(4857 S. K. m. 18, 20, 25, 26) (9.HD. 12.09.2005 T. 2005/24429 E. 2005/29361 K.)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankanın Karaman şubesinde servis yetkilisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, 4 yıl önce bir müşteri hesabından para çekerek kredi kartına ait borcu ödemesi, bu işlemi müşteri izni olmadan gerçekleştirmesi gerekçe gösterilerek feshedildiğini, davacının bu işlemi müşteri izni ile yaptığını, aralarında kira ilişkisi olduğunu, yurt dışında olan müşterinin aynı yıl izne geldiğinde ödemenin kendisine yapıldığını, feshin haklı ve geçerli nedene dayanmadığını belirterek, feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının banka mudilerinden birinin hesabından 700 TL tutarında usulsüz işlem gerçekleştirerek, söz konusu meblağı mal edindiğini, banka müfettişince şubede yapılan inceleme neticesinde bu durumun ortaya çıktığını, davacının da ifadesinde bu durumu inkar etmediğini, bu sebeple davacının iş akdinin 4857 Sayılı kanunun 25/2 maddesi gereğince feshedildiğini, söz konusu alacağın tahsili için alacak davası açtıklarını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tanık olarak da dinlenen banka müşterisinin izni ile hesabından para çekerek kendi hesabına aktardığı, ancak davacının bankada çalışan servis görevlisi olması ve yaptığı işlemlerin bankacılık faaliyetleri doğrultusunda usulüne uygun yapılmasının gerekmesi nedeni ile davacının fesih bildiriminde belirtildiği üzere 4857 Sayılı kanunun 25/2 maddesi gereğince ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranış içerisinde bulunduğu kabul edilmekle birlikte, davacının iş akdinin feshini gerektiren olayın 4 yıl önce gerçekleştiği, işverenin fesih hakkını makul sürede kullanmadığı, davacının iş yeri dosyasında davacı hakkında başka soruşturmaların olduğu görülmekte ise de davalı tarafından bu durumun işten çıkarma gerekçesi olarak ileri sürülmediği, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından cevap nedenleri ile temyiz edilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebeplerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları sebebiyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İş görme edimini yerine getiren işçi, bu yükümlülüğünü dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa etmelidir. İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen 6 iş günlük nispi ve bir yıllık mutlak hak düşürücü süre aynı yasanın 25. maddesindeki haklı sebeplerle bildirimsiz fesihlerde uygulanacak olup, 18 ve devamı maddelerinde düzenlenen geçerli fesih hallerinde uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Dairemiz geçerli sebeple fesihte bu süreyi, makul bir süre olarak belirlemiş ve işverenin feshe konu geçerli nedeni öğrendikten sonra, fesih hakkını makul süre içinde kullanması gerektiğini, bu süre geçtikten sonra yapılan feshin geçersiz olacağını belirtmiştir (12.9.2005 gün ve 2005/24429 Esas, 2005/29361 Karar sayılı ilamı). Ancak 26. maddenin 1. fıkrasının son cümlesinde işçinin maddi çıkar sağlaması halinde fillin gerçekleşmesinden itibaren 1 yıllık süre içinde fesih hakkının kullanılması süresinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre davalı bankaya ait Karaman şubesi işyerinde servis yetkilisi olarak çalışan davacının daha önce de mudi ve müşterilerin şikayeti nedeni ile hakkında soruşturma sonucunda 9.10.2008 tarihinde ihtar cezası aldığı, 27.10.2008 tarihinde de aşırı borçlanması nedeni ile uyarıldığı, davacı hakkında 2008 yılı sonunda soruşturmaya başlandığı ve 5.5.2005 tarihinde yurt dışında olan bir banka müşterisinin hesabında 700,00 TL. yi izinsiz çekip, kredi kartı borcunun ödemesinde kullandığının tespit edilmesi üzerine soruşturma devam ederken iş sözleşmesinin feshedildiği, davacı hakkında soruşturmanın devam ettiği ve müfettiş raporu ile 2005 ve 2006 yıllarında 21 adet usulsüz bankacılık işlemlerinin tespit edildiği, zimmet nedeni ile hakkında suç duyurusunda bulunulmasının istendiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacının feshe konu olan bir banka müşterisinin hesabından izinsiz para çekip, kredi kartı borcunda kullanması eylemi, her ne kadar 4 yıl önce gerçekleşmiş ise de yeni yapılan teftiş sırasında ortaya çıkmış ve fesih hakkı yetkili makam tarafından 6 günlük süre içinde kullanılmıştır. Davacı bu işlemle menfaat temin etmiştir. Bu sebeple 4857 Sayılı İş Kanunu'ndaki bir yıllık süre uygulanmayacaktır. Davacının bu davranışının ahlak ve iyi niyet kurallarına uymadığı, mahkemenin kabulündedir. Davacının bunun dışında bir çok usulsüz işlemi saptanmış, fesihten kısa süre önce de müşteri şikayetleri ve aşırı borçlanması nedeni ile de disiplin cezaları almıştır. Davacının iş sözleşmesi ile üstlendiği sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, bankacılık işlemlerine aykırı işlemler yaptığı, doğruluk ve bağlılığa uymayan son davranışı ile de feshin haklı nedene dayandığı sabittir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalı bulunmuştur.
4857 Sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1) Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2) Davanın REDDİNE,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.000,- TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kesin olarak, 28.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy