(2004 S. K. m. 67) (9.HD. 01.06.2006 T. 2005/36953 E. 2006/1600 K.)
Dava: Davacı, itirazın iptaline, takibin devamı ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, feshin geçersizliği işe iade kararının sonuçlarından olan işe başlatmama tazminatına hak kazanmış ve davalı tarafından gelir vergisi miktarı indirilerek kalan kısmı davacıya ödenmiştir.
Dava, anılan tazminattan gelir vergisi kesilmemesi gerektiğini ileri süren davacının, bu nedenle ödenmeyen kısım için giriştiği icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
Mahkemece kısmen kabule dair verilen ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine, Dairemizin 1.6.2006 Tarih 36953 E., 16000 K. Sayılı kararı ile, taraflara idari yargı yerinde dava açmaları için mehil verilmek ve açılacak davanın sonucuna göre karar verilmek üzere bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmiş ise de; davacının Vergi Mahkemesinde açtığı dava ile ilgili davacı vekilinin ibraz ettiği karar örneği ile yetinilmiş ve davanın, davalının önceki kararı temyizinde hesapladığı miktar üzerinden kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmiştir.
Ancak; Vergi Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği belirsiz olduğu gibi, içeriğinden, davacının, gelir vergisi kesintisinden oluşan takip konusu alacak yönünden tesbit davası değil eda davası açtığı ve işe başlatmama tazminatı üzerinden ödenen gelir vergisinin davacıya iadesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bozma kararında değinilen sonucun beklenmesi hususu, dava hakkındaki kararın tüm sonuçlarıyla kesinleşmesinden sonraki sonucunun beklenmesine işaret etmektedir.
Davalı, yargılama süresince gelir vergisi miktarını ilgili Vergi Dairesine ödediğini savunmaktadır.
Bu durumda, Vergi Mahkemesi kararı kesinleştiği takdirde davacının takip konusu alacağın aslını Vergi Dairesinden geri alarak tahsil etmesi mümkün bulunduğundan asıl alacak yönünden dava konusuz kalmış olacaktır.
Bu nedenle, Vergi Mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenmeden karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy