(Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6-1) (Dünya Ticaret Örgütü Anlaşması Eki Ticaretle Bağlantılı Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS) m. 16) (556 S. KHK. m. 7, 8) (11.HD 29.04.2005 T. 2005/4154 E. 2005/4418 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.07.2003 tarih ve 2001/439-2003/339 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2004 günde davacı avukatı Neşe T ile davalılardan M Tekstil Kot San.ve Tic.Ltd.Şti. avukatı Musa T gelip, diğer davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketçe müvekkilinin tanınmış markası "BLACK&DECKER" ile özdeş "BLACK DECKER" ve "Decker" ibaresini içeren "Harvey Decker" markalarının farklı sınıf emtialar için yaptığı marka tescil başvurusuna yönelik itiraz ve yeniden inceleme ve değerlendirme girişimlerinin davalı kurumca reddedildiğini ileri sürerek, ret kararının ve eğer tescil edilmişse davalı markasının iptalini, markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenerek sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili, markalar birbirlerine benzese de, kullanıldıkları sınıfların farklı olduğunu, tanınmış marka iddiasının belgelenemediğini savunmuştur.
Mahkemece, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı dosyasına, sunulan belgelere ve bilirkişiler kurulunun asıl ve ek raporlarına dayanılarak, davalı markalarından "Harvey Decker" markasının söyleniş, anlam, biçim, kullanıldığı sınıf ve müşteri kitlesi bakımından davacının önceden tescilli markası ile benzerlik taşımadığı, davalının tescil ettirdiği diğer marka "Black Decker" markasının ise söyleniş, anlam ve bıraktığı izlenimce davacı markası ile aynı olmakla birlikte davacı markasının hırdavat aletleri, davalı markasının ise tekstil sınıfında yer aldığı, markaların farklı tüketici kitlelerine seslendiği, orta düzeydeki alıcılarca karıştırılma olasılığının bulunmadığı, davacı markasının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/III ncü maddesi anlamında reklam gücü yüksek, kalite simgesi haline gelmiş ve sadece o malı kullanan çevrece değil, diğer çevrelerce de tanınıp bilinen bir marka olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık davacıya ait "Black&Decker" markasının tanınmış marka olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tanınmış marka kavramı iç hukuk mevzuatında ve yabancı yasalarda tanımlanmamış, bu konuya içtihatlar ve öğretide açıklık getirilmeye çalışılmıştır.
Dairemizin birçok kararında tanınmış marka, bir kişiye veya girişime sıkı bir biçimde bağlılık, güvence, kalite, reklam gücü, yaygın bir dağıtım ağına bağlı, müşteri ve diğer subjektif ilgi ve ilişkiler ayrımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredekilerce refleks halinde beliren bir çağrışım olarak tanımlanagelmiştir.
Öğretide ise, tanınmış marka kavramı ile bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunmuş markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, Paris Sözleşmesi'ne üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan yada ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markaların bir tanıma girdiği belirtilmiştir. (Bkz.Prof.Dr. Ü.Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İst-1999, Sh.379 vd.)
Ayrıca öğretide, markanın ülke ve uluslararası alanda bu niteliğe sahip olabilmesi için bir işletmeyi veya ürünlerinin hizmetlerini simgelemesi yada üstün bir niteliğe sahip olduğunun yaygın kabul görmesi gerektiği, tanınmış markanın iki işlevinin olduğu, bunlardan ilkinin her markada olduğu gibi diğer rakip mallardan ve hizmetlerden kendi mal ve hizmetini farklılaştırması, ikincisinin ise, her türlü rekabet kaygısı dışında yüksek bir kaliteyi sağlaması olduğu görüşü ortaya atılmıştır. (Bkz.Dr. H.Yasaman, Tanınmış Markalar, Halil Arslanlı'nın Anısına Armağan, İst.1978, Sh.691 vd.)
Paris Sözleşmesi'nin 1 nci mükerrer 6 ncı maddesiyle de, sözleşmenin tarafı olan ülkelerce menşe ülkede yöntemince tescil edilmiş markanın koruma göreceğini üstlendikleri öngörülmüştür.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/ (ı) maddesi de buna paralel düzenlemeyle sahibince izin verilmeyen Paris Sözleşmesi'nin 1 nci mükerrer 6 ncı maddesine göre tanınmış markaların mutlak ret nedeni olarak gözetileceğini hükme bağlamıştır.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) Tanınmış Markalar Uzmanlar Komitesi'nce tanınmış marka konusunda belirlenen ölçütler de, yapılacak marka tescil başvurularında gözönünde tutulması gerekecektir.
Yapılacak inceleme sonucunda davacı markasının tanınmış marka olduğu sonucuna varılırsa, başka mal ve hizmetler için de tescil engeli ortaya çıkacaktır.
Esasen Dairemizce öteden beri, Paris Sözleşmesi tarafı olan bir ülkede tescilli tanınmış marka ve bu markayı taşıyan ürünlerin ülkemizde hiç tanınmamış olması halinde bile sözleşmenin mükerrer 6 ncı maddesi uyarınca iç hukukta koruma göreceği benimsenmiştir.
Öte yandan, ülkemizin tarafı bulunduğu TRIPS Anlaşması'nın 16/2 nci maddesiyle tanınmışlık olgusuna daha net ölçütler getirilmiş, markanın ilgili sektörde herkesçe bilinirlik kazanmasının tanınmış marka kabulünde etken olduğu vurgulanmıştır.
Kararın dayandırıldığı bilirkişi raporunda ise, yapılan açıklamalarda yatan ilkeler ve özellikle TRIPS maddesinin 16/2 nci dikkate alınmamıştır.
Bu durum karşısında, davacı markasına ilişkin sunulan kanıtlar, diğer ülkelerdeki tescillerin içerdiği sınıflara göre en azından sektörel bazda tanınmış marka niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi, gerekirse yeni ve bu konuda bir bilirkişi kurulundan görüş alınarak, uyuşmazlığın değinilen ilkeler ışığında çözümünde zorunluluk görüldüğünden, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy