(2926 S. K. Ek. m. 3, m. 23) (1479 S. K. m. 41) (4956 S. K. m. 21, 57) (ANY. MAH. 24.06.2004 T. 2004/18 E. 2004/89 K.)
Dava: Davacılar murisinin, 3 yıl, 11 ay, 26 tarih Bağ-Kur ödemesi ve hizmeti bulunduğundan 18.6.2003 günlü ölüm aylığı dilekçesinin kabulüne, askerlik borçlanması ve varsa sair borçlarını ödedikleri tarihten itibaren ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Karar: Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Yasemin Kaygısız'ın ölen eşi ve sair davacıların babası olan Nurullah Kaygısız 2926 S. Kanun uyarınca tarım Bağ-Kur sigortalı olup, davacılar murislerinin askerlik süresini borçlanma hakları olduğunun tesbiti ile askerlik borçlanması bedelinin ödenmesini müteakip ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemişler, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, Sosyal Güvenlik Sistemimizde sigorta kollarından birini oluşturan ölüm sigortasından yararlanabilmek için yasada gösterilen koşulların oluşması zorunludur. Davanın kanuni dayanağını oluşturan 2926 S. Yasa'nın 23. maddesindeki 3 tam yıl sigorta primi ödeme koşulunu 619 S. K.H.K. 5 yıla çıkarmış ise de, anılan bu K.H.K.'de Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile yürürlükten kalkmıştır. Ne var ki, 4956 S. Yasa'nın 54. maddesi ile 2926 S. Yasa'ya Ek Madde 3 olarak eklenen hükme göre, 1479 s. Yasa'nın 41. maddesinin 2926 S. Yasa'ya tabi sigortalılar hakkında da uygulanacağı belirtilmiş, anılan kanunun 21. maddesi ile de 1479 s. Yasa'nın 41. maddesindeki ölüm aylığı bağlanabilmesi için gerekli sigorta primi ödeme süresi 5 yıla çıkarılmıştır. Yine aynı kanunun 57/b maddesinde bu değişikliğin 619 S. K.H.K.'nin yürürlükten kalkma tarihi olan 08.08.2001 gününden itibaren geçerli olacağı belirtilmiştir. Ancak, 1479 s. Yasa'nın 4956 S. Kanun ile değişik 41. maddesinin (a) bendinin yürürlüğe giriş maddesi olan 4956 S. Yasa'nın 57/b maddesinin iptali için 11.03.2004 gününde Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusunda bulunulmuş, Anayasa Mahkemesi'nin 24.06.2004 tarih ve E:2004/18, K:2004/89 S. Kararı ile 4956 S. Yasa'nın 57. maddesinin (b) bendinin, 1479 s. Yasa'nın 41. maddesinin birinci fıkrasının 4956 S. Yasa'nın 21. maddesi ile değiştirilen (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptal edilmesine karar verilmiştir. Bu husustaki iptale ait karar henüz Resmi Gazetede yayımlanmamış bulunmaktadır.
Şu duruma göre, sözü edilen ölüm sigortasına ait ilk düzenleme ile konuyu yeniden düzenleyen ikinci düzenleme ve üçüncü düzenlemenin de yürürlüğünü geriye götüren maddesi birlikte yürürlükten kalkmış ve ortaya kanuni bir boşluk çıkmıştır. Devlet yaşamında kanuni boşluktan söz edilemeyeceğine ve belirli olaylara uygulanması gereken kuralların zorunlu olarak kabulü gerekeceğinden, başka bir anlatımla, devletin devamlılığı ilkesinden hareketle sonuca gidilmesi gerekeceğinden, uyuşmazlıkların kanuni boşluk sebebiyle askıda bırakılması düşünülemez. Esasen Medeni Kanun'un 1. maddesi de bu yönde evrensel nitelikli bir kural kabul etmiş ve gereğinde hakime kanun koyucu gibi kural kabul etme yetkisi vermiştir. Mahkeme, uyuşmazlıkta yürürlük tarihi ile ilgili maddesi iptal edilen üçüncü düzenlemedeki kurala göre sonuca gitmiştir. Bu durumda, öncelikle ortada bir kanuni boşluğun bulunduğunun kabul edilmesi ve buna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, kanuni boşluk bulunduğuna göre ölüm sigortası yönünden hangi kuralın esas alınacağı sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu yönde kanunun belirlediği ilk biçimdeki 3 tam yıl sigorta primi ödeme koşulu, 619 S. K.H.K. ile ortadan kaldırılmış ve bu süre 5 yıl olarak kabul edilmiştir. 5 senelik sigorta primi ödeme süresini öngören 619 S. K.H.K.'de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmekle artık uygulanma niteliğini yitirmiştir. 4956 S. Yasa'nın 5 tam yıl sigorta primi ödeme koşulu getiren maddesinin yürürlük tarihi de Anayasa Mahkemesi'nce iptal olunduğundan 5 tam yıl sigorta primi ödeme koşulu anılan kanunun Resmi Gazetede yayımı tarihi olan 02.08.2003 gününden sonra ölen sigortalıların hak sahipleri için geçerli olacaktır.
Her ne kadar 3 senelik sistem yürürlükten kaldırılmış ise de, kanuni boşluk bulunması veya düzenlemenin yeterince açık olmaması gibi durumlarda sigortalı yararına kuralların yorumlanması şeklindeki sosyal güvenlik ilkesinden hareketle sonuca gidilmesi işin özüne ve adalet kurallarına uygun düşecektir. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi'nin 619 S. K.H.K.'yi iptal kararından önce yürürlükte bulunan ve hak sahipleri lehine olan hükümler göz önünde bulundurularak sonuca gidilmesi sosyal güvenlik ilkelerine uygun düşecek ve davacı hak sahipleriyle birlikte aynı halde bulunan kişilere sağlanmış olan haktan davacıların da yararlandırılması yerinde olacaktır. Bu nedenle, olayda davacıların yararına bulunan ve kanunun ilk düzenleme şeklindeki koşulların, yani 3 tam yıl sigorta primi ödemiş olmak koşulunun uygulanması gerekecektir.
Somut olayda, 07.09.2002 gününde ölen davacıların murisi, 01.02.2000-07.09.2002 tarihleri arasında 2926 S. Kanun uyarınca tarım Bağ-Kur sigortalısı olup, 2 yıl 7 ay 6 tarih hizmeti mevcuttur. Ayrıca, 15.05.1995-30.06.1995 tarihleri arasında 1 ay 10 tarih Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi sigortalılığı bulunmaktadır. Bunların üzerine 1 yıl 3 ay 10 günlük askerlik süresinin borçlanılıp, bedelinin kurum veznesine yatırılmasından sonra toplam prim ödeme tarih sayısı 3 yıl 11 ay 26 tarih olacağı için ölüm sigorta kolundan davacıların aylığa hak kazanacağı ortadadır. Anlatılan bu hususlar tamamlandıktan sonra, mahkemece, davacılara askerlik borçlanması bedelinin ödendiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesi gerekirken, mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacılara iadesine, 14.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy