğini müvekkillerince 2001 yılından bu yana (26.616.287,87) USD ödeme yapıldığını, yabancı ülke limanlarında bağlı tutulan gemilerin değerinin bakiye borcun çok üzerinde bulunduğunu, konusuz kalan ipoteğe dayanılarak temerrüt dahi oluşmadan gemilerin çok düşük bedelle satılmaya çalışıldığını, bu gerçekleşirse iyiniyetli alıcıların da mağdur olacağını, davalı HSH Nordbank'ın TTK'nun 921/3 ncü maddesine uygun temlik ve tescil işlemi yapmadığını, sözleşmenin 12. maddesiyle öngörülen temerrüt sonrası iki haftalık ihbar süresinin tanınmadığını, esasen müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, ipotek anlaşmalarında Türk hukuku yetkili kılındığı halde davalının yetkisiz yabancı mahkemelerde o ülkeler hukukuna göre gemilerin satışını istediğini, TTK'nun 866 ncı maddesiyle Türk gemi siciline kayıtlı gemilerin mülkiyetinin edinilmesi ve kaybının Türk kanunlarına tabi olduğunu, aynı yasanın 892 nci maddesine göre yola çıkmaya hazır geminin cebri icra yolu ile satılamayacağını ve ihtiyaten haczedilemeyeceğini, davalının haksız eylemleri sonucu gemilerin çalışmamasından dolayı zarara uğranıldığını, müşteriler (kiracılar) ve onların da sorumlu olduğu yük sahiplerinin gemilerin yükümlülüklerini yerine getirememesinden, gemilerin bağlı kaldığı liman ve tutuklamalara ilişkin masraflardan, yapılan yargılama masraflarından, yakıt, kumanya ve personel giderlerinden, düşen iş bağlantılarından ve kaybolan ticari itibardan doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik (50) milyar TL tazminatın reeskont faiziyle davalıdan tahsilini, gemiler hakkındaki seferden men kararlarının tedbiren kaldırılmasını, birleştirilen davada ise gemilerin yurt dışında gerçek değerlerinin çok altında bir fiyatla satıldığını, bunun asıl davaya konu zarar kalemlerine ek yeni bir zarar kalemi oluşturduğunu ileri sürerek, tüm zararlar için şimdilik (50.000) USD'nin 15.09.2003 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 24.08.2004 tarihli dilekçeyle de asıl davadaki istem (7.272.947.899.071) TL'ye birleştirilen davadaki istem (59.627.195,61) USD'ye çıkarılmıştır.
Davalı vekili, kredi sözleşmeleri uyarınca Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğunu gemilerin yabancı ülkelerde satılması ve davacı şirketlerle ilgili yargılamalara katılınıp savunma haklarının kullanıldığını, aynı konuda 6. Ticaret Mahkemesinde derdest dava bulunduğunu ve bu dava sonucunun beklenmesi gerektiğini, kendi edimini yerine getirmeyen davacı tarafın kusurlu olduğunu, bankanın kredi güvencesi gemileri hukuki yollardan satarak alacağını tahsil ettiğini, davacının zararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişiler kurulu raporuna dayanılarak, davacılar ile dava dışı Hamburgische Landesbank Girozentrale arasındaki kredi ilişkisine bağlı olarak düzenlenen ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesiyle ipotek senetlerinin T.C. yasalarına göre yorumlanacağı ve yürütüleceğinin hükme bağlandığı, bundan dolayı Türk gemi siciline kayıtlı davacı şirketlere ait gemilerle ilgili olarak T.C. kanunlarının uygulanacağı, yabancı ülke mahkemelerinin kararı ile bir geminin satılıp malik değiştirmesinin, Türk gemi siciline kayıtlı bulunan gemi sicilden kaydı terkin olunmadıkça hukuki statüsünde bir değişikliğe doğrudan neden olamayacağı, ipotek sözleşmelerinin dava dışı Hamburger Landesbank lehine olup gemi sicilinde de ipotek tescilinin bu banka adına yapıldığı, TTK'nun 921/3 ncü maddesi uyarınca alacağın temlikinin yazılı şekilde ve gemi siciline tescil ile olacağı bu tescil zorunluluğunun açıklayıcı değil kurucu işlevi olduğu, tescil edilmedikçe alacağın temlikinin geçerli olmadığı, bu nedenle davalı HSH Nordbank A.G'nin geçerlilik kazanmayan ipotek hakkına dayanarak gemilerin satışını isteyemeyeceği, buna rağmen davacılara ait gemilerin davalı tarafından yabancı ülke limanlarında değişik tarihlerde seferden men ettirilip daha sonra sattırıldığı, haksız eylem niteliğindeki bu işlemlerden doğan zararının tazmini hakkının doğduğu, davalı bankaca kredi alacağının ödenmediği iddiası ile davacı borçluların temerrüde düşürülmesi gerekirken bu yol izlenmeksizin gemiler tutuklandıktan sonra ihtarnameler gönderildiği, davalının uyguladığı yol ve yöntemlerin Türk hukukuna aykırı olduğu, davalı ile ipotek alacaklısı dava dışı Landesbank arasındaki iç ilişkilerinin davacıları ilgilendirmeyeceği ve talep hakkının Landesbank'a ait olduğu, davalının yurt dışında gerçekleştirdiği satışların, Türk hukukuna tabi ipotek sözleşmesine aykırı olduğundan gerçekleşen zarardan davalı bankanın sorumlu olduğu, bilirkişiler kurulu raporuna yönelik davalı itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, her bir davacı yönünden gerçekleşen somut zarar tutarının ıslah tarihinden itibaren temerrüt faiziyle davalıdan alınarak ilgili davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz'in 14.04.2005 gün ve 2004/12937 - 2005/3696 sayılı ilamı ile görev yönünden bozulmuştur.
Bozmaya karşı yerel mahkemece verilen direnme kararının temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve 2006/11-58/228 sayılı ilamı ile direnme kararı yerinde görülerek esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemiz'e gönderilmesine karar verilmiş bulunmakla davalı vekilinin yerel mahkeme asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ilişkin verdiği karara yönelik temyiz itirazlarının esastan incelenmesine geçildi.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ve davacılarca daha önce açılan İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi' nin 2003/836 Esas numarada kayıtlı davanın konusunun farklı olması nedeniyle derdestlik ilk itirazının ve o davanın daha sonra takip edilmeyerek işlemden kaldırılmış olmasına göre bu davanın sonucunun beklenmesi isteğinin yerinde bulunmamasına, davacıların davalı bankaca sefer halindeki gemilerinin dört ayrı yabancı ülkede seferden men ettirilip daha sonra sattırılarak haksız zarara uğratıldıkları iddiasının ilişkin bulunduğu banka işlemleri ve girişimlerinin dayanağı olan kredi sözleşmelerinin 12/a maddesi hükmüyle sözleşmeden doğan davalarda Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ise de, davalı bankaca kredi alacağının ödendiği iddiası ile yaptığı girişimlerin temelde kredi alacağının güvencesi olmak üzere lehine tesis edilen birinci derece birinci sıra karz ipoteğinden doğan hakka dayandırılmış bulunmasına, ipoteklerin de siciline kayıtlı bulunduğu İstanbul gemi sicilinde oluşturulmasına ve İİK' nun 23/son maddesince icra işlemleri bakımından gemi siciline kayıtlı gemilerin taşınmaz hükmünde sayılması ve ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesiyle kurulan ipoteklerin Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanarak yürütülmesinin kararlaştırılmış olması nedeniyle MÖHUK' un 31 nci maddesi hükmüyle yabancılık unsuru taşıyan borç doğurucu hukuki ilişkilerden kaynaklanan davalarda taraflara yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılma yönünde tanınan hakkın aynı maddeyle kamu düzeni veya münhasır yetki esasının geçerli olduğu hallerde uygulanmayacağının öngörülmesi karşısında yetkisizlik ilk itirazı dahi yerinde bulunmadığından, nedeniyle reddinde bir isabetsizlik görülmemekle, nazaran davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde bulunmayan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Yukarıda da özetlendiği üzere, ipotek sözleşmelerinin dava dışı Hamburger Landesbank lehine tesis edildiği, TTK' nun 921/3 ncü maddesi uyarınca ipotekten doğan alacağın temlikinin yazılı şekilde yapılmak ve gemi siciline tescil ile olabileceği, bunun açıklayıcı değil kurucu işlem olduğu, ipotekten doğan alacağın belirtilen şekilde temlik edilmemesi nedeniyle başka bir tüzel kişilik olan davalı bankanın kredi ve ipotek alacaklısı sıfatına dayalı işlemlerinin hukuki dayanaktan yoksun haksız eylem oluşturduğu sonucuna varılarak esas olarak bu gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılara kredi veren ve kredilerle satın alınan gemiler üzerinde lehine ipotek tesis edilen dava dışı Hamburger Landesbank' dır. Ancak, bu banka davaya konu zarar iddiasının ilişkin bulunduğu davalı banka işlemlerinin icrasından önce bir başka banka ile birleşerek davalı bankaya dönüşmüş ve birleşmeyle ortaya çıkan HSH Nordbank 01.06.2003 tarihinde tüzel kişilik kazanmıştır.
Bu durum karşısında, davalı bankanın Hamburger Landesbank'ın halefi olduğu yolunda gemi siciline yapılan bildirim ve düşülen şerh de göz önünde bulundurularak, 1994-1996 yılları arasında davacılara kredi veren ve bu kredilerin güvencesi olarak lehine gemi ipoteği kurulan Hamburger Landesbank'ın bir başka bankayla birleşmesi sonucu hukuki varlık kazanan davalı bankanın sıfatı ve yetkisi değerlendirilerek anılan yasa hükmü ile öngörülen yazılı temlik ve tescil zorunluluğunun mutlak bir gereklilik olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, bu yönler tartışılmadan adı geçen bankaların birbirlerinden bağımsız iki ayrı tüzel kişilik ve hukuki suje addedilip davalı bankanın kredi ve ipotek alacaklılığı hakkını iktisap etmediğinin kabulü doğru görülmemiştir.
3- Tekne-sigorta hukukçusu uzakyol kaptanı ve muhasebeciden oluşturulan bilirkişiler kurulunca düzenlenen ve aynen benimsenerek hükme esas alınan rapora yönelik olarak davalı vekillerince verilen 09.09.2004 tarihli ön itirazları ve beyanları içeren dilekçede belirtilen ciddi itirazlar doğrultusunda, uluslararası gemi finansı ve denizcilik bankacılığı, deniz ticareti, gemicilik ve navlun piyasası konusunda deneyimli uzmanlardan oluşturulacak yeni bir kuruldan alınacak raporla tüm itirazların etraflıca irdelenerek karşılanması ve aşılması, oluşacak sonuca göre davalı bankanın tevessül ettiği tasarruflara yetkili olup olmadığı belirlendikten sonra ilk önce kredi sözleşmelerinin 12 nci maddesinde hükme bağlanan temerrüt koşulları ışığında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin başından itibaren borç geri ödemesinin davacı şirketlerce ne şekilde yapıldığı, önceden belirlenen sabit miktarların belli periyotlarla mı ödendiği, yoksa gemilerle sağlanan navlun gelirlerinin belli sürelerde bankaya mı aktarıldığı, böyle bir ödeme teamülü varsa davacıların temerrüde düşürülüp düşürülmediği, yapılan seferden men ve sonrasında gemilerin sattırılması işlemlerinin kredi ve ipotek sözleşmelerine aykırı olup olmadığı, davacıların zarar iddialarının dayanakları ayrıntılıca incelenerek saptanması, özellikle düşen iş bağlantıları ve yoksun kalınan navlun geliri iddialarının somut olarak araştırılması gemilerin sigorta değerleri ve diğer kriterlere göre gerçeğe en yakın rayiç bedellerinin tayini, seferden men ile satış tarihleri arasındaki gelir yoksunluğu hesaplanırken yapılması zorunlu cari giderlerin tenziliyle tazminat hukuku ilkelerine uygun somut zararın ne olduğunun belirlenmesi gerekirken, değinilen hususları tümüyle aydınlatmaya ehil olmadıkları ileri sürülen bilirkişilerin, belirtilen hususları yetirince karşılamayan raporuyla yetinilmesi ve asıl itirazlar bildirilmek üzere üç ay ek süre verilmesi yönündeki istem hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin eksik inceleme ve araştırmayla, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden dahi davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentteki nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 400.00 YTL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2006 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy