(1475 S. K. m. 14, 98) (4857 S. K. m. 57) (4673 S. K. Geç. m. 3) (9. HD. 27.03.2006 T. 2005/29328 E. 2006/7379 K.) (9. HD. 13.04.1998 T. 1998/4280 E. 1998/6443 K.)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı fark ve faizi ile yıllık izin alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F.Benli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, Haydarpaşa Liman İşletmesinde çalışmakta iken, 50 yaşını aşmış olması ve emekliliğe hak kazanması nedeni ile iş akdinin 13.05.2002 tarihinde işverence feshedildiğini, kullanamadığı yıllık izin ücretlerin ödenmediğini, kıdem tazminatının olarak ile ödendiğini, fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanının ödeme tarihinde arttığını bu nedenle kıdem tazminatının ödeme tarihindeki tavana göre hesaplanması gerektiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı fark alacağı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının iş akdinin 13.05.2002 tarihinde emeklilik nedeni ile sonlandığını, fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanı esas alınarak belirlenen kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretlerinin davacıya ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının emekli olduğu tarihte hak kazandığı kıdem tazminatının gecikmeli ödendiği ve bu süre içerisinde kıdem tazminatı tavanının artması nedeni ile davacının kıdem tazminatı fark alacağının doğduğu, davacının bakiye yıllık izin ücret alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-) Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatının belirlenmesinde, ödeme tarihindeki kıdem tazminatı tavanının esas alınıp, alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde, Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez şeklinde kurala yer verilmiştir. Belirtilen üst sınır, genel tavan olarak adlandırılabilir. En yüksek devlet memuru da Başbakanlık Müsteşarı olduğundan genel tavan, bu görevdeki kişinin emekliliği halinde Emekli Sandığınca ödenecek olan bir yıllık ikramiye oranını geçemeyecektir.
Genel tavan, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavandır. Önelli fesih halinde önelin son bulduğu tarih tavanın tespitinde dikkate alınır. İstirahat raporu içinde iş sözleşmesinin işverence feshi halinde ise, rapor bitimi tarihi feshin yapıldığı tarih sayılacağından, bu tarihteki tavan gözetilmelidir. İşverence ihbar öneli tanınmaksızın işçinin iş sözleşmesinin feshine rağmen ihbar tazminatının ödenmemiş olması durumunda, önel süresi içinde meydana gelen tavan artışından işçinin yararlanabileceği Dairemizce kabul edilmektedir. (Yargıtay 9.H.D. 13.4.1998 gün 1998/4280 E. 1998/6443 K.)
İşçinin işe iade kararı üzerine süresi içinde başvurmasına karşın, işverence işe başlatılmaması halinde, fesih işe başlatmama tarihinde gerçekleşeceğinden, kıdem tazminatı tavanı işe başlatmama tarihine göre belirlenmelidir.
Mevsimlik işlerde, işçinin iş sözleşmesinin mevsim sonu itibarıyla feshedilmesi halinde kıdem tazminatı tavanı anılan fesih tarihine göre belirlenmelidir. Ancak, mevsim sonunda fesih yerine iş sözleşmesinin askıya alındığı durumlarda, yeni sezon çalışma süresinin başlangıcında işçinin işe çağrılmaması halinde, iş sözleşmesi işe çağrılmamak suretiyle feshedilmiş sayılacağından işe çağrılması gereken tarihteki tavan gözetilmelidir.
İşçinin fesih tarihinde raporlu olmasına rağmen iş sözleşmesinin feshedildiği bildirilmişse, fesih sonuçlarını doğurur ve feshin gerçekleştiği andaki kıdem tazminatı tavanı gözetilir.
Özel tavan ise 1475 sayılı Kanunun 14/6 maddesinde öngörülmektedir. Buna göre, işçinin iş sözleşmesinin yaşlılık veya malullük aylığına hak kazanması ve T.C. Emekli Sandığına tabi olarak hizmetlerinin bulunması durumunda, son kamu kurumu işverenince Emekli Sandığına tabi hizmetleri için ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı, anılan kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktarı geçemez. Bir başka anlatımla işçiye ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı o işçinin Emekli Sandığına tabi hizmetleri karşılığında kendisine ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesini aşamaz. Bu özel tavan, işçinin yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihi esas alınarak belirlenir. Dairemizin istikrar kazanmış olan uygulaması bu doğrultudadır. (Yargıtay 9.HD. 27.3.2006 gün 2005/29328 E, 2006/7379 K.)
Kıdem tazminatının tabanını 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde öngörülen her yıl için otuz günlük ücret oluşturur. Aynı maddede otuz günlük sürenin hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine olarak arttırılabileceği öngörülmüştür.
4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlülüğü öncesinde, 1475 sayılı Yasanın 98/D maddesi uyarınca, kıdem tazminatının yasaya aykırı olarak ödenmesi cezai yaptırıma bağlanmıştı. Sözü edilen hüküm 4857 sayılı İş Kanunu döneminde yürürlükten kaldırılmış olsa da, tavanı öngören 14 üncü madde halen yürürlüktedir. Buna göre kıdem tazminatı tavanını öngören kuralın mutlak emredici olduğu kabul edilmelidir. Öğretide kıdem tazminatı tavanını bertaraf eden sözleşme hükmünün batıl olduğu görüşü ileri sürülmüştür. (Akyiğit, Ercan: İş Kanunu Şerhi, 2. Baskı Ankara 2006 s. 2486; Mollamahmutoğlu, Hamdi: İş Hukuku, 3. bası, Ankara 2008, s. 838; Çelik, Nuri: İş Hukuku Dersleri, 21.bası, s. 316.; Şahlanan, Fevzi: Kıdem Tazminatı Tavanının Mutlak Emrediciliği, Sicil, Sayı 12, s. 44)
Dairemizce de kıdem tazminatı tavanının yasada emredici şekilde düzenlendiği ve işçi yararına olsa da tavanı arttıran ya da tümüyle ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak yasayla aksine imkan veren hallerde tavanın aşılması, geçersizlik sonucunu doğurmaz. Örneğin 22.10.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5004 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinde, bazı kurumlar yönünden belli bir süre içinde kendi isteği ile işten ayrılacak olanlara ve işverence iş sözleşmesi belli bir zaman dilimi içinde feshedilmiş olanlara kıdem tazminatının % 20 fazlasıyla ödeneceği kurala bağlanmış olmakla,
% 20 fazlasıyla ödeme yönünde açık kural sebebiyle kıdem tazminatının aşıldığı sonucuna varılamaz. Yine, 406 sayılı Yasanın geçici 4 üncü maddesine göre, kıdem tazminatının % 30 fazlasıyla ödeneceğine dair kurallar kıdem tazminatı genel tavanının uygulanmasının istisnasını oluşturur.
Bununla birlikte, işçinin 5434 sayılı Yasaya tabi hizmetlerinin tamamı için kıdem tazminatı ödeneceğini öngören yasa, ya da sözleşme hükümleri 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin altıncı fıkrasındaki özel tavanı bertaraf etmez. 4673 sayılı Yasanın geçici 3 üncü maddesinde, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak çalışıp da iş mevzuatına tabi statüye geçmiş yada geçecek olanların iş akitlerinin, kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermesi halinde, Türk Telekom'da ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödeneceği kuralı getirildiğinden, Dairemizce işçinin ilgili kurum ile diğer kamu kurumlarında geçen hizmetlerinin kıdem tazminatı yönünden birleştirilmesi gerektiği kabul edilmiş, ancak 5434 sayılı Yasaya tabi dönemin 1475 sayılı Yasanın 14/6 maddesindeki özel tavana göre hesaplanması gerektiği sonunca varılmıştır. (Yargıtay 9.HD. 8.4.2003 gün 2002/21820 E. 2003/5911 K.)
Somut olayda; davacının iş akdi 13.05.2002 tarihinde feshedilmiş olup davalı işveren tarafından fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanı üzerinden hesaplama yapılarak 21.06.2002 tarihinde kıdem tazminatı ödemesi yapılmıştır. Fesih tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen sürede kıdem tazminatı tavanı ise artarak, ödeme tarihi itibari ile 1.103.54 TL olarak belirlenmiştir. Taraflar arasında fesih tarihinde geçerli olan Toplu İş Sözleşmesinin 87 maddesinde bu madde uyarınca ödenecek kıdem tazminatı hizmet ilişkisinin kesildiği ilk 30 gün içerisinde hak sahiplerine nakden veya çekle ödenir yönünde düzenleme bulunmakta ise de, bu düzenleme işverenin kıdem tazminatı yönünden temerrüde düşeceği tarihe ilişkin olup, anılan düzenlemenin ödeme tarihindeki kıdem tazminatı tavanı esas alınarak hesaplama yapılacağı şeklinde değerlendirilmesi hatalıdır. Yukarıda da belirtildiği üzere, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavan esas alınarak kıdem tazminatı miktarı belirlenir. Davacıya fesih tarihinde geçerli tavan esas alınarak kıdem tazminatı ödemesi yapıldığından kıdem tazminatı fark alacağı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy