(765 S. K. m. 2, 503, 522) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 309) (YCGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.) (Yargıtay 10 CD 13.10.2005 T. 2005/10431 E. 2005/12718 K.)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık T. Aslan'ın 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 503/ilk, 522. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 6 gün hapis ve 9.707.500 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.1995 tarihli ve 1993/1209 Esas, 1995/1125 sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan Kanun'un lehe olmadığından bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair, aynı Mahkemenin 30.06.2005 tarihli ve 1993/1209 esas, 1995/1125 sayılı ek kararını, dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddeleri uyarınca, yeni kanunun belirlenmesi ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin kararların verilmesinde;
Karar: 5252 Sayılı Kanun'un 9/3. maddesindeki Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir şeklindeki düzenleme karşısında, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.10.2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilamında belirtildiği üzere, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hallerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi yada artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hallerde, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde evrak üzerinde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 30.12.2005 gün ve 57759 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 27.02.2006 gün ve YE.200610043 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/162-173 ve 07.02.2006 gün ve 2006/11-12 sayılı kararlarında açıklandığı gibi, 01.06.2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan 765 Sayılı TCK. nun 2/2. maddesinde olduğu gibi, aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK. nun 7/2. maddesinde de suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanunun uygulanarak infaz olunacağı hükmü yer almaktadır. Anılan yasalar arasındaki uyum sorununu gidermek ve uygulama ilkelerini belirlemek amacıyla 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde lehe yasanın derhal uygulanacağı hallerde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde karar verilebileceği benimsenmek suretiyle asıl alanın duruşma yapılması olduğu hükme bağlanmıştır. Maddede de sözü edilen halleri eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerdir. Buna göre, mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini, takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya cezanın bireyselleştirilmesi gerektiği hallerde duruşma açılarak taraflar dinlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Yerel mahkemece, lehe yasanın tespiti amacıyla yapılan incelemede, 5237 Sayılı TCK. nun ilgili hükümleri olaya uygulanırken temel cezanın takdir ve teşdit kullanılarak tespit edilmiş olması ve cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin hükümlerin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması karşısında, duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden savunma hakkını kısıtlar şekilde dosya üzerinde karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde bulunmakla, Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2005 gün ve 1993/1209 Esas, 1995/1125 Karar sayılı ek kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, gereğinin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine 20.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy