(818 S. K. m. 355) (2004 S. K. m. 254, 255) (Ticaret Sicili Tüzüğü m. 51) (YHGK 09.10.1991 T. 1991/15-340 E. 1991/467 K.) (11. HD. 27.12.2004 T. 2004/3503 E. 2004/12867 K.)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış, eksiklik sebebiyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan mahrum kalınan kira alacağı talebine ait olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı arsa sahibi tarafından açılan davada taraflar arasında düzenlenen 29.03.1996 günlü kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre zamanında bitirilmeyen 18 dükkan, 20 mesken için mahrum kalınan kira bedeli 292.600,00.-TL. nin davalıdan tahsili talep edilmiş, mahkemece davalı şirketin iflasına karar verilip daha sonra iflasın kapatıldığı, iflasına karar verilen davalının davacı vakıftan 21 adet tapu alacağı olduğu, davacı vakıf idaresinin bu 21 adet bağımsız bölümün yüklenici şirket adına tescilini yaptırarak alacağının tahsili için icraya satışının istenebileceği, böylece zararın artmasını önleyebileceği, sözleşmeyi ileriye etkili olarak feshedebileceği, davanın hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda inşaatın sözleşmede kararlaştırılan sürede bitirilmediği ihtilafsız olup, yüklenici işin geç teslimi halinde cezai şartı eksiksiz ödemeyi üstlenmiştir. Bu sebeple arsa sahibi sözleşmeyi feshe zorlanamaz (Emsal HGK 1991/15-340 1991/467 09.10.1991 günlü kararı). Sair taraftan dava tarihi itibariyle yüklenicinin acze düştüğüne ait delil de bulunmadığından davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı vardır. Dava tarihi itibarıyla davacının mahrum kalınan kira alacağı talebinin değerlendirilmesi gerekir.
Dava dosyasından davalı hakkında yargılamanın devamı sırasında iflas kararı verilerek kararın kesinleştiği ve iflas takip işlemlerinin sonucunda herhangi bir mal varlığı bulunmadığından İİKnun 254. maddesi gereğince iflas dairesince iflasın kapatılmasına karar verildiği ve mahkemece de iflasın kapanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu halde iflasın kapatılması kararı ile iflas idaresinin görevi sona ereceği gibi Ticaret Sicili Nizamnamesinin 51. maddesine göre şirketin bütün sicil kayıtlarının sicil memurluğunca resen silineceği açıktır (Emsal Yargıtay 11. HD. 27.12.2004 tarih 2004/3503 E. 2004/12867 K., 10 HD. 22.09.2003 tarih 2003/5392 E. 2003/5880 K. s. ilamları). Bu sebeple mahkemece yapılacak iş öncelikle davada kanuni hasım sıfatı kalmadığı anlaşılan davalının İİKnun 254 ve 255. maddelerindeki hükümlerde dikkate alınarak yeniden kanuni hasım sıfatını kazanmasını teminen alacaklıya, iflasın kapatılması kararını veren mahkemeden iflasın kapanması hakkındaki kararın kaldırılması bakımından dava açması için süre verilmesi, bundan sonra yukarda açıklanan gerekçelere göre davacının mahrum kalınan kira alacağı talebinin değerlendirilerek olumlu ya da olumsuz bir karar vermekten ibaret iken yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 29.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy