(5846 S. K. m. 1/B, 2, 8, 20, 21, 68, 70) (11. HD. 21.12.2004 T. 2004/2772 E. 2004/12672 K.) (YHGK. 11.05.2011 T. 2011/11-205 E. 2011/305 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.5.2011 tarih ve 2008/67-2011/108 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.6.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. E. G. davalı vekili Av. TRT Kurumu Başkanlığı vekilleri Av. C. S. ve Av. A. Y. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi M. A. B. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan bu yana tiyatro televizyon ve sinema alanlarında faaliyette bulunduğunu, kadın erkek ilişkileri üzerine bilimsel anlayış ve gülmeceyi birleştirerek, çözüm önerilerinin de sunulduğu bir televizyon programı hazırladığını, program formatını Ah Şu Kadınlar Ah Şu Erkekler/Ateşle Barut adıyla kayıt ettirdiğini ve bu şekilde eser sahibi olduğunu, söz konusu program formatının davalı bünyesinde yayınlanması için davalıya teklifte bulunduğunu, yapılan görüşme olumlu sonuçlanmasına karşın müvekkiline yanıt verilmediğini, daha sonra müvekkiline ait program formatının çok benzer bir şeklinin TRT 1 kanalında Ademler ve Havvalar adı ile yayınlandığını, müvekkili tarafından çekilen ihtarnameye rağmen olumlu bir sonuç alınamadığını ileri sürerek, davalının tecavüzünün önlenmesine, davalı yayınının durdurulmasına, F.S.E.K.'nın 68. maddesi uyarınca şimdilik üç kat tazminattan 5.000 TL'lik kısmın, 20.000 TL manevi tazminat ve davalı kurumun yayın sebebiyle elde ettiği gelirlerden 5.000 TL'lik kısmının yayın tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davalı kurumun elde ettiği karın hesap edilip verilmesine dair talebinden vazgeçtiğini bildirmiş, verdiği ıslah dilekçesi ile 68. madde gereğince talep ettiği tazminat bedelini 800.000 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait program formatının eser mahiyetinde olmadığını, müvekkilinin yayınladığı programın Piyale Madra isimli sanatçının eserinden alındığını ve kendisine telif ücreti ödendiğini, program yapımcısının uzun yıllardan bu yana davalı bünyesinde görev yapan D. Şahin olduğunu, davacıya ait program formatıyla müvekkili kurum tarafından yayınlanan programın gerek içerik gerekse dekor ve tasarım itibariyle birbirinden farklı olduğunu, program formatlarının eser olarak değerlendirilip, korunmasının mümkün olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait program formatının eser koşullarını taşıdığı, F.S.E.K.'nın 8. maddesi kapsamında korunmasının gerektiği, davalı kurumca davacı tarafından üretilen formattan izinsiz olarak serbest yararlanma ölçülerinin ötesinde benzerlikler taşıyan Ademler ve Havvalar adlı programın üretilmesi ve yayınlanması suretiyle davacının haklarının ihlal edildiği, davacı eser sahibinin ürettiği televizyon program formatı üzerinde F.S.E.K.'nın 20. maddesinde düzenlenen mali haklara sahip olduğu, 21. madde uyarınca işleme suretiyle faydalanma hakkının da davacıya ait olduğu, bununla birlikte davaya konu olayda davalı eyleminin işleme hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, nitekim davalı kurum tarafından yayınlanan programın tam da davacının formatıyla ayrı türde olduğu ve tipik bir işlemeden söz edilemeyeceği ancak davalı kurum tarafından bilirkişi raporlarıyla intihal olarak teşhis ve tespit edilen eylemin davacının mali haklarını televizyon program formatının davacı ismi belirtilmek suretiyle televizyondan yayınlanması hakkını ihlal ettiği, davacının ihlal edilen münhasır hakları için davalıdan mali ve manevi taleplerde bulunabileceği, ihlal edilen manevi haklar için de 70. madde uyarınca manevi tazminat talep edebileceği, nitekim davalı kurumun yayınladığı programda eser sahibi olarak davacın adının geçmediği, davacının 68. maddeye dayalı talebinin Sesam meslek birliğinin bildirdiği minimum rayiç bedelle oluşturulan son bilirkişi kurulun öngördüğü rayiç bedeli olan bölüm başına 2.000 TL esas alınarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle davalının yayınladığı Ademler ve Havvalar adlı televizyon programının davacının eser sahibi olduğu Ah Şu Kadınlar Ah Şu Erkekler/Ateşle Barut adlı televizyon programından doğan mali ve manevi haklarına tecavüz oluşturduğunun, intihal suretiyle hazırlanıp yayınlandığı tespitine, ileriye dönük muhtemel yayınlarının önlenmesiyle tecavüzün giderilmesine, F.S.E.K.'nın 68. maddesi uyarınca üç kat tazminat kapsamında fazla hakları saklı kalmak kaydı ile 800.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın 18.9.2006 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının elde ettiği kar ile ilgili talebinden feragati sebebiyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, davaya konu program formatının bilirkişi raporu doğrultusunda F.S.E.K.'nın 2. maddesi kapsamındaki ilim ve edebiyat eseri olduğu kabul edilmiştir.
Yine, mahkemece, davacının dayandığı TV formatıyla davalı kurum kanalında yayınlanan programın, bir çok bakımından büyük ölçüde benzer oldukları, böylece F.S.E.K. 8. maddesi uyarınca eser üzerinde hak sahibi olan davacının mali haklarının ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.
Ancak, bir fikri ürünün 5846 Sayılı F.S.E.K.'de sayılan eser türlerinden birisine dahil edilen eserlerden olduğunun kabul edilebilmesi için aynı Kanunun 1/B-(a) bendi uyarınca sahibinin hususiyetini taşıması gereklidir. Davacının dayandığı TV program formatının da ilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirilebilmesi ve korunması için hiç şüphesiz ki hususiyet unsurunu haiz olması gerekli ve zorunludur. Bir fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıyan eser olup olmadığının tespiti ise, hakimin hukuki bilgisi dışında kalan özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu hususta konunun uzmanı ya da uzmanlarından oluşan bilirkişi görüşü alınmalıdır. Nitekim Dairemizin 21.12.2004 tarih, 2772/12672 Sayılı ve 5.3.2007 tarih, 927/3892 Sayılı kararlarıyla Yargıtay H.G.K.'nun 11.5.2011 tarih ve 205/305 Sayılı kararları da bu yöndedir.
Mahkemece de bu konuda bilirkişi görüşüne başvurulmuş ise de, üç ayrı bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemenin de davaya konu program formatına dair detaylı değerlendirmeler içermediği ve kapsamları itibariyle genel ve soyut ifadelerle eser sayılmanın temel koşullarının tekrarından ibaret açıklamalara yer verildiği anlaşılmaktadır.
5846 Sayılı F.S.E.K. hükümleriyle eser sahibine sağlanan fikri hak koruması fikrin bizatihi kendisine dair olmayıp onun ifade ediliş biçimine ilişkindir. (Dairemizin 3.12.2007 tarih ve 12890/14256 Sayılı ve 23.6.2008 tarih ve 6510/8309 Sayılı kararları) Öte yandan, sözü edilen fikri hak koruması hangi biçimde açıklandığına bakılmaksızın fikir, usul, yöntem, işletme metodu, kavram, prensip, buluş ve keşifleri de kapsamaz. Mahkemece yukarda yazılı gerekçeyle davacının dayandığı TV program formatının, sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat eseri olduğu kanaatine varılmışsa da, yukarda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere karara dayanak bilirkişi raporları davacıya ait program formatının eser niteliğinde olup olmadığına dair yeterli açıklamaları içermekten uzaktır. Bu durumda, davacının dayandığı TV formatında yer alan ve program yayını ve akışına dair olduğu ifade edilen detaylı açıklamaların esasen bir yöntem, iş yapma metodu veya benzeri bir usule dair açıklama mahiyetinde olup olmadığı ya da bu açıklamalar da dahil olmak üzere anılan TV program formatı metninin bir bütün halinde F.S.E.K. 1/B-(a) ve 2/2 maddeleri anlamında sahibinin hususiyetini taşıyan bir ilim ve edebiyat eseri olup olmadığı hususlarında, içlerinde TV program yapımcılığı alanında uzman bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden görüş alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy