(1479 S. K. m. 24) (10. HD. 20.07.2005 T. 2005/5108 E. 2005/8346 K.)
Dava: Davacı, prim ödemelerinin isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilmesi ve 27.03.2000 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle, davacının yatırdığı primlerin isteğe bağlı sigortalılıktan sayılarak 27.03.2000 tarihinde emekliliğe hak kazandığının tespitine, davacının varsa talep edilen aylık ve sağlık hizmet bedelleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı, 06.01.2000 tarihinde Kuruma intikal eden giriş bildirgesiyle, İstanbul Umum Han Odabaşıları Esnaf Odası kaydı esas alınarak 22.03.1985 tarihi itibariyle başlatılmış ve 2000 yılı Ocak-Şubat aylarındaki prim ödemeleri sonrasında, 01.04.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
15.01.2004 tarihli müfettiş raporunda, sigortalılık tesciline dayanak alınan kaydın geçersizliğinin belirlenmesi üzerine, davacıya bağlanan aylık iptal edilerek, Ekim 2000 ayı itibariyle yersiz ödenen aylık ve işlemiş faizi toplamı olan 17.786, 50 TL davacı adına borç kaydedilip, iadesi istenmiştir.
Davacı tarafından Malatya İş Mahkemesi'nde açılarak 2005/601 E., 2006/284 K. sayısıyla karara bağlanan, yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptaliyle, aylıklarının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması ve Kuruma 17.786, 50 TL borçlu olmadığının tespiti istemli davanın yargılaması sürecinde, davanın kabulü yönünde verilen ilk karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2005/5108-8346 sayılı ilamıyla bozulmuş, bozma ilamında,
davacının geçerli bir oda kaydı bulunmadığı gibi sicil ve vergi kaydı da mevcut değildir. Primlerin geçmişe yönelik olarak ve Kurumun hatalı işlemi sonucu alınmış olması, davacıya sigortalılık hakkı bahşetmez. saptamasına yer verilmiş; uyulan bozma ilamı üzerine sürdürülen yargılama sonucu davanın reddi yönünde verilen 14.09.2006 tarihli kararda da, aynı saptamalar yer almış ve anılan karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, eldeki davada da dile getirilen borçlu olmadığının tespiti istemi yönünden kesin hükmün varlığı yönü gözetilmediği gibi; kesin hükme bağlanan dosya içeriğinde, 2000 yılı Ocak-Şubat aylarında toplu olarak yapılan pirim ödemelerinin geçmişe dönük sigortalılık süresi olarak değerlendirilemeyeceği konusundaki saptamalar ve davacının aylığının iptaline dayanak alınan müfettiş raporunda yer alan, sigortalı veya hak sahiplerinin
talepleri halinde, ilk prim ödeme tarihlerinin kuruma kayıt ve tescil tarihi olarak kabul edilmesi ve prim ödemelerinin bu tarihten sonraki tarihler için isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilmesi, neticesine göre iptal işlemlerinin yürütülmesi, yaklaşımı da göz ardı edilerek; yasal düzenlemelere açıkça aykırı olduğu belirgin bulunduğu halde, sonradan yapılan prim ödemelerinin geçmişe dönük isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak kabulünden hareketle karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy