(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 381, 388, 390) (HGK. 28.05.2008T. 2008/10-402 E. 2008/411 K.) (CGK. 25.05.1999 T. 1999/6-135 E. 1999/135 K.)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 02.05.2007 gün ve 2004/427 E., 2007/144 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 10.03.2008 gün ve 2007/7896 E., 2008/2260 K. sayılı ilamı ile;
(... Dava, takibe konu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Tefhim edilen kısa kararı imzalayan katip ile gerekçeli karar altında imzası bulunan katibin farklı olduğu anlaşılmıştır. Bu durum, HUMK.'nun 381/2, 388/1. ve 390. maddeleri hükümlerine aykırılık oluşturduğundan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili, takibe konu senetten dolayı borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir
Yerel Mahkeme, davanın reddine karar vermiş, davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıdaki gerekçe ile bozulmuş, Yerel Mahkeme gerek gerekçeli kararın, gerekse tefhim edilen kısa karara ilişkin duruşma tutanağının, HUMK. 388/1. ve 390. maddesi gereğince imzalandığı, aynı zabıt katibi tarafından imzalanmasının yasal bir zorunluluk olarak öngörülmediği gerekçesi ile kararında direnmiştir.
Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın aynı katip tarafından imzalanmasına gerek olup olmadığı noktasındadır.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381. maddesi Mahkeme, hazır olan tarafın iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder.
Kararın tefhimi, en az 388 inci maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.
Zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak onbeş gün içinde yazılması gerekir. şeklindedir.
HUMK m.388/1.de, kararın hangi hususları kapsayacağı tek tek sayılmış olup, 1.bentte Kararı veren mahkeme ile hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği, 5.bentte Kararın verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin imzalarının bulunması gerektiği belirtilmiş, HUMK m.390'da ise Yazılan kararların ziri kararı veren hakimlerle zabıt katibi tarafından imza olunur. hükmüne yer verilmiştir.
HUMK 381. maddede belirtildiği gibi, son duruşma ile gerekçeli kararın yazılması farklı iki işlem olup, her iki işlemi yapan tutanak katibinin aynı olması zorunlu değildir. Her bir işlem yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde görüleceği üzere kararı veren hakimler ile tutanak katipleri tarafından imzalanması gerekir. Buradaki tutanak katibi her bir işlemi yapan tutanak katibidir. Son duruşmayı yapan tutanak katibi tuttuğu tutanağın altını imzalayacak, gerekçeli kararı yazan tutanak katibi de yazmış olduğu gerekçeli kararın altını imzalayacaktır. Hükmün gerekçesinin duruşmaya katılan dışında bir tutanak katibince yazılıp imzalanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Neuchatel Kanton Mahkemesi'nin 09 Haziran 1964 tarihli kararında; ...hükmü imzalayacak zabıt katibinin celselere iştirak etmiş katip olması gerekmez... sonucuna varılmış olup (Mehmet Akif Tutumlu'nun, Hukuk Yargılamasında Hüküm ve Gerekçeli Karar isimli 2007 basım tarihli eserinin 330. sahifesi) aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.05.2008 gün 2008/10-402 E., 2008/411 K.sayılı ilamı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.05.1999 gün 1999/6-135 E., 1999/135 K.sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Somut olayda kısa kararın verildiği duruşmaya katılan tutanak katibi ile gerekçeli kararı yazan tutanak katibi aynı olmamakla birlikte her birinin yapmış olduğu işlemde, yani tuttukları tutanakta ad, soyad ve sicil numaraları bulunmakta olup, kendi yaptıkları işlemin altını imzalamışlardır. HUMK. m. 390.maddesinde aynı zabit katibi tarafından imzalanmasının gerektiğine dair bir ibare olmadığı gibi, bu zorunluk açık bir şekilde sadece hâkimler yönünden getirilmiştir. Aynı mahkemede çalışan birden çok zabıt katiplerinden biri ile gerekçeli kararın yazılıp imzalanması durumunun, kararların güvenirliğine de nakise getirmez. O halde yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır. HUMK. nun 381 ve 388.maddelerinde aranan şartlar yerine getirilmiştir. Bu nedenle direnme kararı yerindedir.
Ne var ki davacı vekilinin sair temyiz nedenleri özel dairece incelenmemiş olduğundan, dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan dosyanın davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için 19. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 22.10.2008 gününde oyçokluğu ile ikinci görüşmede karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy