(6762 S. K. m. 68) (3182 S. K. m. 36) (5411 S. K. m. 62) (4389 S. K. m. 10) (11. HD. 18.10.2004 T. 2004/820 E. 2004/9907 K.) (11. HD 11.01.2010 T. 2008/8695 E. 2010/154 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 7.5.2008 tarih ve 2007/174-2008/169 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 25.4.1979 tarihinde doğumundan hemen sonra babasının davalı bankanın Ceyhan Şubesi'nde 36691 numaralı küçük adına cari hesap cüzdanı ile hesabı açtırdığını, hesapta 1980 yılında 1000 TL bakiye olduğunu, müvekkilinin hesaptaki paranın ödenmesi için davalı bankaya başvurduğunda hesabın 10 yıl işlem görmemesi nedeni ile TC. Merkez Bankası'na devredildiğini ve zamanaşımına uğradığının beyan edildiğini, hesap reşit olmayanlar için açılan cari hesap olduğu için zamanaşımı süresinin küçüğün reşit olduğu tarihten itibaren başlaması gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı bankadan olan alacağının ve uğradığı zararın tespit edilmesini ve bu zararın şimdilik 2 000,00 YTL'lik kısmın hesap tarihinden itibaren işleyecek kademeli ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Ö. S. adına açıldığı iddia edilen hesaba kayıtlarda rastlanmadığını, hesabın hareket görmemesi sebebiyle zamanaşımına uğrayarak T.C. Merkez Bankası'na devredilmiş olabileceği ya da yasal temsilci tarafından çekilmiş olabileceğini bildirilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hesabının açıldığı tarihte yürürlükte olan 7129 Sayılı Kanunun 31. maddesinin 2 fıkrasında 10 sene aranılmamış hesaplardaki paranın T.C. Merkez Bankası'na tevdi olunacağının düzenlendiği, 7129 Sayılı Kanunun 2.5.1985 tarihinde yürürlükten kalktığı, davacının zamanaşımı dolmadığı iddiasının 3182 Sayılı Kanunun 36/4 maddesinden kaynaklandığı, 3182 Sayılı Kanunun da 1.11.2005 tarihinde yürürlükten kalktığı, 5411 Sayılı Kanunun 62. maddesinde, Bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, her hangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde davalı banka ve merkez bankasından gelen yazı cevaplarında son işlem tarihinden itibaren (25.4.1979) 10 yıldan fazla süre geçmesi nedeni ile bilgi ve belge mevcut olmadığı bildirildiğinden, söz konusu hesabın muris tarafından kapatılmış olabileceği de göz önüne alındığında davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın Ceyhan Şubesi'nde 14.2.1980 tarihinde davacı adına açılan hesapta bulunan 1.000 TLnin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili davanın zamanaşımına uğradığını savunduğu gibi, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacıya ait mevduatın bulunmadığını da savunmuştur.
Bankalar Kanunu'nun 10/3. maddesi uyarınca davacının mevduat hesabındaki parayı talep etme hakkı sınırlandırılamaz. Öte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını taşıyan hesap cüzdanı (küçük cari hesap defteri), müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir. Banka, hesap cüzdanındaki mevduat miktarınca müşteriye karşı borçlu olup, bunu kanun ve sözleşme hükümlerine göre, geri ödemekle yükümlüdür. Somut olayda banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının mevduatına rastlanılmamış olmasında davacıya atfı kabil bir kusur bulunmamaktadır. Kaldı ki bankaca davacının mevduatında bu miktar paranın bulunmadığı veya hesap cüzdanının sahteliği ileri sürülmemiştir.
Davacı adına hesabın açıldığı 14.2.1980 tarihinde yürürlükte bulunan 7129 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 31. maddesine göre, her türlü mevduat emanet ve matlubattan son talep muamele veya mudiin herhangi bir şekildeki yazılı talimat tarihinden itibaren 10 sene geçtiği halde sahipleri tarafından aranılmamış olanları, bu müddetin hitamını takip eden takvim yılı başından 6 ay içinde banka ve müesseseler tarafından sahiplerinin isim ve hürriyetleri ve malum olan adresleri ve haklarının faizleri ile birlikte baliğ olduğu miktarlar gösterilmek sureti ile tanzim edilecek bir cetvel ile Maliye Vekaleti emrine T.C. Merkez Bankası'na tevdi olunur. Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesinde ... Bankalar nezlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması halinde, yapılacak ilanı müteakiben Fona gelir kaydedilir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Kurulca belirlenir. şeklinde düzenlenmiştir.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatların yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemizin uygulamaları da bu yöndedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.10.2004 tarih ve 2004/820 E. 2004/9907 K. sayılı ilamı, 11.1.2010 tarih ve 2008/8695 E. 2010/154 K. sayılı ilamı).
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı definin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekir. Yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca bir işlem yapıldığı ve hesaptaki paranın davacının yasal temsilcisi tarafından çekildiği iddiası davalı tarafça kanıtlanmadan sadece T.T.K.nun 68/son maddesi hükümlerine dayalı savunma ile mevduatta bulunan paranın ödenmesinden kaçınılamaz. Davalının ticari defterlerle ilgili savunmasının elinde banka cüzdanı bulunan davacının hakkını ileri sürmesine engel teşkil etmesi de mümkün değildir. Mahkemece, anılan yönler gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy