(2709 S. K. m. 40) (5252 S. K. m. 12) (5271 S. K. m. 34, 231, 232) (5941 S. K. m. 5, Geç. m. 2) (3167 S. K. m. 16) (765 S. K. Ek. m. 2) (7201 S. K. m. 35) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 55) (10.CD 16.03.2005 T. 2005/4007 E. 2005/2776 K.)
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Y. B.'ın 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca 80.000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.05.2008 gün ve 2007/872 esas, 2008/515 karar sayılı hükmünün infazı aşamasında, 5941 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra hükümlü tarafından, aynı Kanun'un geçici 2/1-b maddesi kapsamında ödeme taahhüdünde bulunulması ve lehe olan kanunun belirlenmesinin istenmesi üzerine, aynı Mahkemenin 04.01.2010 tarihli ve 2010/15 müteferrik sayılı karar, ile hükmün infazının durdurulmasına karar verildiği; bu karara yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.01.2010 tarihli ve 2010/103 değişik iş sayılı kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 11.05.2010 gün ve 5360/30163 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2010 gün ve 2010/121815 sayılı tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi.
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Dosya kapsamına göre, suça konu çek bedelinin 150.000,00 Türk lirası olduğu, 4814 sayılı Kanun'la değişik 3167 sayılı Kanun'un 16/1-3. cümlesinde yer alan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2. maddesine göre yapılacak artırımın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 12. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesine göre verilecek para cezasının 80.000,00 Türk lirasından fazla olamayacağından 80.000,00 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmış ise de, 5941 sayılı Kanun'un geçici madde 2/1 b hükmü gereğince yapılacak taahhüt miktarının toplam çek bedeli üzerinden yapılması gerektiği, hükümlünün 21.12.2009 tarihli taahhüdünün bu miktarı karşılamadığı ve geçersiz olduğu gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin anılan kararının bozulması istenmiştir.
Yoklukta verilen infaza konu 29.05.2008 tarihli hükmün tebliğe çıkarıldığı adresin, sanığa ait olduğuna ilişkin resmi kurumlarca düzenlenen bir belgenin dosyada yer almadığı gibi; hükmün, ayrıntıları Dairemizin 16.03.2005 tarih ve 2005/4007-2776 sayılı ilamında açıklanan (Yargıtay Kararlar Dergisi, Ağustos 2005, s. 1311) Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi ile Tebligat Tüzüğü'nün 28 ve 55. maddelerinde belirten usule aykırı olarak tebliğ edildiği ve sanığın usulsüz bu tebligattan haberdar olduğuna ilişkin bir beyanın da bulunmadığı anlaşılmakladır.
Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu, başvuru yapılacak mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamına göre, infaza konu hükmün katılan vekiline tefhimi ve sanığa tebliği sırasında, kanun yolunun ve başvuru süresinin katılan vekili yönünden hükmün tefhimi ve sanık yönünden ise tebliğinden itibaren başlayacağının belirtilmemiş olması nedeniyle, sanığa ve katılan vekiline, söz konusu hususların açıkça belirtilerek ve Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak yeniden tebliğ edilmesi gerektiği, böylelikle usulüne uygun olarak taraflara bildirilmemiş olduğundan kesinleşmediği anlaşılmakta olup; kesinleşmeyen bu karardan sonra verilen infazın durdurulmasına ilişkin 04.01.2010 tarihli ek karar ile itiraz mercii kararının konusu bulunmadığından, hukuki geçerlilikten yoksun, bu nedenle de yok hükmünde olması karşısında, incelemeye konu edilmeleri olanaklı olmadığından; kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 20.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy