(2004 S. K. m. 72) (4077 S. K. m. 1, 2, 3) (Yargıtay 13 HD 08.04.2005 T. 2005/167 E. 2005/5900 K.)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacılar, aralarındaki sözleşme gereğince davalının emlak komisyoncusu olarak hizmet verdiğini, komisyon ücreti olarak 1.200.000.000 TL. ve tapu masrafı olarak 800.000.000 TL. olmak üzere 2.000.000.000 TL. ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, ancak, resmi belgelere göre tapu masrafının 360.000.000 TL. olduğunun anlaşıldığını, buna rağmen davalının bakiye senet bedellerinin 440.000.000 TL. için icra takibine giriştiğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece görev benimsendikten sonra davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- 4077 s. Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa 1. maddesi ile amacı, 2. maddesi ile de kapsamı belirlenip açıklanmıştır. Yine anılan kanunun 3. maddesinde, tüketici, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi olarak tarif edilmiştir. Bu belirleme ve tanımlamaya göre kanun yalnızca hazır bir malı veya hizmeti satın alarak onu günlük yaşamında ihtiyaçlarını karşılamak için kullanan veya tüketen kişiyi korumayı amaçlamıştır. Başka bir söyleyişle, dar kapsamlı mal ve hizmet ilişkilerine konu olan, olağan tüketim işleri kanun kapsamına alınmıştır. Kanunun 3. maddesinin c fıkrasında ise, yalnızca tüketicinin konut ve tatil amaçlı olarak aldığı taşınmazlardan söz edilmiştir. Öyle olunca, bir kişinin taşınmazlarını satması veya somut olayımızda olduğu gibi taşınmaz almak için emlakçı ile yaptığı tellallık sözleşmesinin çok özel bir kanun olan 4077 s. kanun kapsamında kaldığından söz edilemez. Nitekim Dairemizin 8.4.2005 gün ve 2005/167-5900 s. kararında da aynı ilkeler kabul edilmiştir. Bu sebeple davaya bakmaya Tüketici mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermek gerekirken, işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Yukarda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 no.lu bentte açıklanan sebeplerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 2 no.lu bentte yazılı sebeplerle davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istem halinde iadesine, 08.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy