(5277 S. K. m. 25) (5434 S. K. Ek m. 11) (5335 S. K. m. 29, 30) (2709 S. K. m. 153, 161) (5510 S. K. m. 105) (1086 S. K. m. 237) (ANY. MAH. 29.11.2005 T. 2005/6 E. 2005/93 K.) (ANY. MAH. 28.12.2005 T. 2005/146 E. 2005/105 K.) (ANY. MAH. 03.04.2007 T. 2005/52 E. 2007/35 K.) (YHGK. 27.05.2009 T. 2009/21-168 E. 2009/218 K.)
Dava: Davacı, 01.03.2005 gününden itibaren kesilen yaşlılık aylıklarının her bir ödeme tarihlerinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalı SGK Başkanlığı'ndan alınmasını istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Kendisine 01.01.1995 tarihi itibarıyla 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yaşlılık aylığı bağlanan davacı aleyhine, 01.01.2005-17.03.2005 dönemi yönünden ödenen aylıkların yasal faiziyle birlikte ve dava dışı İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nde avukat olarak çalıştığı gerekçesiyle geri alınması için davalı Kurum tarafından başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine İzmir (3.) İş Mahkemesi'ne açılan itirazın iptali davasının mahkemece yürütülen yargılaması sonunda davanın reddine ilişkin 02.03.2009 gün ve 2009/30-29 sayılı karar verildikten sonra sigortalı tarafından 08.04.2009 tarihinde işbu inceleme konusu alacak davasının açıldığı, iptal davasına yönelik hükmün, Dairemizce yapılan temyiz denetimi sonunda 11.05.2009 gün ve 2009/7071-8614 sayılı ilam ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan ve 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununun 25'inci maddesinin (f) fıkrasının ikinci paragrafında Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsler ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar., üçüncü paragrafında Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunun un ek 11'inci maddesine göre alınmış Bakanlar Kurulu Kararları 2005 yılında uygulanmaz. düzenlemeleri bulunmakta olup; anılan hükümler, kanun koyucu tarafından kabul edilip 27.04.2005 tarihinde yürürlüğe giren Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 5335 sayılı Kanunun 29'uncu maddesinin (c) bendi ile, bütçe kanunlarına bütçe ile ilgili hükümler dışında hiç bir hüküm konulamayacağı yönündeki Anayasa'nın 161'inci maddesi gözetilerek yürürlükten kaldırılmış; bununla birlikte; 5335 sayılı Kanunun 30'uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarıyla, yürürlükten kaldırılan ikinci ve üçüncü paragraf hükümleri aynen benimsenip, mülga üçüncü paragrafta yer alan Bakanlar Kurulu Kararlarının 01.01.2005 gününden önce alınmış olması durumunda uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan; 5277 sayılı Kanunun 25'inci maddesinin (f) fıkrasının iptaline ilişkin olarak yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi'nce, 29.11.2005 gün ve 2005/6-93 sayılı kararla, iptali istenen fıkranın yürürlükten kaldırılmış olması göz önünde bulundurularak, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, başvuru hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulmuş; ancak, Yüksek Mahkeme tarafından başka bir dava sonunda verilen ve 14.11.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 28.12.2005 gün ve 2005/146-105 numaralı karar ile söz konusu düzenlemeler iptal edilmiş; aynı düzenlemeleri içeren 5335 sayılı Kanunun 30'uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasaya aykırılığı iddiasıyla açılan davada ise, anılan hükümlerin Anayasa'ya aykırı olmadığı ve iptal isteminin reddi yönünde 03.04.2007 gün ve 2005/52 Esas-2007/35 Karar sayılı karar verilmiştir.
Şu durumda önemle belirtilmelidir ki; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 105'inci maddesinde sayılan uygulanmayacak maddeler arasında, 5335 sayılı Kanunun 30'uncu maddesinin yer almaması ve Anayasa'nın 153'üncü maddesi gereğince iptal kararlarının geriye yürümemesi karşısında, anılan düzenlemelerin 01.01.2005 gününden itibaren yürürlükte olduğunun ve herhangi bir yasal boşluk dönemi bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Buna göre; herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık veya emeklilik aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin, 5335 sayılı Kanunun 30'uncu maddesinde açıklanan nitelikte çalıştırılamayacakları ve görev yapamayacakları belirgin olup, emredici yasal düzenlemeye aykırı biçimde çalışanların, fiilen çalışılan döneme ait yaşlılık veya emeklilik aylıklarının davalı Kurum tarafından kesilip, yersiz ödenen aylıkların geri alınması zorunludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.05.2009 gün ve 2009/21-168 Esas-2009/218 Karar sayılı ilamında da aynı yaklaşım ve görüş benimsenmiştir.
Ayrıca vurgulanmalıdır ki; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237. maddesinde; kesin hükmün, ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerli olduğu, kesin hükmün varlığından söz edebilmek için; iki tarafın, dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerektiği belirtilmiş olup, Kurum tarafından açılan itirazın iptali davasında verilen ve kesinleşen kararın, işbu inceleme konusu dava yönünden, anılan madde anlamında kesin hüküm niteliği taşımadığı da açıktır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy